Перевод: с английского на турецкий

с турецкого на английский

sığınma hakkı

  • 1 political asylum

    (protection given by a government to a foreigner who has left his own country for political reasons.) siyasi sığınma hakkı

    English-Turkish dictionary > political asylum

  • 2 right of asylum

    iltica hakkı, sığınma hakkı

    English-Turkish dictionary > right of asylum

  • 3 rights of sanctuary

    n. sığınma hakkı

    English-Turkish dictionary > rights of sanctuary

  • 4 right of asylum

    iltica hakkı, sığınma hakkı

    English-Turkish dictionary > right of asylum

  • 5 rights of sanctuary

    n. sığınma hakkı

    English-Turkish dictionary > rights of sanctuary

  • 6 access

    n. giriş, erişme, geçit, ulaşma, yaklaşma, kullanım, hastalık nöbeti
    * * *
    1. eriş (v.) 2. erişim (n.)
    * * *
    ['ækses]
    1) (way or right of approach or entry: We gained access to the house through a window.) giriş
    2) (way or right to meet (someone) or use (something): Senior students have access to the library at weekends.) kullanma hakkı
    - accessible
    - accessibility

    English-Turkish dictionary > access

  • 7 admittance

    n. giriş, kabul, giriş ücreti
    * * *
    1. giriş hakkı 2. giriş izni
    * * *
    noun (the right or permission to enter: The notice said `No admittance'.) giriş izni/hakkı

    English-Turkish dictionary > admittance

  • 8 asylum

    n. sığınak, barınak, himaye, koruma; akıl hastanesi; iltica, sığınma
    * * *
    sığınak
    * * *
    1) (safety; protection: He was granted political asylum.) sığınma
    2) (an old name for a home for people who are mentally ill.) tımarhane

    English-Turkish dictionary > asylum

  • 9 ballot

    n. oylama, gizli oylama, oy pusulası, oy hakkı, oy sayısı
    ————————
    v. oylama yapmak, oy vermek; kura çekmek
    * * *
    oy pusulası
    * * *
    ['bælət]
    (a method of voting in secret by marking a paper and putting it into a box: They held a ballot to choose a new chairman; The question was decided by ballot.) gizli oylama

    English-Turkish dictionary > ballot

  • 10 charge

    n. yükleme, şarj etme, yük; doluluk miktarı, doz; ipotek, talep; masraf, ücret; görev, yükümlülük, sorumluluk, nezaret; hapis, gözaltı; emir, talimat; suçlama, iddia, hücum, saldırı
    ————————
    v. yüklemek, doldurmak, itham etmek, şarj etmek, ödetmek, kredi kartından almak; sorumlu tutmak; uyarmak, tembihlemek, bilgi vermek, aydınlatmak, suçlamak, üzerine atmak, saldırmak, hücum etmek
    * * *
    1. şarj (n.) 2. şarj et (v.) 3. yük (n.)
    * * *
    1. verb
    1) (to ask as the price (for something): They charge 50 cents for a pint of milk, but they don't charge for delivery.) istemek, talep etmek
    2) (to make a note of (a sum of money) as being owed: Charge the bill to my account.) hesabına yazmak
    3) ((with with) to accuse (of something illegal): He was charged with theft.) suçlamak
    4) (to attack by moving quickly (towards): We charged (towards) the enemy on horseback.) saldırmak, hücum etmek
    5) (to rush: The children charged down the hill.) fırlamak, hızla koşmak
    6) (to make or become filled with electricity: Please charge my car battery.) şarj etmek/edilmek
    7) (to make (a person) responsible for (a task etc): He was charged with seeing that everything went well.) sorumlu/mesul tutmak
    2. noun
    1) (a price or fee: What is the charge for a telephone call?) ücret, fiyat
    2) (something with which a person is accused: He faces three charges of murder.) suçlama
    3) (an attack made by moving quickly: the charge of the Light Brigade.) saldırı, hücum
    4) (the electricity in something: a positive or negative charge.) şarj, yük, doldurum
    5) (someone one takes care of: These children are my charges.) bakımından sorumlu kimse; emanet
    6) (a quantity of gunpowder: Put the charge in place and light the fuse.) barut hakkı
    - in charge of
    - in someone's charge
    - take charge

    English-Turkish dictionary > charge

  • 11 choice

    adj. seçme, seçkin, güzide, elit, üstün, kaliteli, kalburüstü
    ————————
    n. seçim, tercih, seçenek, seçme, seçme hakkı, seçilen şey, seçkinler, seçkin sınıf; şık
    * * *
    seçim
    * * *
    [ ois]
    1) (an act or the power of choosing: You have no choice - you must do it.) seçme, seçim, tercih, seçenek
    2) (a thing chosen: Which car was your original choice?) seçilmiş şey, tercih

    English-Turkish dictionary > choice

  • 12 claim

    n. istek, talep, hak, alacak, iddia, dava, ısrar, alacak hakkı, dava açma, maden arazisi
    ————————
    v. istemek, talep etmek, hak iddia etmek, sahip çıkmak, iddia etmek, ısrar etmek, dava açmak
    * * *
    1. iddia et (v.) 2. iddia (n.) 3. talep et (v.) 4. istek (n.)
    * * *
    [kleim] 1. verb
    1) (to say that something is a fact: He claims to be the best runner in the class.) ileri sürmek
    2) (to demand as a right: You must claim your money back if the goods are damaged.) talep etmek
    3) (to state that one is the owner of: Does anyone claim this book?) sahibi olduğunu iddia etmek
    2. noun
    1) (a statement (that something is a fact): Her claim that she was the millionaire's daughter was disproved.) iddia
    2) ((a demand for) a payment of compensation etc: a claim for damages against her employer.) talep
    3) (a demand for something which (one says) one owns or has a right to: a rightful claim to the money.) hak iddia etme

