-
1 поститься
perhiz tutmak церк.; oruç tutmak мус. -
2 диета
diyet,perhiz,rejim* * *жdiyet; perhiz; rejimмоло́чная дие́та — sut perhizi
соблюда́ть дие́ту — perhiz / rejim yapmak
он на дие́те — perhizlidir
приде́рживаться стро́гой дие́ты — sıkı bir rejim uygulamak
-
3 диетический
-
4 великий
büyük* * *1) büyükВеликая Октя́брьская социалисти́ческая революция — Büyük Ekim Sosyalist Devrimi
вели́кий Пу́шкин — büyük / koca Puşkin
вели́кие люди — büyük adamlar, büyükler
2) тк. кратк. ф. ( большего размера) büyükту́фли мне вели́ки́ — pabuçlar ayağıma büyük geliyor
шля́па мне вели́ка — şapka başıma büyük geliyor
••вели́кие держа́вы — büyük devletler
вели́кий пост — церк. Büyük perhiz
от ма́ла до вели́ка — yedisinden yetmişine kadar, büyük küçük herkes
-
5 воздержанность
жölçülülük; perhiz, imsak -
6 пост
I м1) posta; nöbetçi ( часовой)вы́ставить посты́ — postalar çıkarmak
2) ( место) yer, nokta; merkez; nöbet yeriнаблюда́тельный пост — gözetleme yeri / notası
3) ( должность) görev; mevki (-ii)находи́ться на высо́ком посту́ — yüksek bir mevkide bulunmak
кандида́т на пост президе́нта — cumhurbaşkanlığına aday
он и́збран на пост председа́теля правле́ния — yönetim kurulu başkanlığına seçildi
вы́двинуть свою́ кандидату́ру на пост дире́ктора — müdürlüğe adaylığını koymak
II мони́ назна́чены на ключевы́е посты́ в госаппара́те — devlet aygıtının kilit noktalarına getirildiler
perhiz церк.; oruç (-cu) мус. -
7 сидеть
1) oturmakсиде́ть на сту́ле — sandalyede oturmak
сиде́ть в седле́ — eyerde oturmak / durmak
сиде́ть над уро́ками — derse çalışmak
сиде́ть на вёслах — kürekte olmak, kürek çekmek
на ве́тке сиде́ла пти́ца — dala bir kuş konmuştu
2) врз ( находиться) durmak, kalmak, bulunmakсиде́ть без де́ла — boş durmak / oturmak
сиде́ть до́ма — evinde kalmak
он на одно́м ме́сте до́лго не сиди́т — bir yerde fazla durmaz
сиде́ть под аре́стом — tutuklu bulunmak
сиде́ть в тюрьме́ — hapis(te) yatmak
он мно́го раз сиде́л (в тюрьме́) — birçok kereler hapse / cezaevine girip çıkmıştı
он сиде́л? (в тюрьме) — hapiste yatmışlığı var mı?
сиде́ть без де́нег — разг. parasız kalmak, darda bulunmak
сиде́ть на дие́те — perhiz tutmak
3) ( об одежде) oturmakхорошо́ сиде́ть — güzel oturmak, dökümlü olmak
пиджа́к сиди́т как влито́й — ceket hokka gibi oturdu
4) соч. ( о судне)неглубоко́ / ме́лко сиде́ть — az su çekmek
••сиде́ть сложа́ ру́ки — (eli) boş durmak
не сиде́ть сложа́ ру́ки — boş durmamak
сиде́ть на я́йцах — kuluçkaya oturmuş / yatmış olmak
-
8 строгий
1) sert, sıkıстро́гий учи́тель — sert bir hoca
стро́гий оте́ц — sert bir baba
стро́гий команди́р — sert / sıkı bir kumandan
2) sıkı, sert; şiddetliстро́гое предупрежде́ние — sıkı bir uyarı
стро́гое наказа́ние — sert / şiddetli bir ceza
стро́гое обраще́ние с детьми́ — çocuklara karşı sert davranma
он получи́л стро́гое воспита́ние — sıkı bir eğitim / terbiye görmüştü
приня́ть стро́гие ме́ры — sıkı önlemler almak
лицо́ у неё стро́гое — sert yüzlüdür
лицо́ у неё ста́ло ещё бо́лее стро́гим — yüzü daha da sertleşti
в обстано́вке стро́гой секре́тности — büyük bir gizlilik içinde
стро́гая дисципли́на — sıkı disiplin
3) sıkı, sertстро́гая дие́та — sıkı perhiz
стро́гий контро́ль — sıkı denetim
стро́гие зако́ны — sert kanunlar
стро́гие пра́вила — sıkı kurallar
стро́гий прика́з — sıkı bir emir
стро́гие ограниче́ния — sert kısıtlamalar
стро́гое соблюде́ние догово́ров и соглаше́ний — antlaşma ve anlaşmalara titizlikle uyma / uyulma
4) sertстро́гие нра́вы и обы́чаи — sert örf ve adetler
челове́к стро́гих пра́вил — ahlak kurallarına sımsıkı bağlı bir adam
См. также в других словарях:
perhiz — is., Far. perhīz 1) Diyet Biraz perhizle idare edersek biz burada iki ay daha yaşayabiliriz. A. Mithat 2) din b. Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller … Çağatay Osmanlı Sözlük
perhiz yapmak (veya etmek) — sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla özel bir beslenme düzeni uygulamak Fiyatlar o kadar yükseldi ki perhiz eder gibi yediğim hâlde, yine her yemek bir buçuk lirayı geçmeye başladı. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
PERHİZ — f. Sakınmak, çekinmek. * Vücuda zararlı ve tıbben muzır; ve dinen, zevk veren şeylerden sakınmak. * Hastalıkta bazı yiyecek ve içeceklerden sakınmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! — sözleri ve davranışları birbirini tutmuyor, çelişiyor anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
papaza kızıp oruç (veya perhiz) bozmak — başkasına kızıp kendisine zarar verecek iş görmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
behrüz — perhiz … Beypazari ağzindan sözcükler
HİMYE — Perhiz. Yiyecek ve içecekte sıhhat için gösterilen ihtimam ve dikkat … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HİMYEVÎ — Perhiz ile alâkalı … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MUHTEMÎ — Perhiz yapan. İhtima eden … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
PERHİZKÂR — Perhiz eden, nefsini tutan. Zararlı şeylerden, günahlardan sakınan … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
banyo — is., İt. bagno 1) Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm 2) Banyo küvetinde yıkanma işi 3) Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su Doktorlar hap, banyo ve perhiz tavsiye etmiş. B. Felek 4) Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir… … Çağatay Osmanlı Sözlük