-
1 inveigh
tenkit et -
2 censure
-
3 criticism
-
4 critical
adj. kritik, hassas, ciddi; eleştirici, titiz* * *kritik* * *1) (judging and analysing: He has written several critical works on Shakespeare.) eleştirici, eleştirel2) (fault-finding: He tends to be critical of his children.) kusur bulucu, tenkit edip duran3) (of, at or having the nature of, a crisis; very serious: a critical shortage of food; After the accident, his condition was critical.) ciddi, kritik -
5 criticize, criticise
1) (to find fault (with): He's always criticizing her.) tenkit etmek, eleştirmek2) (to give an opinion of or judgement on a book etc.) eleştiride bulunmak -
6 put down
bastırmak, yere koymak, indirmek, öldürmek (hayvan), kısmak, azaltmak, düşürmek, ucuzlatmak, yazmak, tahmin etmek, eleştirmek, tenkit etmek, yüklemek, değer biçmek, sanmak, koymak* * *1) (to lower: The teacher asked the pupil to put his hand down.) indirmek2) (to place on the floor or other surface, out of one's hands: Put that knife down immediately!) bırakmak3) (to subdue (a rebellion etc).) bastırmak4) (to kill (an animal) painlessly when it is old or very ill.) acısız öldürmek -
7 animadversion
n. eleştiri, tenkit, kınama, sitem* * *eleştirme -
8 animadvert
v. eleştirmek, tenkit etmek* * *1. eleştir (v.) 2. eleştiri (n.) -
9 criticize
v. eleştirmek, kritiğini yapmak, tenkit etmek, kusur bulmak* * *eleştir -
10 inveigh
v. paylamak, azarlamak, çıkışmak* * *tenkit et -
11 philippic
n. sert konuşma, ağır eleştiri* * *sert tenkit -
12 strictures
n. tenkit, kınama, eleştiri -
13 strictures
n. tenkit, kınama, eleştiri -
14 philippic
sert tenkit
См. также в других словарях:
tenkit — 1. is., esk., Ar. tenḳīṭ Noktalama 2. is., di, Ar. tenḳīd 1) Eleştirme, eleştiri Bir sanat eserini tenkit ne güç iştir. A. M. Dranas 2) ed. Eleştiri Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller tenkit etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
tenkit etmek — eleştirmek Bir kitabı tenkit edebilmek için ilk şart o kitabı başından sonuna kadar okumaktır. O. V. Kanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
TENKİT — Temizleme, fenasını atma … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
eleştiri — is. 1) Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit Fırkacılık, karşıya sövüp saymadan çamur atmadan çok önce hatta karşıyı eleştiriden önce, kendi ilke ve amaçlarını, uygulama… … Çağatay Osmanlı Sözlük
ciddi — sf., Ar. ciddī 1) Şaka olmayan, gerçek Kısa zamanda yarı şaka, yarı ciddi tenkit edecek kadar yakınlaşmışlardı. T. Buğra 2) Ağırbaşlı Ben onu pek ciddi bir genç olarak tanırım. H. R. Gürpınar 3) Titizlik gösterilen, önem verilen Bu dönemde yazara … Çağatay Osmanlı Sözlük
çünkü — bağ., Far. çūn + ki Şundan dolayı, şu sebeple, zira Ben şimdi sizin fikrinizi tenkit etmeyeceğim çünkü faydasızdır. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
eleştirme — is. Eleştirmek işi, tenkit … Çağatay Osmanlı Sözlük
eleştirmek — i Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
rüküş — sf., Ar. ruḳşe Gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın) Sadece kasabanın adam çekiştirmesinden başka bir şey bilmeyen seviyesiz ve rüküş kadınlarını tenkit ediyordu. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
taşı gediğine koymak — gerekli bir sözü tam zamanında ve yerinde söyleyerek karşısındaki kimseyi susturmak, zekice davranmak Fırsat çıkmışken kim bilir hangi uzak meseleden tutturup taşı gediğine koymak ve tenkit etmiş olmak için kaplarına sığamıyordu. M. Ş. Esendal … Çağatay Osmanlı Sözlük
intikâd — (A.) [ دﺎﻘﺘﻥا ] eleştiri, tenkit … Osmanli Türkçesİ sözlüğü