-
21 فرق
Iفَرَّقَ1. açmakAnlamı: birbirini ayırmak2. korkutmakAnlamı: korkmasına yol açmak3. ürkütmekAnlamı: ürküntü vermek4. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek5. dayamakAnlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak6. ayırmak7. dağıtmakAnlamı: toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmakIIفَرَق1. yılgıAnlamı: korku, dehşet2. haşyetAnlamı: korku, korkma3. havilAnlamı: hevl, korku4. pervaAnlamı: çekinme, sakınma, korku5. endişeAnlamı: tasa, kaygı, kuşku, korku6. korku7. ezintiAnlamı: korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı8. ürküntüAnlamı: ürkme duygusu, tevahuş9. seherAnlamı: tan ağartısı, gün doğmadan önceki zaman10. panikAnlamı: ani dehşet duygusu, büyük korku11. sabahAnlamı: günün başlangıcıفَرُقyüreksizAnlamı: korkak, tabansızIVفَرِق1. yüreksizAnlamı: korkak, tabansız2. korkakVفَرِقَkorkmakAnlamı: korku duymak, ürkmekVIفَرْق1. uçurumAnlamı: büyük fark2. ihtilâfAnlamı: ayrılık, anlaşmazlık3. çeşitlilikAnlamı: çeşidi çok olma durumu4. terslikAnlamı: ters olma durumu5. oransızlıkAnlamı: oransız olma durumu6. bağdaşmazlıkAnlamı: uyuşmazlık, geçimsizlik7. ayrımAnlamı: benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark8. tenakuzAnlamı: çelişki9. farkAnlamı: başkalık, ayrım10. eşitsizlikAnlamı: eşit olmama durumu, müsavatsızlık11. uyuşmazlıkAnlamı: uyuşmama durumu12. anlaşmazlıkAnlamı: amaç ve düşünce ayrılığı, uyuşmazlık, ihtilâf13. kontrastAnlamı: karşıtlık, zıtlık14. ayrılıkAnlamı: ayrı olma durumu, birinden uzak düşmeفِرْق1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. seksiyonAnlamı: bölüm3. fırkaAnlamı: insan topluluğu4. grup5. ekipAnlamı: takım, zümre6. hisseAnlamı: pay, nasip7. kaderAnlamı: alın yazısı, yazgı8. fasılAnlamı: bölüm, kısım9. sürüAnlamı: evcil hayvanlar topluluğu10. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır11. takımAnlamı: topluluk12. cüz13. bölüm -
22 قرعة
Iقَرْعَة1. vuruntuAnlamı: motorun çalışma düzensizliği2. patakAnlamı: dayak3. dayakAnlamı: (bir insan veya bir hayvanı) dövmek işi, patak, kötekIIقُرْعَة1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. seksiyonAnlamı: bölüm3. hisseAnlamı: pay, nasip4. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır5. bölüm6. cüz -
23 قطع
Iقَطَّعَ1. kıymak2. üleştirmekAnlamı: pay ederek dağıtmak, bölüştürmek3. bölmekIIقَطَعَ1. geçmekAnlamı: bir yerden başka bir yere gitmek2. kesmekAnlamı: bıçak, makas gibi bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak3. katetmekAnlamı: kesmek, bölmek4. yontmakAnlamı: bir şeyi keskin bir şeyle kesmek5. durdurmakAnlamı: durmasını sağlamakقَطْع1. geçişAnlamı: herhangi bir durumdaki değişme, intikal2. fasonAnlamı: kesim3. mutlakaAnlamı: kaçınılmaz bir biçimde4. yontmaAnlamı: yontmak işi5. kesmeAnlamı: kesmek işi6. iptalAnlamı: kullanıştan kaldırma, bozma, silme7. kesimAnlamı: kesme işi -
24 كوتا
-
25 مقسوم
مَقْسُوم1. payAnlamı: bayağı kesirlerde bölünen sayı2. parçalıAnlamı: parçalardan oluşmuş3. bölmeliAnlamı: bölme ile ayrılmış olan -
26 وزع
Iوَزَّعَ1. üleştirmekAnlamı: pay ederek dağıtmak, bölüştürmek2. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek3. bölmekIIوَزَعَyasaklamakAnlamı: bir şeyin yapılmamasını istemek
- 1
- 2
См. также в других словарях:
pay — pay1 [pā] vt. paid or [Obs.] (except in phrase PAY OUT, sense 2)Obs. payed, paying [ME paien, to pay, satisfy < OFr paier < L pacare, to pacify < pax,PEACE] 1. to give to (a person) what is due, as for goods received, services rendered,… … English World dictionary
Pay — Pay, v. t. [imp. & p. p. {Paid}; p. pr. & vb. n. {Paying}.] [OE. paien, F. payer, fr. L. pacare to pacify, appease, fr. pax, pacis, peace. See {Peace}.] 1. To satisfy, or content; specifically, to satisfy (another person) for service rendered,… … The Collaborative International Dictionary of English
pay — ► VERB (past and past part. paid) 1) give (someone) money due for work, goods, or an outstanding debt. 2) give (a sum of money) thus owed. 3) be profitable or advantageous: crime doesn t pay. 4) suffer a loss or misfortune as a consequence of an… … English terms dictionary
pay# — pay vb Pay, compensate, remunerate, satisfy, reimburse, indemnify, repay, recompense are comparable when they mean to give money or an equivalent in return for something. Pay is the ordinary term when the giving or furnishing of money to… … New Dictionary of Synonyms
Pay — Pay, n. 1. Satisfaction; content. Chaucer. [1913 Webster] 2. An equivalent or return for money due, goods purchased, or services performed; salary or wages for work or service; compensation; recompense; payment; hire; as, the pay of a clerk; the… … The Collaborative International Dictionary of English
pay TV — pay television or pay TV noun Satellite or cable television available to subscribers • • • Main Entry: ↑pay * * * pay TV UK US noun [uncountable] a system in which you pay to watch particular television programmes or channels Thesaurus: systems… … Useful english dictionary
pay — [n] earnings from employment allowance, bacon*, bread*, commission, compensation, consideration, defrayment, emoluments, fee, hire*, honorarium, income, indemnity, meed, payment, perquisite, pittance, proceeds, profit, reckoning, recompensation,… … New thesaurus
Pay-TV — (von englisch Pay television), auch Bezahlfernsehen genannt,[1] bezeichnet private Fernsehsender, für deren Empfang mit dem Programmanbieter ein kostenpflichtiger Vertrag abgeschlossen werden muss, unabhängig von den in Deutschland… … Deutsch Wikipedia
Pay — (p[=a]), v. i. To give a recompense; to make payment, requital, or satisfaction; to discharge a debt. [1913 Webster] The wicked borroweth, and payeth not again. Ps. xxxvii. 21. [1913 Webster] 2. Hence, to make or secure suitable return for… … The Collaborative International Dictionary of English
pay TV — ˌpay TˈV noun [uncountable] COMMERCE a system in which customers pay for the length of time they watch a particular television programme or channel: • Pay TV will be delivered on at least four channels. • Time Warner dominates the pay TV market… … Financial and business terms
pay up — {v.} To pay in full; pay the amount of; pay what is owed. * /The monthly installments on the car were paid up./ * /He pays his dues up promptly./ * /He gets behind when he is out of work but always pays up when he is working again./ … Dictionary of American idioms