Перевод: с арабского на турецкий

с турецкого на арабский

perva

  • 1 ارتياع

    endişe; ezinti; havil; korku; panik; perva; ürküntü; yılgınlık

    Arabic-Turkish dictionary > ارتياع

  • 2 بأس

    acı; acıma; ağrı; azap; beis; can; derman; dokunca; ehliyet; elem; endişe; enerji; erkeklik; erk; erke; eza; eziyet; ezinç; ezinti; gaile; güç; hâl; haşyet; havil; hız; hüsran; işkence; kabadayılık; kahır; kahramanlık; korku; mertlik; panik; perva; sakınca; ürküntü; yılgı; yılgınlık; yiğitlik; ziyan

    Arabic-Turkish dictionary > بأس

  • 3 تخوف

    endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; panik; perva; ürküntü; yılgı

    Arabic-Turkish dictionary > تخوف

  • 4 خشية

    endişe; ezinti; haşyet; heybet; panik; perva; ürküntü; yılgı

    Arabic-Turkish dictionary > خشية

  • 5 خوف

    dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkutmak; panik; perva; ürküntü; ürkütmek

    Arabic-Turkish dictionary > خوف

  • 6 خيفة

    endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; panik; perva; ürküntü; yılgı

    Arabic-Turkish dictionary > خيفة

  • 7 ذعر

    afallamak; dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; korkmak; korkutmak; panik; perva; ürkütmek; ürküntü; yılgı

    Arabic-Turkish dictionary > ذعر

  • 8 رعب

    dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; korkmak; korkutmak; panik; perva; ürkütmek; ürküntü; yılgı

    Arabic-Turkish dictionary > رعب

  • 9 رهبة

    endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; panik; perva

    Arabic-Turkish dictionary > رهبة

  • 10 روع

    dayamak; endişe; entelekt; ezinti; haşyet; havil; korku; korkutmak; panik; perva; ürkütmek; ürküntü; yılgı

    Arabic-Turkish dictionary > روع

  • 11 روعة

    endişe; ezinti; görkem; haşyet; havil; korku; panik; perva; şaşaa; şatafat; ürküntü; zariflik

    Arabic-Turkish dictionary > روعة

  • 12 فرق

    açmak; bağdaşmazlık; anlaşmazlık; ayırmak; ayrılık; ayrım; bazı; birtakım; bölüm; cüz; çeşitlilik; dağıtmak; dağılmak; dayamak; ekip; endişe; eşitsizlik; ezinti; fark; fasıl; fırka; grup; haşyet; havil; hisse; ihtilâf; kader; korku; kontrast; korkak; korkmak; korkutmak; oransızlık; panik; perva; sabah; seher; seksiyon; sürü; takım; tenakuz; terslik; uçurum; ürkütmek; uyuşmazlık; ürküntü; yılgı; yüreksiz

    Arabic-Turkish dictionary > فرق

  • 13 فزع

    dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; korkutmak; panik; perva; pısırık; ürkütmek

    Arabic-Turkish dictionary > فزع

  • 14 مخافة

    endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; panik; perva; ürküntü

    Arabic-Turkish dictionary > مخافة

  • 15 مهابة

    azamet; asalet; endişe; ezinti; heybet; kibir; panik; perva; ululuk

    Arabic-Turkish dictionary > مهابة

  • 16 هيبة

    endişe; ezinti; haşyet; korku; panik; perva; prestij

    Arabic-Turkish dictionary > هيبة

  • 17 وجل

    endişe; evhamlı; ezinti; havil; haşyet; korkmak; korku; panik; perva; pısırık; tabansız; yüreksiz

    Arabic-Turkish dictionary > وجل

  • 18 ورع

    Allahlık; dindar; dindarlık; muti; mütedeyyin; perva; züht

    Arabic-Turkish dictionary > ورع

  • 19 ارتياع

    اِرْتِيَاع
    1. yılgınlık
    2. havil
    Anlamı: hevl, korku
    3. perva
    Anlamı: çekinme, sakınma, korku
    4. endişe
    Anlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku
    5. korku
    6. ürküntü
    Anlamı: ürkme duygusu, tevahuş
    7. ezinti
    Anlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı
    8. panik
    Anlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > ارتياع

