-
1 تقتيل
toplu kıyım -
2 أبجر
azman; besili; cesametli; etli; göbekli; hırbo; kalın; karınlı; koskocaman; sarman; semiz; tıkız; toplu -
3 بدين
azman; besili; cesametli; etli; ızbandut; iri yarı; kalın; koca; kocaman; koskocaman; sarman; semiz; toplu; vücutlu -
4 جملة
cümlecik; toplu; toplam; tümce -
5 حاصل
akıbet; ardiye; ambar; birleşik; çıktı; depo; hâsıla; hâsılat; kırk ambar; kiler; küsurat; mahzen; mahsul; serencam; skor; toplu; toplam; üretim; ürün; verim -
6 دبوس
iğne; toplu iğne -
7 سمين
besili; dolgun; etli; göbekli; gövdeli; ızbandut; kocaman; semiz; şişkin; tıkız; tombul; toplu; yağlı; yumuk; zebella -
8 شحيم
besili; dolgun; etli; göbekli; gövdeli; ızbandut; kocaman; semiz; şişkin; tıkız; tombalak; tombul; toplu; yağlı; yumuk; zebella -
9 مجمل
birleşik; hulâsa; kestirmece; muhtasar; özet; toplu; toplam; veciz -
10 مجموع
birleşik; kolektif; tam; tamam; toplu; toplam; yekûn -
11 مشبك
bükük; karmaşık; klips; toplu iğne; toka -
12 ملقط
cımbız; maşa; toplu iğne; tutaç -
13 منتفخ
besili; fırlak; kabarık; toplu -
14 منفوخ
besili; fırlak; kabarık; şişko; şişman; toplu -
15 أبجر
أَبْجَر1. kalınAnlamı: etli, dolgun2. sarmanAnlamı: azman, iri3. azmanAnlamı: çok gelişmiş, kerestelik tomruk4. koskocamanAnlamı: çok büyük, çok iri, muzzam5. etliAnlamı: eti çok olan, şişman6. karınlıAnlamı: karnı büyük ve çıkık olan7. hırboAnlamı: iri yarı (kimse)8. göbekliAnlamı: karnı yağlanıp şişmanlamış9. tıkızAnlamı: yağlı, dolgun10. semizAnlamı: şişman11. topluAnlamı: vücutça dolgun12. besiliAnlamı: semiz, semirtilmiş13. cesametliAnlamı: kocaman, iri olan kimse -
16 انفض
-
17 انكشح
اِنْكَشَحَ1. savrulmakAnlamı: dağılmak, saçılmak2. saçılmakAnlamı: dağılmak, yayılmak3. dağılmak -
18 بدين
بَدِين1. kalınAnlamı: etli, dolgun2. kocaAnlamı: kocaman3. koskocamanAnlamı: çok büyük, çok iri, muzzam4. etliAnlamı: eti çok olan, şişman5. sarmanAnlamı: azman, iri6. azmanAnlamı: çok gelişmiş, kerestelik tomruk7. iri yarıAnlamı: iri yapılı8. kocamanAnlamı: çok iri, koca9. semizAnlamı: şişman10. vücutluAnlamı: şişman11. ızbandutAnlamı: iri yarı adam12. topluAnlamı: vücutça dolgun13. besiliAnlamı: semiz, semirtilmiş14. cesametliAnlamı: kocaman, iri olan kimse -
19 بعثر
بَعْثَرَ1. saçmakAnlamı: bir şeyi ortalığa dağıtmak2. dökmekAnlamı: serpmek, saçmak3. ayırmak4. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak -
20 بعزق
بَعْزَقَ1. saçmakAnlamı: bir şeyi ortalığa dağıtmak2. dökmekAnlamı: serpmek, saçmak3. ayırmak4. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
См. также в других словарях:
toplu — sf. 1) Topu olan Toplu tabanca. 2) Hepsi bir arada bulunan, toplanmış Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır. N. Cumalı 3) Birlikte yapılan, kombine 4) Düzenlenmiş, dağınık olmayan Toplu bir oda. 5) Topunu,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu — 1. sif. Topu olan, toplarla silahlanmış. Qoşunun toplu hissələri. 2. 1. is. Bir yerə yığılmış adamlar; dəstə, yığın. Uşaq toplusu. – Gövhər birdən adam toplusunu gördü, diksindi, bərkdən bir qıy çəkdi. Ə. Vəl.. 2. sif. qram. Bir tam kimi başa… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
toplu çalışım — is. Toplu çalışma … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu çalışma — is. Bir konu, bir iş için gerçekleştirilen birlikte çalışma, toplu çalışım … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu taşımacılık — is., ğı Toplu taşıma yapma durumu … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu-tüfəngli — bax top tüfəngli. Xəlvəti işə girişən şeytan şuğul kar görməyəndə toplu tüfəngli padşah qoşunu hərəkətə gəlir, bölük bölük soldat, dəstə dəstə qazaq yeriyirdi. S. R … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
toplu — altı ay bir yaş arası kuzu … Beypazari ağzindan sözcükler
toplu caz — is. Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu iğne — is. Başında küçük bir toparlak bulunan iğne … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu konut — is. Önceden planlanmış belli bir yerleşim bölgesinde vatandaşa devletin açtığı kredi yardımları ve katkılarıyla oluşturulan yapılar bütünü … Çağatay Osmanlı Sözlük
toplu sözleşme — is. İş kanununa göre, işverenle bir yerde çalışan işçiler arasındaki çalışma şartlarını ve ücretleri düzenlemek amacıyla, işçilerin bağlı olduğu sendika ile işveren arasında belli bir süre için imzalanan anlaşma … Çağatay Osmanlı Sözlük