-
1 para
عملةمالنقدنقود -
2 para
1. مال [مال]2. نقد [نَقْد]3. نقود [نُقُود]4. عملة [عُمْلَة] -
3 bahşiş
1. إمداد [إِمْداد]2. بخشيش [بَخْشِيش]3. جدوى [جَدْوَى]4. خدمة [خِدْمَة]5. رفد [رِفْد]6. صلة [صِلَة]7. عطا [عَطًا]8. عطاء [عَطَاء]9. عطية [عَطِيَّة]10. مدد [مَدَد]11. مساعدة [مُسَاعَدَة]12. مساندة [مُسَانَدَة]13. معاونة [مُعَاوَنَة]14. معونة [مَعُونَة]15. منح [مَنْح]16. منحة [مِنْحَة]17. نائل [نائِل]18. نافلة [نافِلَة]19. نعماء [نَعْماء]20. نفل [نَفَل]21. نوال [نَوَال]22. هبة [هِبَة] -
4 cömert
1. أريحي [أَرْيَحِيّ]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli2. أشم [أَشَمّ]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli3. بذل [بَذْل]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli4. جزل [جَزْل]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli5. جواد [جَوَاد]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli6. جواد [جَوَّاد]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli7. زاخر [زاخِر]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli8. سخي [سَخِيّ]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli9. سماح [سَمَاح]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli10. سمح [سَمْح]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli11. غمر [غَمْر]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli12. فياح [فَيَّاح]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli13. فياض [فَيَّاض]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli14. كريم [كَرِيم]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli15. مضياف [مِضْياف]Anlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli -
5 kalp
1. إبدال [إِبْدال]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme2. إحساس [إِحْساس]Anlamı: sevgi, gönül3. إحساس [إِحْساس]Anlamı: duygu, his4. إحلال [إِحْلال]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme5. أشر [أَشِر]Anlamı: düzme, sahte (para)6. أشر [أَشِر]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen7. أفاك [أَفَّاك]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen8. أفيك [أَفِيك]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen9. ألفة [أُلْفَة]Anlamı: sevgi, gönül10. أنس [أُنْس]Anlamı: sevgi, gönül11. إيناس [إِيناس]Anlamı: sevgi, gönül12. استعاضة [اِسْتِعاضَة]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme13. انقلاب [اِنْقِلاب]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme14. بشاك [بشاك]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen15. تبادل [تَبَادُل]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme16. تبدل [تَبَدُّل]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme17. تبديل [تَبْدِيل]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme18. تحسس [تَحَسُّس]Anlamı: sevgi, gönül19. تحسس [تَحَسُّس]Anlamı: duygu, his20. تحول [تَحَوُّل]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme21. تعديل [تَعْدِيل]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme22. تغير [تَغَيُّر]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme23. تغيير [تَغْيِير]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme24. تقلب [تَقَلُّب]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme25. حب [حُبّ]Anlamı: sevgi, gönül26. حرارة [حَرَارَة]Anlamı: sevgi, gönül27. خالجة [خالِجَة]Anlamı: sevgi, gönül28. خالجة [خالِجَة]Anlamı: duygu, his29. خراص [خَرَّاص]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen30. زائف [زائِف]Anlamı: düzme, sahte (para)31. زائف [زائِف]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen32. زور [زُور]Anlamı: düzme, sahte (para)33. زور [زُور]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen34. زيف [زَيْف]Anlamı: düzme, sahte (para)35. زيف [زَيْف]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen36. صوري [صُورِيّ]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen37. عاطفة [عاطِفَة]Anlamı: sevgi, gönül38. عاطفة [عاطِفَة]Anlamı: duygu, his39. فؤاد [فُؤَاد]Anlamı: temiz kanı vücuda dağıtan organ, yürek40. قلب [قَلْب]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme41. قلب [قَلْب]Anlamı: temiz kanı vücuda dağıtan organ, yürek42. كاذب [كاذِب]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen43. كاذب [كاذِب]Anlamı: düzme, sahte (para)44. كذاب [كَذَّاب]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen45. كذاب [كَذَّاب]Anlamı: düzme, sahte (para)46. كذوب [كَذُوب]Anlamı: düzme, sahte (para)47. كذوب [كَذُوب]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen48. مائن [مائِن]Anlamı: düzme, sahte (para)49. مائن [مائِن]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen50. مبادلة [مُبَادَلَة]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme51. مبطل [مُبْطِل]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen52. محاك [مُحَاكٍ]Anlamı: düzme, sahte (para)53. مزور [مُزَوَّر]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen54. مزور [مُزَوِّر]Anlamı: düzme, sahte (para)55. مزيف [مُزَيَّف]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen56. مزيف [مُزَيِّف]Anlamı: düzme, sahte (para)57. مستعار [مُسْتَعار]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen58. مستعار [مُسْتَعار]Anlamı: düzme, sahte (para)59. مشاعر [مَشَاعِر]Anlamı: sevgi, gönül60. مشاعر [مَشَاعِر]Anlamı: duygu, his61. مشعر [مَشْعَر]Anlamı: sevgi, gönül62. مشعر [مَشْعَر]Anlamı: duygu, his63. مقايضة [مُقَايَضَة]Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme64. مقلد [مُقَلَّد]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen65. مقلد [مُقَلِّد]Anlamı: düzme, sahte (para)66. ملسون [مَلْسُون]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen67. مودة [مَوَدَّة]Anlamı: sevgi, gönül68. ميان [مَيَّان]Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen69. وجدان [وِجْدان]Anlamı: sevgi, gönül70. وجدان [وِجْدان]Anlamı: duygu, his71. وداد [وِدَاد]Anlamı: sevgi, gönül72. وفاق [وِفَاق]Anlamı: sevgi, gönül -
6 akçe
1. أموال [أَمْوال]Anlamı: küçük gümüş para, her tür madenî para2. فلس [فَلْس]Anlamı: küçük gümüş para, her tür madenî para3. مال [مال]Anlamı: küçük gümüş para, her tür madenî para4. نقد [نَقْد]Anlamı: küçük gümüş para, her tür madenî para5. نقود [نُقُود]Anlamı: küçük gümüş para, her tür madenî para6. عملة [عُمْلَة]Anlamı: küçük gümüş para, her tür madenî para -
7 aç
1. أقتر [أَقْتَر]Anlamı: gözü doymayan bir kimse2. بخيل [بَخِيل]Anlamı: gözü doymayan bir kimse3. ترب [تَرِب]Anlamı: para sahıp olmayan kimse4. جائع [جائِع]Anlamı: yemek yeme ihtıyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı5. جشع [جَشِع]Anlamı: gözü doymayan bir kimse6. جوعان [جَوْعان]Anlamı: yemek yeme ihtıyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı7. حريص [حَرِيص]Anlamı: gözü doymayan bir kimse8. ساغب [ساغِب]Anlamı: yemek yeme ihtıyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı9. سمط [سَمْط]Anlamı: para sahıp olmayan kimse10. شره [شَرِه]Anlamı: gözü doymayan bir kimse11. صعلوك [صُعْلُوك]Anlamı: para sahıp olmayan kimse12. ضنين [ضَنِين]Anlamı: gözü doymayan bir kimse13. طامع [طامِع]Anlamı: gözü doymayan bir kimse14. طاو [طاوٍ]Anlamı: yemek yeme ihtıyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı15. طماع [طَمَّاع]Anlamı: gözü doymayan bir kimse16. طو [طوٍ]Anlamı: yemek yeme ihtıyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı17. عدم [عَدِم]Anlamı: para sahıp olmayan kimse18. عديم [عَدِيم]Anlamı: para sahıp olmayan kimse19. فقير [فَقِير]Anlamı: para sahıp olmayan kimse20. متكالب [مُتَكَالِب]Anlamı: gözü doymayan bir kimse21. محتاج [مُحْتاجٌ]Anlamı: para sahıp olmayan kimse22. مسك [مُسُك]Anlamı: gözü doymayan bir kimse23. مسكة [مُسَكَة]Anlamı: gözü doymayan bir kimse24. معدم [مُعْدِم]Anlamı: para sahıp olmayan kimse25. مفتقر [مُفْتَقِرٌ]Anlamı: para sahıp olmayan kimse26. نهم [نَهِم]Anlamı: gözü doymayan bir kimse27. نهيم [نَهِيم]Anlamı: gözü doymayan bir kimse -
8 fuhuş
1. بغاء [بِغَاء]2. دعارة [دَعَارَة]3. دعارة [دِعَارَة]4. فاحشة [فاحِشة]5. فجور [فُجُور]6. فحشاء [فَحْشاء]7. فسق [فِسْق]8. موبقة [مُوبِقَة]9. عهر [عَهْر] -
9 borçlanmak
1. استدان [اِسْتَدَانَ]2. استعار [اِسْتَعَارَ]3. استلف [اِسْتَلَفَ]4. اقترض [اِقْتَرَضَ]5. تدين [تَدَيَّنَ]6. تسلف [تَسَلَّفَ]7. دان [دانَ] -
10 kapkaççı
1. أزعر [أَزْعَر]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)2. حرامي [حَرَامِيّ]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)3. خطاف [خُطَّاف]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)4. سارق [سارِق]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)5. سلاب [سَلَّاب]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)6. لص [لِصّ]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)7. متقاعس [مُتَقَاعِس]Anlamı: işe gereken önemi vermeyen8. متلكئ [مُتَلَكِّئ]Anlamı: işe gereken önemi vermeyen9. متهاون [مُتَهَاوِن]Anlamı: işe gereken önemi vermeyen10. مسترق [مُسْتَرِق]Anlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)11. مقصر [مُقَصِّر]Anlamı: işe gereken önemi vermeyen12. مهمل [مُهْمِل]Anlamı: işe gereken önemi vermeyen -
11 miras