  • 20 بأس

    بَأْس
    1. yılgı
    Anlamı: korku, dehşet
    2. haşyet
    Anlamı: korku, korkma
    3. azap
    Anlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı
    4. hüsran
    Anlamı: zarar, ziyan
    5. beis
    Anlamı: kötülük, zarar
    6. dokunca
    Anlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar
    7. erke
    Anlamı: ış başarma gücü, enerji
    8. erkeklik
    Anlamı: erkekçe davranış, yiğitlik
    9. havil
    Anlamı: hevl, korku
    10. yılgınlık
    11. gaile
    Anlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü
    12. perva
    Anlamı: çekinme, sakınma, korku
    13. endişe
    Anlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku
    14. enerji
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    15. işkence
    Anlamı: eziyet
    16. eziyet
    Anlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü
    17. elem
    Anlamı: dert, acı
    18. kahır
    19. kabadayılık
    20. ehliyet
    Anlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname
    21. kahramanlık
    Anlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik
    22. güç
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    23. mertlik
    Anlamı: yiğitlik, erkeklik
    24. korku
    25. ezinç
    Anlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap
    26. ezinti
    Anlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı
    27. ürküntü
    Anlamı: ürkme duygusu, tevahuş
    28. acıma
    Anlamı: acımak işi
    29. eza
    Anlamı: üzme, sıkıntı verme
    30. erk
    Anlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar
    31. sakınca
    32. panik
    Anlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku
    33. ziyan
    Anlamı: zarar
    34. yiğitlik
    35. acı
    36. ağrı
    37. can
    Anlamı: güç, kuvvet
    38. hız
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    39. hâl
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    40. derman
    Anlamı: güç, takat, mecal

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > بأس

См. также в других словарях:

  • perva — ×perva sf. N, [K] žr. parva …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • perva — is., Far. pervā Çekinme, sakınma, korku Islanmışın yağmurdan pervası mı olur? R. Ilgaz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pervâ — (F.) [ اوﺮﭘ ] 1. çekinme. 2. korku …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • PERVA — f. Korku, çekinmek. * Alâka, ilgi, bağ. * Takat. * Durup dinlenmek. * Bilmek. * Vesvese. * Kayd. * Iztırab. * Terk, feragat. * Hayran, şaşmış. * Meyl, teveccüh, iltifat, kayırmak. * Gussalanmak. (L.R …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • BÎ-PERVA — f. Korkusuz. Pervasız …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • NA-PERVA — f. Pervasız, korkusuz, aldırışsız, çekinmez. * Sersem …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • pervazas — ×pervãzas (brus. пepaвoз, l. przewoz) sm. (2) K, Prn, Grl, Snt; BB1Moz32,22, CI629, Q608, R136 keltas: Pas tą upį beesąs parvãzas J. Kap auštrelė aušo, an pervazo stojo (d.) Kls. Par srovės upelį samdysiu parvazėlį JV843. Kai prijoste srovės… …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • pervasar — pervãsar adv. Rm per vasarą: Parvãsar dirbau nuo sutemos lig sutemos Dbk. Mėsos neturėdavo pervãsar Krd. Gera jum buvo, kai ir aš parvãsar išbūdavau Sdk. Anas čia gyvena parvãsar Pb …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • pervakar — pervãkar adv. per visą vakarą: Visi parvãkar dainuojam Trgn …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • pervazininkas — ×pervãzininkas (plg. brus. пepaвoзнiк, l. przewoźnik) sm. (1) K; Q174 keltininkas …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • pervazninkas — ×pervãzninkas ( nykas) sm. (1) J, Gr, Gl; R132 žr. pervazininkas: Pervazninkai, brolau, perkelk per Dunojų! BsO267. Ant parvazninko tilto penki broleliai šoko JV924. Parvazninkėliai, broleliai, parkelkit mane jauną! JV924. Jūružių pervaznykas,… …   Dictionary of the Lithuanian Language

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»