-
1 embroider
v. nakışla süslemek, oyalamak, süslemek, allayıp pullamak, şişirmek, abartmak, ballandırmak* * *süsle* * *[im'broidə](to decorate with designs in needlework: The child embroidered her name on her handkerchief; an embroidered tablecloth.) nakış işlemek -
2 garnish
-
3 gild
n. lonca, dernek, birlik, esnaf loncası————————v. yaldızlamak, altın yaldızla süslemek, allayıp pullamak, süslemek, güzelleştirmek* * *altın kapla* * *[ɡild](to cover with gilt: We could gild the frame of that picture.) altın kaplamak, yaldızlamak -
4 rig
n. donanım, donatım, teçhizat, alet edevat, kılık kıyafet, hile, dümen————————v. hile yapmak (seçimde vb.), hile ile yönetmek, çıkarlarına göre değişiklik yapmak, donatmak, teçhiz etmek, allayıp pullamak, süslemek, uyduruvermek, yalancıktan yapmak, düzmece bir şekilde kurmak* * *1. donat (v.) 2. donanım (n.)* * *[riɡ] 1. past tense, past participle - rigged; verb(to fit (a ship) with ropes and sails.) donatmak2. noun1) (an oil-rig.) petrol platformu2) (any special equipment, tools etc for some purpose.) takım, âlet, edevat3) (the arrangement of sails etc of a sailing-ship.) donanım, arma•- rigging- rig out
- rig up -
5 stamp
n. pul, posta pulu, damga, kaşe, ıstampa, marka, iz, belirti, özellik, nitelik, zımba, etki, izlenim, ayağını yere vurma, tepinme, kalıp————————v. pul yapıştırmak, pullamak, damgalamak, kaşe basmak, tepinmek, mühürlemek, basmak, bastırmak, çiğnemek, ayağını sertçe vurmak, ezmek, yok etmek, onaylamak, tasdik etmek, etiketlemek, göstermek, kanıtlamak, kazımak, işlemek* * *1. damgala (v.) 2. pul (n.)* * *[stæmp] 1. verb1) (to bring (the foot) down with force (on the ground): He stamped his foot with rage; She stamped on the insect.) ayağını yere vurmak2) (to print or mark on to: He stamped the date at the top of his letter; The oranges were all stamped with the exporter's name.) damgalamak3) (to stick a postage stamp on (a letter etc): I've addressed the envelope but haven't stamped it.) pul yapıştırmak2. noun1) (an act of stamping the foot: `Give it to me!' she shouted with a stamp of her foot.) ayağını yere vurma2) (the instrument used to stamp a design etc on a surface: He marked the date on the bill with a rubber date-stamp.) kaşe, ıstampa3) (a postage stamp: He stuck the stamps on the parcel; He collects foreign stamps.) posta pulu4) (a design etc made by stamping: All the goods bore the manufacturer's stamp.) damga, mühür• -
6 spangle
n. pul————————v. pullarla süslemek, pullamak* * *1. pullarla süsle (v.) 2. pul (n.) -
7 bedizen
v. süsleyip püslemek, allayıp pullamak -
8 fancy up
v. süslemek, allayıp pullamak -
9 tart up
v. süslemek, allayıp pullamak -
10 bedizen
v. süsleyip püslemek, allayıp pullamak -
11 fancy up
v. süslemek, allayıp pullamak -
12 tart up
v. süslemek, allayıp pullamak -
13 paint the lily
allayip pullamak
См. также в других словарях:
pullamak — i 1) Üzerine pul yapıştırmak Zarfı pulladı. 2) Pullarla süslemek Gece elbisesini pulladılar, işlediler … Çağatay Osmanlı Sözlük
allamak pullamak — süslemek, donatmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
telleyip pullamak — 1) birçok süsle süslemek 2) mec. değerinden çok övmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
allamak — i Kırmızı duruma getirmek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller allamak pullamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
pullama — is. Pullamak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
tellemek — 1. i 1) Tel geçirmek, tel takmak 2) Tel ile süslemek 3) Tencere, çaydanlık vb.ni tel ile ovarak temizlemek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller telleyip pullamak 2. i Telgraf çekmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
süsleyip püslemek — özenle, özen göstererek süslemek, göze çarpacak kadar süslemek, telleyip pullamak … Çağatay Osmanlı Sözlük