-
1 taze
taze [ɑː] frisch (a = neu, jung);ne güzel taze! welch hübsches Mädchen!;taze fasulye grüne Bohnen f/pl;taze hücre tedavisi Frischzellentherapie f -
2 taze
-
3 fasulya
-
4 fasulye
-
5 her
her jeder, jede, jedes;her bir ein jeder/jedes, eine jede;her biri jede(r) von ihnen;her dem taze jugendlich wirkend;her gün jeden Tag;her günkü alltäglich;her halde (oder halü kârda) in jedem Fall; Alltagsanzug m;her nasılsa wie auch immer, irgendwie;her ne hal ise wie dem auch sei;her ne ise kurz und gut; irgendwie;her nedense aus irgendeinem Grund;her ne kadar wenn … auch, obwohl;her ne pahasına olursa olsun um jeden Preis;her şeyden önce vor allen Dingen;her zaman dauernd, beständig -
6 çiçek
\çiçek açmak (auf) blühençiçeğe kesmek (auf) blühen\çiçek dikmek/ekmek/koparmak Blumen pflanzen/säen/pflücken -
7 fasulye
-
8 mayıs
-
9 sebze
-
10 taravetli
См. также в других словарях:
taze — táze prid. <indekl.> DEFINICIJA reg. 1. koji je svjež, pečen, vruć [taze kruh; taze pogača; taze pečenje; taze burek] 2. koji je vrlo mlad (a) ETIMOLOGIJA tur. ← perz. tāze … Hrvatski jezični portal
taze — taze·well; … English syllables
taze — sf., Far. tāze 1) Bozulmamış, bayatlamamış olan Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç 2) Dinç, yıpranmamış, yorulmamış Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal 3) Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Taze — Charles Taze Russell Charles Taze Russell (* 16. Februar 1852 in Allegheny, Pennsylvania; † 31. Oktober 1916 in Pampa, Texas) war Mit Gründer der Internationalen Bibelforscherbewegung, aus der bald nach seinem Tod 1918 die Ernsten Bibelforscher,… … Deutsch Wikipedia
tâze — (F.) [ ﻩزﺎﺕ ] 1. körpe, taze. 2. genç. 3. yeni … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
taze fasulye — is., bit. b. 1) Fasulye bitkisinin taze ve turfanda olanı 2) Bu sebzeden yapılan yemeğin adı … Çağatay Osmanlı Sözlük
taze ot görmüş eşek gibi — iştahlanmış bir biçimde Çamur, taze ot görmüş eşek gibi pis pis sırıtmış bunun üzerine. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
TAZE — f. Yeni kesilmiş, bayatlamamış, taravetli, buruşmamış. * Yeni duyulan, henüz ortaya çıkan. * Kuru olmayan, yeşil. * Genç, körpe … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
taze para — is., ekon. İş gücünü güçlendirmek amacıyla farklı kaynaklardan sağlanan para … Çağatay Osmanlı Sözlük
taze soğan — is. Zambakgillerden, salata ve yemeklere tat vermek için kök yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan, acımsı, keskin kokulu sebze … Çağatay Osmanlı Sözlük
Charles Taze Russell — Russell in 1911. Born 16 February 1852(1852 02 16) … Wikipedia