-
1 ademhaling
soluk s -
2 soluq
soluk -
3 Hauche
soluk -
4 숨
soluk -
5 սփրթնած
solukՀայերեն թուրքերեն բառարան (Armenian-Turkish dictionary) > սփրթնած
-
6 lurid
soluk -
7 soluq
soluk -
8 dýchání
soluk -
9 бледный
soluk,solgun; sönük,renksiz,cılız* * *1) sarı; soluk, solgunбле́дные гу́бы — soluk dudaklar
бле́дное лицо́ — sarı yüz, uçuk beniz
она́ была́ о́чень бле́дна́ — yüzü çok sarıydı
она́ была́ бле́дна́ как полотно́ — yüzü kağıt gibi olmuştu; kireç kesilmişti
2) перен. sönük, renksiz, cılızбле́дный расска́з — renksiz / cılız bir öykü
-
10 блёклый
soluk,donuk* * *solmuş; soluk; donuk ( тусклый)блёклая трава́ — solmuş otlar
блёклые кра́ски — sönük / akçıl renkler
блёклый сни́мок — soluk fotoğraf
-
11 вдох
-
12 бескровный
soluk; kansız* * *1) kanı çekilmiş; soluk2) перен. kansız -
13 вздох
-
14 дышать
soluk almak; hohlamak,üflemek; esmek* * *1) solunmak; teneffüs etmek; soluk / nefes alıp vermek / almakтяжело́ дыша́ть — solumak
дыша́ть чи́стым кислоро́дом — saf oksijen teneffüs etmek
во́здух, кото́рым мы ды́шим — teneffüs ettiğimiz hava
2) ( дуть) hohlamak; üflemekдыша́ть на озя́бшие ру́ки — üşümüş ellerine hohlamak
3) перен. esmek; yayılmakона́ дыша́ла све́жестью и здоро́вьем — ondan temiz bir dirilik ve sıhhat esiyordu
••дыша́ть на ла́дан — bir ayağı çukurda olmak; yolcu olmak
дом е́ле ды́шит — evin bir nefeslik canı kalmış
он слу́шал не дыша́ — soluğunu kesmiş dinliyordu
-
15 breathless
soluk soluga kalmis; soluk kesici -
16 exhalation
soluk alip verme; nefes, soluk -
17 поблёклый
soluk, solmuş -
18 увядший
soluk тж. перен. -
19 apnoea
soluk almanın dinmesi -
20 gasp out
soluk soluğa söylemek
См. также в других словарях:
Soluk — Soluk, Sortenbezeichnung im Anbau von Orienttabak außerhalb der Türkei … Universal-Lexikon
soluk — sòluk m <N mn uci> DEFINICIJA reg. ekspr. dah, dašak ETIMOLOGIJA tur … Hrvatski jezični portal
soluk — 1. is., ğu 1) Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı. R. N. Güntekin 2) Ciğerlere hava alıp verme 3) mec. Tarz Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler.… … Çağatay Osmanlı Sözlük
soluk soluğa — zf. Koşmaktan güçlükle soluk alarak, sık sık soluyarak, yorgun, bitkin veya telaşla, nefes nefese Soluk soluğa gelmişti; mühim bir haber getirmişti, belli. E. E. Talu … Çağatay Osmanlı Sözlük
soluk almak — 1) havayı ciğerlere çekmek, nefes almak Soluk aldığı bile hissedilmiyor. R. N. Güntekin 2) dinlenmek Hem biraz soluk alırım hem de adamcağızın gönlünü almış olurum. S. M. Alus … Çağatay Osmanlı Sözlük
soluk almadan — zf. 1) Heyecanla Kendisini soluk almadan dinleyen sınıfın karşısında, talebesinden birini ayağa kaldırmış, konuşuyordu. Y. Z. Ortaç 2) Durmaksızın, sürekli … Çağatay Osmanlı Sözlük
soluk benizlilik — is., ği Soluk benizli olma durumu … Çağatay Osmanlı Sözlük
soluk darlığı — is. Soluk alamaz duruma gelme, nefes darlığı … Çağatay Osmanlı Sözlük
soluk soluğa kalmak — nefes alamayacak duruma gelmek, çok yorulmak Çıkrıkçılar yokuşunu bir sincap çevikliğiyle tırmanır ve yokuşun üst başında soluk soluğa kalırdı. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
şölük — (Kürdəmir) pinti, səliqəsiz … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
soluk — balon … Beypazari ağzindan sözcükler