-
1 Anlass
aus diesem \Anlass bu vesileyle;das gibt \Anlass zur Sorge bu, insanı endişeye düşürüyor2) ( Gelegenheit) fırsat, vesile;bei diesem \Anlass bu vesileyle;ein willkommener \Anlass uygun bir fırsat [o vesile];jdm \Anlass geben zu... birine... için fırsat vermek -
2 Anlass
aus Anlass (G) dolayısıyla, vesilesiyle;Anlass geben zu -e fırsat vermek;ohne jeden Anlass hiçbir sebep olmadan;etwas zum Anlass nehmen zu inf bş-i -mek için fırsat bilmek ( oder vesile etmek) -
3 Gelegenheit
fırsat, vesile;die \Gelegenheit haben, etw zu tun bir şey yapma fırsatı olmak;die \Gelegenheit nutzen fırsattan istifade etmek;bei dieser \Gelegenheit bu vesileyle;wenn sich die \Gelegenheit bietet fırsat çıkarsa, vesile olursa;die \Gelegenheit beim Schopfe fassen fırsat bu fırsat demek, fırsatı ganimet bilmek -
4 Aufhänger
Aufhänger m <Aufhängers; Aufhänger> halka, askı; fam (Anlass) vesile;Aufhänger ( für einen Artikel usw) (bir makale vs için) çarpıcı bir giriş -
5 Gelegenheit
bei Gelegenheit fırsat düşerse;die Gelegenheit nutzen (oder beim Schopf packen) fırsattan faydalanmak; fırsatı değerlendirmek;die Gelegenheit verpassen fırsatı kaçırmak -
6 Aufhänger
-
7 Veranlassung
1) ( Grund) neden, sebep, vesile;keine( rlei) \Veranlassung haben, etw zu tun bir şeyi yapmak için (hiç) bir nedeni [o sebebi] olmamak -
8 Anlaß
fırsatnedenvesile -
9 Anlässe
pl.fırsatpl.nedenpl.vesile -
10 Vorwand
m.bahanem.vesile -
11 Vorwände
bahanevesile
См. также в других словарях:
vesile — is., Ar. vesīle 1) Sebep, bahane Arkadaşlar birer vesile ile dağıldılar ve beni Besim Bey le yalnız bıraktılar. M. Ş. Esendal 2) Elverişli durum, fırsat Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile, kuru üzümden iki… … Çağatay Osmanlı Sözlük
vesile aramak — bir fırsatını kollamak İkide birde içimizden birine çatmak için vesile arıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
vesile bulmak — sebep yaratmak, bahane göstermek Bir vesile bulup size takdim edilmek pek kolay bir iş oldu. H. C. Yalçın … Çağatay Osmanlı Sözlük
vesile olmak — uygun ortam oluşmak Evinde bazen namaz kılar ancak bir vesile olursa camiye giderdi. A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
vesîle — (A.) [ ﻪﻠﻴﺱو ] 1. sebep, bahane. 2. yol … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
VESİLE — (Vâsile) Bahane, sebeb. * Fırsat. * Elverişli durum. * Vasıta. Yol. * Pâye, rütbe. * Baba. * Kurbiyet. * Kendisi ile başkasına yaklaşılan şey. * Cennet te bir menzil adı. (El Vesiletü menziletün fi l Cenneti hadis i şerifi bunu te yid ediyor … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
VESİLE-İ SA'Y — Çalışma vesilesi … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
VESİLE-İ CEMİLE — Güzel sebep. Güzel fırsat … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
Nİ'ME-L VESİLE — Ne güzel sebeb, ne âlâ vesile … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MATTE — Vesile, sebep … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MÜTEVESSİL — (Vesile. den) Tevessül eden, sebep tutan, başvuran, girişen … Yeni Lügat Türkçe Sözlük