-
1 جدا
جدًّا1. ciddenAnlamı: gerçek olarak, şaka olmayarak, gerçekten2. gayetAnlamı: pek, çok, pek çok -
2 لكن
Iلَكِنْ1. amma2. fakatAnlamı: yalnız, ancak3. lâkinAnlamı: ama, fakat4. da, deAnlamı: bazı birleşik cümleleri "ama, fakat" anlamıyla birbirina bağlarIIلَكِنَّ1. amma2. fakatAnlamı: yalnız, ancak3. lâkinAnlamı: ama, fakat4. ama5. da, deAnlamı: bazı birleşik cümleleri "ama, fakat" anlamıyla birbirina bağlar -
3 متين
مَتِين1. kuntAnlamı: ağır, kalın, dayanıklı ve sağlam2. takatliAnlamı: dayanıklı3. berkAnlamı: sert, katı, sağlam4. güçlüAnlamı: gücü olan5. metînAnlamı: sağlam, dayanıklı6. metanetliAnlamı: dayanıklı, metin7. pekAnlamı: sağlam, dayanıklı8. sağlamAnlamı: dayanıklı9. sertAnlamı: pek, katı, yumuşak karşıtı10. zorluAnlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan -
4 صامد
aykırı; dayanıklı; dirençli; direnişçi; kişi oğlu; muarız; mukavemetli; mukavim; pek; sabit; sebatkâr; sebatlı -
5 متن
dayanıklı; pek; pekiştirmek; sağlamlaştırmak -
6 متين
berk; güçlü; kunt; metanetli; metîn; pek; sağlam; sert; takatli; zorlu -
7 مناوئ
dayanıklı; dirençli; mukavemetli; pek -
8 إحساس
إِحْساس1. duyuAnlamı: insanların ve hayvanların dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, tatma ve algılama yeteneği2. duyumAnlamı: duyular aracılığıyla edinilen izlenmiş, ihsas3. kalpAnlamı: sevgi, gönül4. hassaslıkAnlamı: duygunluk, hassas olma durumu5. bulunçAnlamı: vicdan6. sansasyon7. kalpAnlamı: duygu, his8. duyguAnlamı: duyularla algılama, his9. duyarlıkAnlamı: duyum algılayabilme yeteneği -
9 بالغ
Iبالَغَ1. obartmakAnlamı: abartmak2. abartmakAnlamı: bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalağalı etmekIIبالِغ1. anaç2. berkAnlamı: sert, katı, sağlam3. kızışıkAnlamı: kızışmış olan, şiddetli4. yetişmişAnlamı: gereken niteliğe yetişmiş5. fasih6. erinAnlamı: döl verebilen, baliğ7. zomAnlamı: olgun olan kimse8. iveğenAnlamı: çabuk ilerleyen9. akutAnlamı: ilerlemiş, âcil ve hâd (hastalık)10. erişkin11. sertAnlamı: pek, katı, yumuşak karşıtı12. zorluAnlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan13. yetişkinAnlamı: yetişmiş, olgunlaşmış -
10 باهر
باهِر1. âlâAnlamı: pek iyi2. enteresanAnlamı: ilgi çekici, ilginç3. müthişAnlamı: korkunç, dehşetli4. bitirimAnlamı: çok hoşa giden5. acayipAnlamı: şaşılacak ve şaşmaya değer6. dehşetliAnlamı: korku veya ürküntü veren -
11 بغتة
بَغْتَة1. cartadakAnlamı: birdenbire ve gürültü ile, cartadan2. zıpAnlamı: zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketini veya çıkardığı sesi anlatı3. pattadakAnlamı: aniden4. birdenbireAnlamı: aniden5. birdenAnlamı: aniden6. anidenAnlamı: ansızın, birdenbire7. lârpAnlamı: ansızın ve güç biçimde8. pattadanAnlamı: aniden9. yektenAnlamı: birden10. apansızAnlamı: hiç beklenmedik sırada, pek ansızın, apansızın11. gümbedekAnlamı: beklenmedik bir zamanda, birdenbire12. takkadakAnlamı: aniden13. zıppadakAnlamı: beklenilmeyen, uygun olmayan bir sırada14. şırakkadakAnlamı: ansızın birdenbire15. şappadakAnlamı: ansızın16. şıppadak17. ansızınAnlamı: birdenbire, anî olarak, anîden -
12 بل
-
13 بليغ
بَلِيغ1. berkAnlamı: sert, katı, sağlam2. kızışıkAnlamı: kızışmış olan, şiddetli3. fasih4. sertAnlamı: pek, katı, yumuşak karşıtı5. zorluAnlamı: güçlü, kuvvetli, şiddetli olan -
14 تحسس
IتَحَسَّسَduyumsamakIIتَحَسُّس1. kalpAnlamı: sevgi, gönül2. duyuAnlamı: insanların ve hayvanların dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, tatma ve algılama yeteneği3. duyumAnlamı: duyular aracılığıyla edinilen izlenmiş, ihsas4. bulunçAnlamı: vicdan5. sansasyon6. kalpAnlamı: duygu, his7. duyarlıkAnlamı: duyum algılayabilme yeteneği8. duyguAnlamı: duyularla algılama, his -
15 تصلب
Iتَصَلَّبَ1. sertleşmekAnlamı: sert bir durum almak, katılaşmak2. katılaşmakAnlamı: katı duruma gelmek3. pıhtılaşmakAnlamı: pıhtı durumuna gelmekIIتَصَلُّب1. katılaşmaAnlamı: katılaşmak işi2. skleroz3. katılıkAnlamı: katı olma durumu4. sertlikAnlamı: katı ve kırıcı olma5. peklikAnlamı: pek olma durumu -
16 تمحيص
تَمْحِيص1. imtihanAnlamı: sınav2. kolaçan3. sınavAnlamı: imtihan, test4. tecrübeAnlamı: deneme, sınama -
