-
1 ارتياع
endişe; ezinti; havil; korku; panik; perva; ürküntü; yılgınlık -
2 بأس
acı; acıma; ağrı; azap; beis; can; derman; dokunca; ehliyet; elem; endişe; enerji; erkeklik; erk; erke; eza; eziyet; ezinç; ezinti; gaile; güç; hâl; haşyet; havil; hız; hüsran; işkence; kabadayılık; kahır; kahramanlık; korku; mertlik; panik; perva; sakınca; ürküntü; yılgı; yılgınlık; yiğitlik; ziyan -
3 تخوف
endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; panik; perva; ürküntü; yılgı -
4 خشية
endişe; ezinti; haşyet; heybet; panik; perva; ürküntü; yılgı -
5 خوف
dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkutmak; panik; perva; ürküntü; ürkütmek -
6 خيفة
endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; panik; perva; ürküntü; yılgı -
7 ذعر
afallamak; dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; korkmak; korkutmak; panik; perva; ürkütmek; ürküntü; yılgı -
8 رعب
dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; korkmak; korkutmak; panik; perva; ürkütmek; ürküntü; yılgı -
9 رهبة
endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; panik; perva -
10 روع
dayamak; endişe; entelekt; ezinti; haşyet; havil; korku; korkutmak; panik; perva; ürkütmek; ürküntü; yılgı -
11 روعة
endişe; ezinti; görkem; haşyet; havil; korku; panik; perva; şaşaa; şatafat; ürküntü; zariflik -
12 فرق
açmak; bağdaşmazlık; anlaşmazlık; ayırmak; ayrılık; ayrım; bazı; birtakım; bölüm; cüz; çeşitlilik; dağıtmak; dağılmak; dayamak; ekip; endişe; eşitsizlik; ezinti; fark; fasıl; fırka; grup; haşyet; havil; hisse; ihtilâf; kader; korku; kontrast; korkak; korkmak; korkutmak; oransızlık; panik; perva; sabah; seher; seksiyon; sürü; takım; tenakuz; terslik; uçurum; ürkütmek; uyuşmazlık; ürküntü; yılgı; yüreksiz -
13 فزع
dayamak; endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; korkutmak; panik; perva; pısırık; ürkütmek -
14 مخافة
endişe; ezinti; haşyet; havil; korku; korkaklık; panik; perva; ürküntü -
15 مهابة
azamet; asalet; endişe; ezinti; heybet; kibir; panik; perva; ululuk -
16 هيبة
endişe; ezinti; haşyet; korku; panik; perva; prestij -
17 وجل
endişe; evhamlı; ezinti; havil; haşyet; korkmak; korku; panik; perva; pısırık; tabansız; yüreksiz -
18 ورع
Allahlık; dindar; dindarlık; muti; mütedeyyin; perva; züht -
19 ارتياع
اِرْتِيَاع1. yılgınlıkAnlamı: yılgın olma durumu2. havilAnlamı: hevl, korku3. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku4. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku5. korku6. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku -
20 بأس
بَأْس1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. azapAnlamı: dünyada günah ışlemiş olanlara ahirette verilecek ceza, çok büyük sıkıntı4. hüsranAnlamı: zarar, ziyan5. beisAnlamı: kötülük, zarar6. dokuncaAnlamı: kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey, zarar7. erkeAnlamı: ış başarma gücü, enerji8. erkeklikAnlamı: erkekçe davranış, yiğitlik9. havilAnlamı: hevl, korku10. yılgınlıkAnlamı: yılgın olma durumu11. gaileAnlamı: sıkıntı, dert, keder, üzüntü12. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku13. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku14. enerjiAnlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç15. işkenceAnlamı: eziyet16. eziyetAnlamı: aşırı güçlük ve sıkıntı, üzgü17. elemAnlamı: dert, acı18. kahırAnlamı: derin üzüntü ve acı19. kabadayılıkAnlamı: kabadayı olma durumu20. ehliyetAnlamı: yeterlik, uzluk, belge. ehliyetname21. kahramanlıkAnlamı: kahraman olma durumu, yiğitlik22. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet23. mertlikAnlamı: yiğitlik, erkeklik24. korku25. ezinçAnlamı: şiddetli acı ve sıkıntı, azap26. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı27. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş28. acımaAnlamı: acımak işi29. ezaAnlamı: üzme, sıkıntı verme30. erkAnlamı: bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar31. sakıncaAnlamı: sakınmayı gerektiren durum32. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku33. ziyanAnlamı: zarar34. yiğitlikAnlamı: yiğit olma durumu35. acı36. ağrıAnlamı: şiddetli ve sürekli bir acı37. canAnlamı: güç, kuvvet38. hızAnlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat39. hâlAnlamı: güç, kuvvet, takat40. dermanAnlamı: güç, takat, mecal
- 1
- 2
См. также в других словарях:
perva — ×perva sf. N, [K] žr. parva … Dictionary of the Lithuanian Language
perva — is., Far. pervā Çekinme, sakınma, korku Islanmışın yağmurdan pervası mı olur? R. Ilgaz … Çağatay Osmanlı Sözlük
pervâ — (F.) [ اوﺮﭘ ] 1. çekinme. 2. korku … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
PERVA — f. Korku, çekinmek. * Alâka, ilgi, bağ. * Takat. * Durup dinlenmek. * Bilmek. * Vesvese. * Kayd. * Iztırab. * Terk, feragat. * Hayran, şaşmış. * Meyl, teveccüh, iltifat, kayırmak. * Gussalanmak. (L.R … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
BÎ-PERVA — f. Korkusuz. Pervasız … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
NA-PERVA — f. Pervasız, korkusuz, aldırışsız, çekinmez. * Sersem … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
pervazas — ×pervãzas (brus. пepaвoз, l. przewoz) sm. (2) K, Prn, Grl, Snt; BB1Moz32,22, CI629, Q608, R136 keltas: Pas tą upį beesąs parvãzas J. Kap auštrelė aušo, an pervazo stojo (d.) Kls. Par srovės upelį samdysiu parvazėlį JV843. Kai prijoste srovės… … Dictionary of the Lithuanian Language
pervasar — pervãsar adv. Rm per vasarą: Parvãsar dirbau nuo sutemos lig sutemos Dbk. Mėsos neturėdavo pervãsar Krd. Gera jum buvo, kai ir aš parvãsar išbūdavau Sdk. Anas čia gyvena parvãsar Pb … Dictionary of the Lithuanian Language
pervakar — pervãkar adv. per visą vakarą: Visi parvãkar dainuojam Trgn … Dictionary of the Lithuanian Language
pervazininkas — ×pervãzininkas (plg. brus. пepaвoзнiк, l. przewoźnik) sm. (1) K; Q174 keltininkas … Dictionary of the Lithuanian Language
pervazninkas — ×pervãzninkas ( nykas) sm. (1) J, Gr, Gl; R132 žr. pervazininkas: Pervazninkai, brolau, perkelk per Dunojų! BsO267. Ant parvazninko tilto penki broleliai šoko JV924. Parvazninkėliai, broleliai, parkelkit mane jauną! JV924. Jūružių pervaznykas,… … Dictionary of the Lithuanian Language