-
21 تخوف
تَخَوُّف1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
22 خشية
خَشْيَة1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. heybetAnlamı: korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet6. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı7. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
23 خوف
Iخَوْف1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korku6. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korkuIIخَوَّفَ1. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak2. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek3. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak -
24 خيفة
خِيفَة1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş8. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı9. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
25 ذعر
Iذَعَرَ1. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak2. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek3. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmakIIذَعِرَ1. korkmakAnlamı: korku duymak, ürkmek2. afallamakAnlamı: şaşkınlıktan sersemleşmek, afallaşmakذُعْر1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. korkaklıkAnlamı: korkak olma durumu8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı10. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
26 رعب
Iرَعَبَ1. korkmakAnlamı: korku duymak, ürkmek2. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak3. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek4. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmakIIرُعْب1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. korkaklıkAnlamı: korkak olma durumu8. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı9. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş10. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korkuرَعَّبَ1. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak2. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek3. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak -
27 رهبة
رَهْبَة1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korku6. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı7. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
28 روع
Iرَوْع1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş8. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı9. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korkuIIرُوعentelektAnlamı: akıl, zihin, idrakرَوَّعَ1. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak2. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek3. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak -
29 روعة
رَوْعَة1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. zariflikAnlamı: zarif davranış veya zarif olma durumu, incelik, zarafet3. havilAnlamı: hevl, korku4. şaşaaAnlamı: görkem, gösteriş5. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku6. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku7. korku8. görkem9. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş10. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı11. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku12. şatafatAnlamı: süs ve gösteriş -
30 فرق
Iفَرَّقَ1. açmakAnlamı: birbirini ayırmak2. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak3. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek4. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek5. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak6. ayırmak7. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmakIIفَرَق1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. seherAnlamı: tan ağartısı, gün doğmadan önceki zaman10. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku11. sabahAnlamı: günün başlangıcıفَرُقyüreksizAnlamı: korkak, tabansızIVفَرِق1. yüreksizAnlamı: korkak, tabansız2. korkakVفَرِقَkorkmakAnlamı: korku duymak, ürkmekVIفَرْق1. uçurumAnlamı: büyük fark2. ihtilâfAnlamı: ayrılık, anlaşmazlık3. çeşitlilikAnlamı: çeşidi çok olma durumu4. terslikAnlamı: ters olma durumu5. oransızlıkAnlamı: oransız olma durumu6. bağdaşmazlıkAnlamı: uyuşmazlık, geçimsizlik7. ayrımAnlamı: benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark8. tenakuzAnlamı: çelişki9. farkAnlamı: başkalık, ayrım10. eşitsizlikAnlamı: eşit olmama durumu, müsavatsızlık11. uyuşmazlıkAnlamı: uyuşmama durumu12. anlaşmazlıkAnlamı: amaç ve düşünce ayrılığı, uyuşmazlık, ihtilâf13. kontrastAnlamı: karşıtlık, zıtlık14. ayrılıkAnlamı: ayrı olma durumu, birinden uzak düşmeفِرْق1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. seksiyonAnlamı: bölüm3. fırkaAnlamı: insan topluluğu4. grup5. ekipAnlamı: takım, zümre6. hisseAnlamı: pay, nasip7. kaderAnlamı: alın yazısı, yazgı8. fasılAnlamı: bölüm, kısım9. sürüAnlamı: evcil hayvanlar topluluğu10. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır11. takımAnlamı: topluluk12. cüz13. bölüm -
31 فزع
Iفَزَّعَ1. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak2. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek3. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmakIIفَزَع1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korkaklıkAnlamı: korkak olma durumu6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korkuفَزِعpısırıkAnlamı: yüreksiz, beceriksiz -
32 مخافة
مَخَافَة1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korkaklıkAnlamı: korkak olma durumu6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
33 مهابة
مَهَابَة1. asaletAnlamı: soyluluk2. azametAnlamı: ululuk, büyüklük, görkem, heybet3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. heybetAnlamı: korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet6. kibirAnlamı: büyüklük, ululuk7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku9. ululukAnlamı: ulu olma durumu -
34 هيبة
هَيْبَة1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku3. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku4. korku5. prestijAnlamı: saygınlık, itibar6. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı7. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
35 وجل
Iوَجَل1. haşyetAnlamı: korku, korkma2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korku6. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı7. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korkuIIوَجِل1. tabansızAnlamı: korkak2. yüreksizAnlamı: korkak, tabansız3. pısırıkAnlamı: yüreksiz, beceriksiz4. evhamlıAnlamı: kuşkulu, kuruntuluوَجِلَkorkmakAnlamı: korku duymak, ürkmek -
36 ورع
Iوَرَع1. zühtAnlamı: dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp, buyurduklarnı yerine getirme, takva2. dindarlıkAnlamı: dindar olma durumuIIوَرِع1. mütedeyyinAnlamı: dindar2. mutiAnlamı: yumuşak başlı, itaat eden3. allahlık4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. dindarAnlamı: dini inanci güçlü, din kurallarına dağı kimse
- 1
- 2
См. также в других словарях:
perva — ×perva sf. N, [K] žr. parva … Dictionary of the Lithuanian Language
perva — is., Far. pervā Çekinme, sakınma, korku Islanmışın yağmurdan pervası mı olur? R. Ilgaz … Çağatay Osmanlı Sözlük
pervâ — (F.) [ اوﺮﭘ ] 1. çekinme. 2. korku … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
PERVA — f. Korku, çekinmek. * Alâka, ilgi, bağ. * Takat. * Durup dinlenmek. * Bilmek. * Vesvese. * Kayd. * Iztırab. * Terk, feragat. * Hayran, şaşmış. * Meyl, teveccüh, iltifat, kayırmak. * Gussalanmak. (L.R … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
BÎ-PERVA — f. Korkusuz. Pervasız … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
NA-PERVA — f. Pervasız, korkusuz, aldırışsız, çekinmez. * Sersem … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
pervazas — ×pervãzas (brus. пepaвoз, l. przewoz) sm. (2) K, Prn, Grl, Snt; BB1Moz32,22, CI629, Q608, R136 keltas: Pas tą upį beesąs parvãzas J. Kap auštrelė aušo, an pervazo stojo (d.) Kls. Par srovės upelį samdysiu parvazėlį JV843. Kai prijoste srovės… … Dictionary of the Lithuanian Language
pervasar — pervãsar adv. Rm per vasarą: Parvãsar dirbau nuo sutemos lig sutemos Dbk. Mėsos neturėdavo pervãsar Krd. Gera jum buvo, kai ir aš parvãsar išbūdavau Sdk. Anas čia gyvena parvãsar Pb … Dictionary of the Lithuanian Language
pervakar — pervãkar adv. per visą vakarą: Visi parvãkar dainuojam Trgn … Dictionary of the Lithuanian Language
pervazininkas — ×pervãzininkas (plg. brus. пepaвoзнiк, l. przewoźnik) sm. (1) K; Q174 keltininkas … Dictionary of the Lithuanian Language
pervazninkas — ×pervãzninkas ( nykas) sm. (1) J, Gr, Gl; R132 žr. pervazininkas: Pervazninkai, brolau, perkelk per Dunojų! BsO267. Ant parvazninko tilto penki broleliai šoko JV924. Parvazninkėliai, broleliai, parkelkit mane jauną! JV924. Jūružių pervaznykas,… … Dictionary of the Lithuanian Language