-
1 sahneye koymak
n. play to the grandstand -
2 sahneye koymak
a) to stage, to put sth on b) to direct, to produce -
3 sahne
-e sahne olmak Schauplatz G werden;sahne sempatisi THEA mitreißende(s) Spiel, Schauspielkunst f;sahneye çıkmak, THEA auftreten;sahneye koyan THEA Bearbeiter m, -in f;-i sahneye koymak, sahnelemek aufführen, inszenieren -
4 sahnelemek
-e sahne olmak Schauplatz G werden;sahne sempatisi THEA mitreißende(s) Spiel, Schauspielkunst f;sahneye çıkmak, THEA auftreten;sahneye koyan THEA Bearbeiter m, -in f;-i sahneye koymak, sahnelemek aufführen, inszenieren -
5 sahne
помо́ст (м) сце́на (ж)* * *1) сце́на, аре́наsahneye çıkmak — выходи́ть на сце́ну
sahneye koymak — ста́вить на сце́не, осуществля́ть постано́вку
sahne olmak — станови́ться аре́ной чего
ön sahne — авансце́на
2) сце́на, акт, де́йствие ( пьесы)birinci sahne bitti — пе́рвое де́йствие око́нчено
-
6 oynatmak
I vt2) ( kımıldatmak) bewegen3) ( fig)birinin yüreğini \oynatmak jdn erschrecken6) aklını \oynatmak wahnsinnig werden, den Verstand verlieren
См. также в других словарях:
sahneye koymak — tiy. tiyatro eserini veya müzikal bir oyunu, metin, oyun, yorum, dekor, müzik vb. ögeleri birbiriyle uyumlu duruma getirerek sahne için uygulamak, oynamak, sahnelemek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sahne — is., Ar. ṣaḥne 1) İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer 2) Görüntü Resim bir av sahnesini canlandırıyordu. 3) mec. Tanık olunan, gözlenen olay… … Çağatay Osmanlı Sözlük
oynatmak — i 1) Oynamasını sağlamak Bir curcuna havası söyledi ve salondakilerin hepsini oynattı. P. Safa 2) Kımıldamasına yol açmak Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi. M. Ş. Esendal 3) nsz Herhangi bir canlıya… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sahnelemek — i 1) Sahneye koymak 2) mec. Görüntü vermek İdeal koca rolünü başarıyla sahneleyerek onu dünya evine sokmakta güçlük çekmemiş. A. Ümit … Çağatay Osmanlı Sözlük