17 جمد
IجَمَدbuzAnlamı: suyun donduktan sonra aldığı hâlIIجَمَدَ1. buzlanmakAnlamı: buz tutmak2. donmakجَمْد1. katılaşmaAnlamı: katılaşmak işi2. katılıkAnlamı: katı olma durumu3. peklikAnlamı: pek olma durumu4. sertlikAnlamı: katı ve kırıcı olmaIVجَمَّدَ1. güçlendirmekAnlamı: güçlü duruma getirmek2. sertleştirmekAnlamı: sert bir duruma getirmek3. buzlanmakAnlamı: buz tutmak -
18 حار
Iحارَ1. bakakalmakAnlamı: ne yapacağını bilememek2. şaşırmak3. şaşmakAnlamı: hayret etmekIIحارّ1. harAnlamı: sıcak, serinin zıddı2. can ciğerAnlamı: çok yakın, sıkı fıkı, pek içten3. kaynarAnlamı: çok sıcak4. candanAnlamı: gönülden, samimî5. iltifatlıAnlamı: gönül alan6. samimîAnlamı: içten, içtenlikle7. hararetliAnlamı: ısısı, sıcaklığı fazla olan8. sıcakAnlamı: yakmayacak kadar ısısı olan9. canAnlamı: çok içten, sevimli, sevilen, şirin -
19 حسن
IحَسَّنَbezemekAnlamı: süslemek, donatmakIIحَسَن1. keleşAnlamı: çok güzel, çok yakışıklı2. aynalıAnlamı: parlak yüzlü, yakışıklı, güzel3. âlâAnlamı: pek iyi4. iyiAnlamı: beğenilecek biçimde olan5. güzel6. kıyakAnlamı: benzerlerinden üstün olan, çok güzel7. ciciAnlamı: sevimli, hoşa giden, güzelحَسُنَaçılmakAnlamı: biraz iyiyleşmek ve ferahlamakIVحُسْن1. zariflikAnlamı: zarif davranış veya zarif olma durumu, incelik, zarafet2. güzellikAnlamı: coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik3. görkem -
20 خالجة
خالِجَة1. duyuAnlamı: insanların ve hayvanların dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, tatma ve algılama yeteneği2. duyumAnlamı: duyular aracılığıyla edinilen izlenmiş, ihsas3. kalpAnlamı: sevgi, gönül4. bulunçAnlamı: vicdan5. takınakAnlamı: bilince takılan korku ve düşünce6. sansasyon7. kalpAnlamı: duygu, his8. duyguAnlamı: duyularla algılama, his9. duyarlıkAnlamı: duyum algılayabilme yeteneği
См. также в других словарях:
Pek — may mean: *PEK, the IATA airport code for Beijing Capital International Airport *, an acronym for PolyEtherKetone *Pekoe tea (Pek.), a grade of Ceylon tea leaf *Pek, a processed meat product somewhat similar to spam *Pek River, a river in eastern … Wikipedia
Pek — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}} Sigles d une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres … Wikipédia en Français
pek — pek·an; ko·pek; sa·pek; tu·pek; … English syllables
pęk — {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. mnż IIa, D. u {{/stl 8}}{{stl 7}} występująca razem w sposób naturalny lub złączona większa ilość jednorodnych przedmiotów; wiązka : {{/stl 7}}{{stl 10}}Pęki sitowia, kwiatów. Pęk kluczy, piór.{{/stl 10}}{{stl 18}}ZOB.… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
pekʷ- (*kʷekʷhō) — pekʷ (*kʷekʷhō) English meaning: to cook Deutsche Übersetzung: “kochen” Grammatical information: participle pekʷ to “cooked, boiled” Material: O.Ind. pácati, Av. pačaiti “kocht, bäckt, brät” (= Lat. coquō, Welsh pobi, Alb.… … Proto-Indo-European etymological dictionary
PEK — may refer to: Beijing Capital International Airport PEK (and BJS) are the 3 letter IATA codes for the airport Program for Evaluating Complementary Medicine The English translation of PEK: Programme Evaluation Komplementärmedizin Phantom Evil King … Wikipedia
pek̂-2 — pek̂ 2 English meaning: to fleece; cattle Deutsche Übersetzung: “Wolle or Haare rupfen, zausen” Material: O.Ind. pásu , pasu n., gen. pasváḥ; pasu m. “Vieh”; Av. pasu m. “Vieh” (mostly still ‘small cattle”), in compound fsū̆ ,… … Proto-Indo-European etymological dictionary
pek|an — «PEHK uhn», noun. = fisher (def. 1a). (Cf. ↑fisher) ╂[American English < Canadian French pécan < Algonkian (perhaps Abnaki) pékané] … Useful english dictionary
pek — obs. form of peck n.1, v.1, pick v.1 … Useful english dictionary
pek-ex — obs. form of pickaxe … Useful english dictionary
pek — sf. 1) Sert, katı 2) Sağlam, dayanıklı İnsan gülden nazik, taştan pektir. H. R. Gürpınar 3) zf. Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok Pek beğendikleri ve pek sevdikleri hâlde aldatırlar. H. C. Yalçın 4) zf., hlk. Hızlı olarak Pek gittiği… … Çağatay Osmanlı Sözlük