-
1 table salt
sofra tuzu, yemeklik tuz* * *sofra tuzu -
2 table wine
sofra şarabı -
3 table talk
sofra sohbeti -
4 table talk
sofra sohbeti -
5 parlour maid
sofra hizmetçisi kiz -
6 tablecloth
sofra örtüsü, masa örtüsü -
7 table knife
sofra bıçağı -
8 table linen
sofra örtüsü -
9 table salt
sofra tuzu -
10 table wine
sofra şarabı -
11 tablecloth
sofra örtüsü -
12 tableware
sofra takımı -
13 table linen
masa örtüsü ve peçeteler* * *sofra örtüsü* * *(tablecloths, napkins etc: They gave us table linen as a wedding present.) sofra örtüsü ve peçeteler -
14 tablecloth
n. masa örtüsü, sofra örtüsü* * *sofra örtüsü* * *noun (a cloth for covering a table, usually for a meal: an embroidered tablecloth.) masa örtüsü -
15 tableware
n. sofra takımı* * *sofra takımı -
16 board
n. kara tahta, ilan tahtası; meclis, tahta, mukavva, heyet; pano, daire; sörf, sofra, yiyecek içecek, kurul, komisyon, borda————————v. tahta döşemek, tahta kaplamak; yiyecek sağlamak (parayla); binmek; pansiyoner olarak kalmak* * *1. pano (n.) 2. bin (v.) 3. tahta (n.)* * *[bo:d] 1. noun1) (a strip of timber: The floorboards of the old house were rotten.) tahta, levha, kereste2) (a flat piece of wood etc for a special purpose: notice-board; chessboard.)...tahtası3) (meals: board and lodging.) yemek, yiyecek içecek4) (an official group of persons administering an organization etc: the board of directors.) heyet, kurul2. verb1) (to enter, or get on to (a vehicle, ship, plane etc): This is where we board the bus.) binmek2) (to live temporarily and take meals (in someone else's house): He boards at Mrs Smith's during the week.) pansiyonda kalmak•- boarder- boarding-house
- boarding-school
- across the board
- go by the board -
17 cloth
n. kumaş, bez, örtü, sofra örtüsü; din adamlığı, rahiplik; yelken, cilt bezi* * *kumaş* * *[kloƟ]plural - cloths; noun((a piece of) woven material from which clothes and many other items are made: a tablecloth; a face-cloth; a floor-cloth; Woollen cloth is often more expensive than other cloths.) kumaş, bez -
18 mess
adj. karmakarışık————————n. çorba, karışıklık, karmakarışıklık, manga, pislik, karışık şey, karışık yemek, asker sofrası, sofra arkadaşları————————v. karıştırmak, bozmak, kirletmek, pisletmek, asker sofrasında yemek yemek* * *1. karışıklık 2. altüst et (v.) 3. karışıklık (n.)* * *[mes] 1. noun(a state of disorder or confusion; an untidy, dirty or unpleasant sight or muddle: This room is in a terrible mess!; She looked a mess; The spilt food made a mess on the carpet.) karışıklık; kir, pislik2. verb((with with) to meddle, or to have something to do with: She's always messing with the television set.) oynamak, kurcalamak- messy- messily
- messiness
- mess-up
- make a mess of
- mess about/around
- mess up -
19 parlour-maid
noun (a female servant who opens the door to visitors, serves tea etc.) sofra hizmetçisi -
20 plate
n. tabak, plaka, plaket, şilt, isim levhası, levha, gümüş kaplama sofra takımı, tam sayfa resim, şık tip, fotoğraf klişesi, yapay damak, takma diş, protez, baskı kalıbı, elektrot (lamba), anot (radyo)————————v. kaplamak, altın kaplamak, gümüş kaplamak, klişe yapmak, levha kaplamak, zırhla kaplamak* * *1. levha (n.) 2. kapla (v.) 3. tabak (n.)* * *[pleit]1) (a shallow dish for holding food etc: china plates.) tabak2) (a sheet of metal etc: The ship was built of steel plates.) tabaka, levha3) (articles made of, or plated with, usually gold or silver: a collection of gold plate.) kaplama4) (a flat piece of metal inscribed with eg a name, for fixing to a door, or with a design etc, for use in printing.) plâka, isim levhası5) (an illustration in a book, usually on glossy paper: The book has ten full-colour plates.) tam sayfa resim6) ((also dental plate) a piece of plastic that fits in the mouth with false teeth attached to it.) takma damak7) (a sheet of glass etc coated with a sensitive film, used in photography.) fotoğraf klişesi•- plated- plateful
- plating
- plate glass
См. также в других словарях:
sofra — SOFRÁ, sofrale, s.f. (înv.) Masă mică, circulară şi foarte joasă, la care se mânca stând pe divan. – Din tc. sofra. Trimis de IoanSoleriu, 13.09.2007. Sursa: DEX 98 sofrá s. f. (sil. fra), art. sofráua, g. d. art. sofrálei; pl. sofrále … Dicționar Român
sofra — sȍfra ž <G mn sȏfrā/ ī> DEFINICIJA reg. okrugli stol za kojim se jede sjedeći na jastucima ONOMASTIKA pr. (nadimačko): Sȍfrić (Zagreb, Turopolje, Baranja) ETIMOLOGIJA tur. ← arap. sufrä … Hrvatski jezični portal
şofră — şófră, şófre, s.f. (reg.) peşte mic, zvelt, de culoare albă argintie cu gura oblică, ce trăieşte în apele dulci; albişoară, albiţă, sorean, obleţ. Trimis de blaurb, 13.02.2007. Sursa: DAR … Dicționar Român
sofra — is., Ar. sufre 1) Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu Yemek vakti gelmiş, misafirler sofraya oturmuşlardı. R. N. Güntekin 2) Birlikte yemek yiyenlerin tümü Bizim sofra çok şendir. 3) Genellikle tekerlek biçiminde,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra tahtası — is. Yerde yemek yeneceği zaman üzerine sofra takımı konan alçak masa Sofra tahtası, çardağın köşesinde kalan zeytinin gölgesinde kurulmuştu. N. Cumalı … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra kurmak — yemek yemek için sofra takımını dizmek ve yiyecekleri hazırlamak Hanımlar sessiz hareketlerle ortaya iki sofra kurmuşlardı. A. Gündüz … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra örtüsü — is. Sofra kurulurken masanın üzerine serilen örtü … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra — so|fra Mot Pla Nom femení … Diccionari Català-Català
sofra başı — is. Sofranın etrafı, yemek yeme yeri … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra bezi — is. Sofranın altına serilen yaygı … Çağatay Osmanlı Sözlük
sofra duası — is. Yemek sonunda yapılan dua … Çağatay Osmanlı Sözlük