-
1 slip
n. ayağı kaymak, kayma, sürçme, yanlışlık, hata, gaf, aksilik, külot, yastık kılıfı, tasma kayışı, kayış, toprak kayması, gemi kızağı, aşı kalemi [bot.], evlat, çıta, koçan* * *1. kay (v.) 2. kayma (n.)* * *I 1. [slip] past tense, past participle - slipped; verb1) (to slide accidentally and lose one's balance or footing: I slipped and fell on the path.) ayağı kaymak2) (to slide, or drop, out of the right position or out of control: The plate slipped out of my grasp.) kaymak, sıyrılmak3) (to drop in standard: I'm sorry about my mistake - I must be slipping!) beklenen düzeyin altına düşmek4) (to move quietly especially without being noticed: She slipped out of the room.) sıvışmak, usulca...-ivermek5) (to escape from: The dog had slipped its lead and disappeared.) kurtulmak6) (to put or pass (something) with a quick, light movement: She slipped the letter back in its envelope.) usulca yerleştirmek2. noun1) (an act of slipping: Her sprained ankle was a result of a slip on the path.) kayıp düşme2) (a usually small mistake: Everyone makes the occasional slip.) ufak hata, sürçme3) (a kind of undergarment worn under a dress; a petticoat.) kombinezon4) ((also slipway) a sloping platform next to water used for building and launching ships.) kızak•- slipper- slippery
- slipperiness
- slip road
- slipshod
- give someone the slip
- give the slip
- let slip
- slip into
- slip off
- slip on
- slip up II [slip] noun(a strip or narrow piece of paper: She wrote down his telephone number on a slip of paper.) pusula -
2 gently
adv. kibarca, nazikçe, usul, uysalca, yumuşak bir biçimde, usulca* * *kibarca* * *adverb kibarca -
3 stealthily
sinsice* * *adverb usulca, çaktırmadan -
4 stealthy
adj. gizli, kaçamak, hırsızlama* * *gizlice* * *adjective (acting, or done, with stealth: stealthy footsteps.) usulca/sessizce yapılan
См. также в других словарях:
usulca — zf. 1) Yavaşça Hadi çekici al da perdeleri sök. Usulca çıkar ki duvarlar bozulmasın. M. Ş. Esendal 2) Sessiz bir biçimde Ayfer, Nuran ın düşürdüğü mendili usulca yerden aldı. M. Yesari … Çağatay Osmanlı Sözlük
üsulca — z. Ehtiyatla, üsulla, asta asta, yavaşca, ehmalca. <Məcid əfəndi:> Üsulluca hərəkət etməliydin. H. C … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
usulca — yavaşça … Beypazari ağzindan sözcükler
ildirmek — usulca koymak, bıraktığı yerin uygunluğuna bakmamak … Beypazari ağzindan sözcükler
Kurban — Infobox musical artist Name=Kurban Img capt=Members of Kurban Background=group or band Origin=Turkey Genre=Rock Years active=1995 2005 2006 Present Label=Raks Müzik, Ece Müzik, [http://www.pasajmuzik.com Pasaj] URL= [http://www.kurban.com… … Wikipedia
ezancı — is. Ezan okuyan kimse, müezzin Han kulesinden ezancı sabah ezanını okurken hancı usulca odasına girdi. N. Araz … Çağatay Osmanlı Sözlük
helalli — sf. Nikâhlı (eş) Merasim böyle bitince nikâhlım, başındaki örtüyü utanarak usulca kaldırdı zira artık helallimdi. R. H. Karay … Çağatay Osmanlı Sözlük
ilişmek — e 1) Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak Elim çiçeklere ilişti, vazo devrildi. 2) Elini sürmek, dokunmak Bir sancılı yerine dokunmuşum gibi ıstırapla: Bırak, ilişme, diye inledi. F. R. Atay 3) Bir şeyin kenarına kısa bir süre için oturmak Sonra… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kol demiri — is. Bir kapıyı kapadıktan sonra dışarıdan açılmaması için arkasına vurulan demir destek Sonra kol demirinin usulca kaldırıldığını duyduk ve aralanan kapıdan içeriye süzüldük. R. H. Karay … Çağatay Osmanlı Sözlük
sokulganlık — is., ğı Sokulgan olma durumu Hayvanın sokulganlığından cesaret alan bir başka kız da usulca yanına yaklaştı. N. Cumalı … Çağatay Osmanlı Sözlük
süzülmek — nsz 1) Süzme işine konu olmak Bal süzüldü. 2) Akmak Gözlerimden yaşlar süzüldü. 3) Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor. M. Ş. Esendal 4) mec. Sessizce ve görünür bir… … Çağatay Osmanlı Sözlük