Перевод: с английского на турецкий

с турецкого на английский

pullamak

  • 1 embroider

    v. nakışla süslemek, oyalamak, süslemek, allayıp pullamak, şişirmek, abartmak, ballandırmak
    * * *
    süsle
    * * *
    [im'broidə]
    (to decorate with designs in needlework: The child embroidered her name on her handkerchief; an embroidered tablecloth.) nakış işlemek

    English-Turkish dictionary > embroider

  • 2 garnish

    n. süs, garnitür, çeşni
    ————————
    v. süslemek, garnitürlemek, allayyıp pullamak, haczetmek
    * * *
    1. süsle (v.) 2. süsleme (n.)
    * * *
    1. verb
    (to decorate (a dish of food): Parsley is often used to garnish salads.) süslemek, garnitürlemek
    2. noun
    ((an) edible decoration added to food.) süs, garnitür

    English-Turkish dictionary > garnish

  • 3 gild

    n. lonca, dernek, birlik, esnaf loncası
    ————————
    v. yaldızlamak, altın yaldızla süslemek, allayıp pullamak, süslemek, güzelleştirmek
    * * *
    altın kapla
    * * *
    [ɡild]
    (to cover with gilt: We could gild the frame of that picture.) altın kaplamak, yaldızlamak

    English-Turkish dictionary > gild

  • 4 rig

    n. donanım, donatım, teçhizat, alet edevat, kılık kıyafet, hile, dümen
    ————————
    v. hile yapmak (seçimde vb.), hile ile yönetmek, çıkarlarına göre değişiklik yapmak, donatmak, teçhiz etmek, allayıp pullamak, süslemek, uyduruvermek, yalancıktan yapmak, düzmece bir şekilde kurmak
    * * *
    1. donat (v.) 2. donanım (n.)
    * * *
    [riɡ] 1. past tense, past participle - rigged; verb
    (to fit (a ship) with ropes and sails.) donatmak
    2. noun
    1) (an oil-rig.) petrol platformu
    2) (any special equipment, tools etc for some purpose.) takım, âlet, edevat
    3) (the arrangement of sails etc of a sailing-ship.) donanım, arma
    - rig out
    - rig up

    English-Turkish dictionary > rig

  • 5 stamp

    n. pul, posta pulu, damga, kaşe, ıstampa, marka, iz, belirti, özellik, nitelik, zımba, etki, izlenim, ayağını yere vurma, tepinme, kalıp
    ————————
    v. pul yapıştırmak, pullamak, damgalamak, kaşe basmak, tepinmek, mühürlemek, basmak, bastırmak, çiğnemek, ayağını sertçe vurmak, ezmek, yok etmek, onaylamak, tasdik etmek, etiketlemek, göstermek, kanıtlamak, kazımak, işlemek
    * * *
    1. damgala (v.) 2. pul (n.)
    * * *
    [stæmp] 1. verb
    1) (to bring (the foot) down with force (on the ground): He stamped his foot with rage; She stamped on the insect.) ayağını yere vurmak
    2) (to print or mark on to: He stamped the date at the top of his letter; The oranges were all stamped with the exporter's name.) damgalamak
    3) (to stick a postage stamp on (a letter etc): I've addressed the envelope but haven't stamped it.) pul yapıştırmak
    2. noun
    1) (an act of stamping the foot: `Give it to me!' she shouted with a stamp of her foot.) ayağını yere vurma
    2) (the instrument used to stamp a design etc on a surface: He marked the date on the bill with a rubber date-stamp.) kaşe, ıstampa
    3) (a postage stamp: He stuck the stamps on the parcel; He collects foreign stamps.) posta pulu
    4) (a design etc made by stamping: All the goods bore the manufacturer's stamp.) damga, mühür

    English-Turkish dictionary > stamp

  • 6 spangle

    n. pul
    ————————
    v. pullarla süslemek, pullamak
    * * *
    1. pullarla süsle (v.) 2. pul (n.)

    English-Turkish dictionary > spangle

  • 7 bedizen

    v. süsleyip püslemek, allayıp pullamak

    English-Turkish dictionary > bedizen

  • 8 fancy up

    v. süslemek, allayıp pullamak

    English-Turkish dictionary > fancy up

  • 9 tart up

    v. süslemek, allayıp pullamak

    English-Turkish dictionary > tart up

  • 10 bedizen

    v. süsleyip püslemek, allayıp pullamak

    English-Turkish dictionary > bedizen

  • 11 fancy up

    v. süslemek, allayıp pullamak

    English-Turkish dictionary > fancy up

  • 12 tart up

    v. süslemek, allayıp pullamak

    English-Turkish dictionary > tart up

  • 13 paint the lily

    allayip pullamak

    English to Turkish dictionary > paint the lily

См. также в других словарях:

  • pullamak — i 1) Üzerine pul yapıştırmak Zarfı pulladı. 2) Pullarla süslemek Gece elbisesini pulladılar, işlediler …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • allamak pullamak — süslemek, donatmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • telleyip pullamak — 1) birçok süsle süslemek 2) mec. değerinden çok övmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • allamak — i Kırmızı duruma getirmek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller allamak pullamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pullama — is. Pullamak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tellemek — 1. i 1) Tel geçirmek, tel takmak 2) Tel ile süslemek 3) Tencere, çaydanlık vb.ni tel ile ovarak temizlemek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller telleyip pullamak 2. i Telgraf çekmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • süsleyip püslemek — özenle, özen göstererek süslemek, göze çarpacak kadar süslemek, telleyip pullamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»