-
1 فجر
IفَجَرَhovardalıkAnlamı: hovarda olma durumuIIفَجْر1. fecirAnlamı: tan vakit2. seherAnlamı: tan ağartısı, gün doğmadan önceki zaman3. tanyeri4. şafak -
2 فلق
Iفَلَق1. mahlûkAnlamı: yaratılmış, yaratık2. fecirAnlamı: tan vakit3. mevcudatAnlamı: yaratıklar, varlıklar4. seherAnlamı: tan ağartısı, gün doğmadan önceki zaman5. tanyeriIIفَلَقَçıtlatmakAnlamı: bir şeyden çıt sesi çıkarmak, ayırmak, yarmakفَلْقyarmaAnlamı: yarmak işiIVفِلْقçenekVفَلَّقَçıtlatmakAnlamı: bir şeyden çıt sesi çıkarmak, ayırmak, yarmak -
3 نسيم
esinti; tan yeli; yel -
4 هواء
atmosfer; esinti; hava küre; hava yuvarı; tan yeli; yel -
5 صباح
Iصَبَاح1. gündüzleriAnlamı: gündüz vakti2. sabahtanAnlamı: sabahın ilk saatlerinde3. gündüzünAnlamı: gündüz vaktinde4. sabahleyinAnlamı: sabah vaktinde5. sabahAnlamı: günün başlangıcı6. seherAnlamı: tan ağartısı, gün doğmadan önceki zamanIIصُبَاح1. güzel2. ciciAnlamı: sevimli, hoşa giden, güzel -
6 صبح
-
7 صبيحة
-
8 فرق
Iفَرَّقَ1. açmakAnlamı: birbirini ayırmak2. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak3. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek4. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek5. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak6. ayırmak7. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmakIIفَرَق1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. seherAnlamı: tan ağartısı, gün doğmadan önceki zaman10. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku11. sabahAnlamı: günün başlangıcıفَرُقyüreksizAnlamı: korkak, tabansızIVفَرِق1. yüreksizAnlamı: korkak, tabansız2. korkakVفَرِقَkorkmakAnlamı: korku duymak, ürkmekVIفَرْق1. uçurumAnlamı: büyük fark2. ihtilâfAnlamı: ayrılık, anlaşmazlık3. çeşitlilikAnlamı: çeşidi çok olma durumu4. terslikAnlamı: ters olma durumu5. oransızlıkAnlamı: oransız olma durumu6. bağdaşmazlıkAnlamı: uyuşmazlık, geçimsizlik7. ayrımAnlamı: benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark8. tenakuzAnlamı: çelişki9. farkAnlamı: başkalık, ayrım10. eşitsizlikAnlamı: eşit olmama durumu, müsavatsızlık11. uyuşmazlıkAnlamı: uyuşmama durumu12. anlaşmazlıkAnlamı: amaç ve düşünce ayrılığı, uyuşmazlık, ihtilâf13. kontrastAnlamı: karşıtlık, zıtlık14. ayrılıkAnlamı: ayrı olma durumu, birinden uzak düşmeفِرْق1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. seksiyonAnlamı: bölüm3. fırkaAnlamı: insan topluluğu4. grup5. ekipAnlamı: takım, zümre6. hisseAnlamı: pay, nasip7. kaderAnlamı: alın yazısı, yazgı8. fasılAnlamı: bölüm, kısım9. sürüAnlamı: evcil hayvanlar topluluğu10. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır11. takımAnlamı: topluluk12. cüz13. bölüm -
9 نسيم
نَسِيم1. tan yeliAnlamı: sabaha doğru çıkan hafif rüzgar2. esintiAnlamı: hafif yel, nefha3. yelAnlamı: rüzgar -
10 هواء
هَوَاء1. tan yeliAnlamı: sabaha doğru çıkan hafif rüzgar2. esintiAnlamı: hafif yel, nefha3. hava küreAnlamı: hava yuvarı4. hava yuvarıAnlamı: havaküre, atmosfer5. yelAnlamı: rüzgar6. atmosfer
См. также в других словарях:
TAN — als Abkürzung steht für: Transaktionsnummer, ein Begriff im elektronischen Bankgeschäft Tansania, nach dem Ländercode des olympischen Komitees Tierrechts Aktion Nord (früher Tierschutz Aktiv Nord), eine Organisation englisch total acid… … Deutsch Wikipedia
tan — [ tɑ̃ ] n. m. • XIIIe; p. ê. gaul. °tann « chêne »; cf. bret. tann ♦ Écorce de chêne pulvérisée utilisée pour la préparation des cuirs (⇒ tanin, tanner). Moulin à tan. ⊗ HOM. Tant, taon, temps. ● tan Symbole de la fonction tangente. ● tan nom… … Encyclopédie Universelle
tan — tañ interj. 1. staigiam sudavimui žymėti: Tas Jurgis tañ par ausį! Slm. Tañ jai galvon i ažumuš LTR(Prng). Tañ lazda per koją! Ad. Tuo (ta) lenta tañ tañ per sąsparą Ad. 2. dan, dzin (kartojant nusakomas skambinimas): Tañ tañ vienu šonu… … Dictionary of the Lithuanian Language
Tan — Tan, n. [F. tan, perhaps fr. Armor. tann an oak, oak bar; or of Teutonic origin; cf. G. tanne a fir, OHG. tanna a fir, oak, MHG. tan a forest. Cf. {Tawny}.] 1. The bark of the oak, and some other trees, bruised and broken by a mill, for tanning… … The Collaborative International Dictionary of English
Tan — can mean several things:* Tan (color), the color * Tangent, a mathematical trigonometric function tan(x) * Tanning, the process of making leather from hides * Sun tanning, the darkening of skin in response to ultraviolet light * Sunless tanning,… … Wikipedia
Tan Le — (birth year: 1978) is an Australian telecommunications entrepreneur, businesswoman and the 1998 Young Australian of the Year. Born in Vietnam, Tan migrated to Australia as refugee with her family in 1982. [… … Wikipedia
tan — (apócope de tanto) adverbio de cantidad 1. Intensifica el significado del adjetivo, adverbio o locución adverbial delante de la que va. Observaciones: No se usa delante de algunos comparativos, como mejor o peor: No seas tan orgulloso. No… … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
tan. — «tan», adjective, noun, verb, tanned, tan|ning. –adj. 1. light yellowish brown in color: »He wore tan shoes. 2. having to do with tanning. 3. used in tanning. –n. 1 … Useful english dictionary
Tan Yu — (1927 2002) was a Filipino philanthropist and real estate entrepreneur of Chinese orgin. He was once the richest in the Philippines as well as being among the 10 wealthiest in the planet where he had a networth of about $7 Billion. [cite web… … Wikipedia
Tan — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}} Sigles d une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres … Wikipédia en Français
tan — (tan) s. m. Écorce pulvérisée du chêne, du sumac, du châtaignier, etc. qu on emploie à tanner les peaux. Moulin à tan. • On pourrait éviter de renouveler le tan, en l arrosant avec de l eau chargée de tannin, lorsqu il serait épuisé de ce… … Dictionnaire de la Langue Française d'Émile Littré