-
1 sofra
[T sofra, from Ar]: tableA Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > sofra
-
2 sofra
n. table, dinner table, board -
3 sofra
"dining table; meal" -
4 sofra
"1. dinner table, table (which has a meal laid out on it). 2. squat, round table used for rolling out dough. -sı açık (person) who frequently has people to dinner. - başında at the dinner table. - başına geçmek to sit down to a meal. -nıza bereket. Thank you for your hospitality (said to one´s host after a meal). - bezi cloth spread under a dining table during a meal. - donatmak to spread a lavish table, cover the dinner table with food. -/-yı kaldırmak to clear the table (after a meal). -/-yı kurmak to set the table (for a meal). - örtüsü tablecloth. - takımı 1. set of table linens. 2. set of dinnerware; place setting." -
5 sofra bıçağı
table knife -
6 sofra örtüsü
n. cloth, tablecloth* * *1. table linen 2. tablecloth -
7 sofra şarabı
table wine -
8 sofra takımı
n. tableware, silverware, flatware* * *1. tableware 2. dinner service -
9 sofra tuzu
n. table salt* * *table salt -
10 sofra arkadaşları
n. mess -
11 sofra arkadaşı
n. messmate -
12 sofra duası yapmak
v. ask a blessing -
13 sofra hizmetçisi
n. parlormaid, parlourmaid [Brit.] -
14 sofra kurallarına uymayana bira vermemek
v. sconceTurkish-English dictionary > sofra kurallarına uymayana bira vermemek
-
15 sofra ortasına konulan süslü kâse
n. epergneTurkish-English dictionary > sofra ortasına konulan süslü kâse
-
16 sofra sohbeti
n. table talk -
17 sofra örtüleri ve peçeteler
n. napery -
18 sofra başında
at the table, while eating -
19 sofra takımı
table service -
20 sofra tuzu
table salt
- 1
- 2
См. также в других словарях:
sofra — SOFRÁ, sofrale, s.f. (înv.) Masă mică, circulară şi foarte joasă, la care se mânca stând pe divan. – Din tc. sofra. Trimis de IoanSoleriu, 13.09.2007. Sursa: DEX 98 sofrá s. f. (sil. fra), art. sofráua, g. d. art. sofrálei; pl. sofrále … Dicționar Român
sofra — sȍfra ž <G mn sȏfrā/ ī> DEFINICIJA reg. okrugli stol za kojim se jede sjedeći na jastucima ONOMASTIKA pr. (nadimačko): Sȍfrić (Zagreb, Turopolje, Baranja) ETIMOLOGIJA tur. ← arap. sufrä … Hrvatski jezični portal
şofră — şófră, şófre, s.f. (reg.) peşte mic, zvelt, de culoare albă argintie cu gura oblică, ce trăieşte în apele dulci; albişoară, albiţă, sorean, obleţ. Trimis de blaurb, 13.02.2007. Sursa: DAR … Dicționar Român
sofra — is., Ar. sufre 1) Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu Yemek vakti gelmiş, misafirler sofraya oturmuşlardı. R. N. Güntekin 2) Birlikte yemek yiyenlerin tümü Bizim sofra çok şendir. 3) Genellikle tekerlek biçiminde,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra tahtası — is. Yerde yemek yeneceği zaman üzerine sofra takımı konan alçak masa Sofra tahtası, çardağın köşesinde kalan zeytinin gölgesinde kurulmuştu. N. Cumalı … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra kurmak — yemek yemek için sofra takımını dizmek ve yiyecekleri hazırlamak Hanımlar sessiz hareketlerle ortaya iki sofra kurmuşlardı. A. Gündüz … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra örtüsü — is. Sofra kurulurken masanın üzerine serilen örtü … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra — so|fra Mot Pla Nom femení … Diccionari Català-Català
sofra başı — is. Sofranın etrafı, yemek yeme yeri … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra bezi — is. Sofranın altına serilen yaygı … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra duası — is. Yemek sonunda yapılan dua … Çağatay Osmanlı Sözlük