    English-Turkish dictionary > claim

  • 13 commoner

    n. halktan olan kimse, genel otlağı kullanma hakkı olan kimse
    * * *
    noun (a person who is not of high rank: The royal princess married a commoner.) halktan kişi, sıradan vatandaş

    English-Turkish dictionary > commoner

  • 14 copyright

    adj. telif hakkı saklı olan, telif hakkı ile korunan
    ————————
    n. telif hakkı
    ————————
    v. telif hakkı ile korumak, telif hakkını saklı tutmak
    * * *
    1. özlük hakkı 2. telif hakkı
    * * *
    noun ((usually abbreviated to ©) the sole right to reproduce a literary, dramatic, musical or artistic work, and also to perform, translate, film, or record such a work.) telif hakkı, yapıt hakkı

    English-Turkish dictionary > copyright

  • 15 defection

    n. çekilme, ayrılma; ihanet; iltica, sığınma
    * * *
    kusur
    * * *
    [-ʃən]
    noun ((an act of) desertion.) karşı tarafa geçme, ayrılma

    English-Turkish dictionary > defection

  • 16 disclosure

    n. açma, açığa vurma, ifşa, ortaya çıkarma, açığa çıkan şey; patent hakkı bildirimi
    * * *
    1. açma 2. açıklama
    * * *
    [-ʒə]
    noun açıklama; açığa çıkma

    English-Turkish dictionary > disclosure

  • 17 entrance

    n. giriş, girme, kapı, antre, sahneye çıkma, atılma
    ————————
    v. büyülemek, mest etmek, hayran bırakmak, kendinden geçirmek
    * * *
    1. ilgi uyandır (v.) 2. giriş (n.)
    * * *
    I ['entrəns] noun
    1) (a place of entering, eg an opening, a door etc: the entrance to the tunnel; The church has an impressive entrance.) giriş, girme
    2) ((an) act of entering: Hamlet now makes his second entrance.) giriş
    3) (the right to enter: He has applied for entrance to university; ( also adjective) an entrance exam.) girme (hakkı)
    II verb
    (to fill with great delight: The audience were entranced by her singing.) hayran etmek, büyülemek

    English-Turkish dictionary > entrance

  • 18 entry

    n. giriş, antre, girme, kalem, kapı, sahneye çıkma, katılma, girdi, madde, kayıt
    * * *
    giriş
    * * *
    ['entri]
    plural - entries; noun
    1) ((an) act of coming in or going in: They were silenced by the entry of the headmaster.) giriş
    2) (the right to enter: We can't go in - the sign says `No Entry'.) giriş hakkı
    3) (place of entrance, especially a passage or small entrance hall: Don't bring your bike in here - leave it in the entry.) antre, giriş
    4) (a person or thing entered for a competition etc: There are forty-five entries for the painting competition.) kayıt, katılım
    5) (something written in a list in a book etc: Some of the entries in the cash-book are inaccurate.) madde, kayıt

    English-Turkish dictionary > entry

  • 19 franchise

    n. hak, ayrıcalık, imtiyaz, muhafiyet, dokunulmazlık, satış tekeli hakkı, üyelik
    * * *
    ayrıcalık
    * * *
    1) (the right to vote: Women did not get the franchise until the twentieth century.) oy hakkı
    2) (the exclusive right to sell or supply a certain product or service.) imtiyaz hakkı

    English-Turkish dictionary > franchise

  • 20 freedom

    n. özgürlük, hürriyet, bağımsızlık, istiklâl, irade, seçme hakkı, açık sözlülük, laubalilik, muafiyet, fahri üyelik, onursal üyelik
    * * *
    özgürlük
    * * *
    noun (the state of not being under control and being able to do whatever one wishes: The prisoner was given his freedom.) özgürlük

    English-Turkish dictionary > freedom

См. также в других словарях:

  • sığınma hakkı — is., huk. Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme, iltica hakkı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sığınma hakkı — Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme, iltica hakkı …   Hukuk Sözlüğü

  • sığınma — is. 1) Sığınmak işi, iltica Her millette halk tabakası hisler ve heyecanlar tesir altında sanata sığınma, sanattan faydalanma ve avunma ... ihtiyacı duyar. R. H. Karay 2) sp. Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iltica hakkı — Sığınma hakkı …   Hukuk Sözlüğü

  • iltica hakkı — is., huk. Sığınma hakkı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hak — 1. is., kki, esk., Ar. ḥakk 1) Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma Mühür hakki. 2) Kâğıttaki yazıyı kazıma Resmî kâğıtlarda hak ve silinti yasaktır. Birleşik Sözler hakketmek 2. is., kkı, Ar. ḥaḳḳ 1) Adalet Haktan ayrılmamalı. 2)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iltica — is., Ar. ilticāˀ Güvenilir bir yere sığınma, sığınma Birleşik Sözler iltica hakkı Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller iltica etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»