1. إرث [إِرْث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para2. تراث [تُرَاث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para3. تركة [تَرِكَة]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para4. تركة [تِرْكَة]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para5. ميراث [مِيراث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para6. وراثة [وِرَاثَة]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para7. ورث [وِرْث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para -
12 lokanta
1. أوتيل [أُوتِيل]Anlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran2. بنسيون [بَنْسِيُون]Anlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran3. خان [خَان]Anlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran4. فندق [فُنْدُق]Anlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran5. مثوى [مَثْوًى]Anlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran6. نزل [نُزُل]Anlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran -
13 değişim
1. إبدال [إِبْدال]2. انقلاب [اِنْقِلاب]3. تبادل [تَبَادَلَ]4. تبادل [تَبَادُل]5. تبدل [تَبَدُّل]6. تبديل [تَبْدِيل]7. تغير [تَغَيُّر]8. طفرة [طَفْرَة]Anlamı: yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin bütünü, varyasyon9. قلب [قَلْب]10. مبادلة [مُبَادَلَة]11. مقايضة [مُقَايَضَة] -
14 dünyalık
1. أموال [أَمْوال]Anlamı: mal, mülk, servet, para2. مال [مال]Anlamı: mal, mülk, servet, para3. نقد [نَقْد]Anlamı: mal, mülk, servet, para4. نقود [نُقُود]Anlamı: mal, mülk, servet, para5. عملة [عُمْلَة]Anlamı: mal, mülk, servet, para -
15 fiyat
1. بدل [بَدَل]2. ثمن [ثَمَن]3. سعر [سِعْر]4. عائض [عائِض]5. قيمة [قِيمَة] -
16 mangır
-
17 mangiz
-
18 sarraf
1. بدال [بَدَّال]Anlamı: para değiştiren kişi2. صراف [صَرَّاف]Anlamı: para değiştiren kişi3. صيرف [صَيْرَف]Anlamı: para değiştiren kişi4. صيرفي [صَيْرَفِيّ]Anlamı: para değiştiren kişi -
19 aylık
1. راتب [راتِب]2. مرتب [مُرَتَّب]3. معاش [مَعَاش] -
20 borç
1. دين [دَيْن]2. ذمة [ذِمَّة]3. مغرم [مَغْرَم]
См. также в других словарях:
para — para … Dictionnaire des rimes
para — para·cen·tric; para·chordal; para·chute; para·drop; para·medic; para·noi·ac; para·noid; para·phrase; para·ple·gic; para·sphenoid; para·sympathetic; para·thyroid; para·typhoid; epi·para·sitism; para·biotically; para·blas·tic; para·blep·sis;… … English syllables
Para — may refer to:*Para , in English, is an affix of Greek and Latin origin meaning beside, near, past, beyond or contrary *Para Dog faced Bat, a bat species from South and Central America *Para Loga, one among the seven Logas (seven upper worlds) in… … Wikipedia
para — preposición 1. Indica finalidad: He llamado para felicitarte. 2. Seguida de nombre de profesión, puede sobrentenderse el verbo ser: Mi hermano estudia para (ser) ingeniero. 3. Indica el destino o el uso que se da a una cosa: alquilar un bici para … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
para — (Del ant. pora). 1. prep. Denota el fin o término a que se encamina una acción. 2. hacia (ǁ en dirección a). 3. U. para indicar el lugar o tiempo a que se difiere o determina el ejecutar algo o finalizarlo. Pagará para San Juan. 4. U. para… … Diccionario de la lengua española
Para — steht für: Para (Peñamellera Baja), Ort in Asturien Para (Distrikt), Distrikt in Suriname den Para (Fluss), Fluss in Suriname die Para (Russland), Fluss in Russland Para (Währungseinheit), türkische, serbische, montenegrinische und jugoslawische… … Deutsch Wikipedia
para — I {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. ż Ia, CMc. parze {{/stl 8}}{{stl 7}} gazowy stan skupienia cieczy lub ciała stałego, tworzący się w czasie podgrzewania : {{/stl 7}}{{stl 10}}Para wodna. Pary benzyny, ołowiu. Kłęby pary. {{/stl 10}}{{stl 20}} {{/stl… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Pará — Saltar a navegación, búsqueda Pará … Wikipedia Español
Pará — Symbole … Deutsch Wikipedia
para- — 1 1. a prefix appearing in loanwords from Greek, most often attached to verbs and verbal derivatives, with the meanings at or to one side of, beside, side by side (parabola; paragraph; parallel; paralysis), beyond, past, by (paradox; paragogue);… … Universalium
para — pàra ž <N mn e, G pȃrā> DEFINICIJA 1. žarg. novac [sitna para malo novca] 2. pov. stoti dio dinara, kao novčane jedinice (u SFR Jugoslaviji ili hrvatskog dinara u Republici Hrvatskoj itd.) 3. (ob. mn) novac, novčana sredstva 4. rij. kovani… … Hrvatski jezični portal