-
1 toplu
أبجربدينجملةحاصلسمينشحيممجملمجموعمنتفخمنفوخ -
2 toplu
1. أبجر [أَبْجَر]Anlamı: vücutça dolgun2. بدين [بَدِين]Anlamı: vücutça dolgun3. جملة [جُمْلَة]Anlamı: hep bir arada, toplanmış4. حاصل [حاصِل]Anlamı: hep bir arada, toplanmış5. سمين [سَمِين]Anlamı: vücutça dolgun6. شحيم [شَحِيم]Anlamı: vücutça dolgun7. مجمل [مُجْمَل]Anlamı: hep bir arada, toplanmış8. مجموع [مَجْمُوع]Anlamı: hep bir arada, toplanmış9. منتفخ [مُنْتَفِخ]Anlamı: vücutça dolgun10. منفوخ [مَنْفُوخ]Anlamı: vücutça dolgun -
3 toplu iğne
دبوسمشبكملقط -
4 toplu kıyım
تقتيل -
5 toplu iğne
1. دبوس [دَبُّوس]2. مشبك [مِشْبَك]3. ملقط [مِلْقَط] -
6 toplu kıyım
تقتيل [تَقْتِيل] -
7 muntazam
1. متسق [مُتَّسِق]Anlamı: düzenli, derli toplu2. متجاوب [مُتَجَاوِب]Anlamı: düzenli, derli toplu3. متساوق [مُتَسَاوِق]Anlamı: düzenli, derli toplu4. متناسق [مُتَنَاسِق]Anlamı: düzenli, derli toplu5. متناغم [مُتَنَاغِم]Anlamı: düzenli, derli toplu6. مرتب [مُرَتَّب]Anlamı: düzenli, derli toplu7. مستو [مُسْتَوٍ]Anlamı: düzenli, derli toplu8. مطرد [مُطَّرِد]Anlamı: düzenli, derli toplu9. منتظم [مُنْتَظِم]Anlamı: düzenli, derli toplu10. منسق [مُنَسَّق]Anlamı: düzenli, derli toplu11. منضد [مُنَضَّد]Anlamı: düzenli, derli toplu12. منظم [مُنَظَّم]Anlamı: düzenli, derli toplu13. منظوم [مَنْظُوم]Anlamı: düzenli, derli toplu14. نضيد [نَضِيد]Anlamı: düzenli, derli toplu15. نظامي [نِظَامِيّ]Anlamı: düzenli, derli toplu -
8 dağılmak
1. انفض [اِنْفَضَّ]2. انكشح [اِنْكَشَحَ]3. تزايل [تَزَايَلَ]4. تشتت [تَشَتَّتَ]5. تشذر [تَشَذَّرَ]6. تناثر [تَنَاثَرَ]7. توزع [تَوَزَّعَ]8. فرق [فَرَّقَ]Anlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek9. قسط [قَسَّطَ]Anlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek10. قسم [قَسَّمَ]Anlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek11. قسم [قَسَمَ]Anlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek12. وزع [وَزَّعَ]Anlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek -
9 dağıtmak
1. بعثر [بَعْثَرَ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak2. بعزق [بَعْزَقَ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak3. شت [شَتَّ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak4. فرق [فَرَّقَ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak5. فصل [فَصَلَ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak6. فض [فَضَّ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak7. مذر [مَذَّرَ]Anlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak -
10 gövde
1. جثة [جُثَّة]Anlamı: bir şeyin asıl toplu bölümü2. جثمان [جُثْمان]Anlamı: bir şeyin asıl toplu bölümü -
11 baharat
توابل [تَوَابِل]Anlamı: karanfil, karabiber gibi maddelerin toplu adı -
12 panel
-
13 tıknaz
دحداح [دَحْدَاح]Anlamı: şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı -
14 topluca
جماعي [جَمَاعِيّ]Anlamı: toplu olarak
См. также в других словарях:
toplu — sf. 1) Topu olan Toplu tabanca. 2) Hepsi bir arada bulunan, toplanmış Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır. N. Cumalı 3) Birlikte yapılan, kombine 4) Düzenlenmiş, dağınık olmayan Toplu bir oda. 5) Topunu,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu — 1. sif. Topu olan, toplarla silahlanmış. Qoşunun toplu hissələri. 2. 1. is. Bir yerə yığılmış adamlar; dəstə, yığın. Uşaq toplusu. – Gövhər birdən adam toplusunu gördü, diksindi, bərkdən bir qıy çəkdi. Ə. Vəl.. 2. sif. qram. Bir tam kimi başa… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
toplu çalışım — is. Toplu çalışma … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu çalışma — is. Bir konu, bir iş için gerçekleştirilen birlikte çalışma, toplu çalışım … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu taşımacılık — is., ğı Toplu taşıma yapma durumu … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu-tüfəngli — bax top tüfəngli. Xəlvəti işə girişən şeytan şuğul kar görməyəndə toplu tüfəngli padşah qoşunu hərəkətə gəlir, bölük bölük soldat, dəstə dəstə qazaq yeriyirdi. S. R … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
toplu — altı ay bir yaş arası kuzu … Beypazari ağzindan sözcükler
toplu caz — is. Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu iğne — is. Başında küçük bir toparlak bulunan iğne … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu konut — is. Önceden planlanmış belli bir yerleşim bölgesinde vatandaşa devletin açtığı kredi yardımları ve katkılarıyla oluşturulan yapılar bütünü … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu sözleşme — is. İş kanununa göre, işverenle bir yerde çalışan işçiler arasındaki çalışma şartlarını ve ücretleri düzenlemek amacıyla, işçilerin bağlı olduğu sendika ile işveren arasında belli bir süre için imzalanan anlaşma … Çağatay Osmanlı Sözlük