-
101 توفير
تَوْفِير1. tasarruf2. ekipman -
102 ثمن
IثَمَّنَdeğerlendirmekIIثَمَن1. fiyat2. ederAnlamı: fiyat, paha3. pahaAnlamı: bedel, değer4. bahaAnlamı: değer, kıymetثُمُنsekizlikAnlamı: birlik notanın sekizde biriIVثُمْنsekizlikAnlamı: birlik notanın sekizde biri -
103 جائزة
جائِزَة1. prim2. ödülAnlamı: armağan, mükafat3. mükâfatAnlamı: ödül4. sevapAnlamı: tanrı tarafından verilen ödül5. caizeAnlamı: büyük tarafından verilen bahşiş -
104 جدوى
جَدْوَى1. yardımAnlamı: bağış2. yapılabilirlikAnlamı: uygulanabilirlik, fizibilite3. fizibiliteAnlamı: yapılabilirlik4. faydaAnlamı: yarar, kâr5. maslahatAnlamı: iş, önemli iş, mesele6. menfaatAnlamı: yarar, çıkar7. çıkar8. avantajAnlamı: üstünlük sağlayan şey, yarar, kâr9. bahşiş -
105 جزل
Iجَزَلَ1. katetmekAnlamı: kesmek, bölmek2. koparmakAnlamı: kopmasını sağlamakIIجَزْل1. buncaAnlamı: epey, çok2. kerimAnlamı: elli açık3. gürAnlamı: bol ve güçlü olarak çıkan4. fasih5. mebzulAnlamı: bol, çok6. cömertAnlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli7. bolAnlamı: alışılandan çok -
106 حرامي
حَرَامِيّ1. hırsızAnlamı: çalan (kimse), uğru2. karmanyolacı3. kapkaççıAnlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)4. haramiAnlamı: hırsız, haydut -
107 حسم
Iحَسَمَ1. bütünlemekAnlamı: eksiksiz duruma getirmek, tamamlamak2. bitirmekAnlamı: sona erdirmekIIحَسْم1. kesenek2. kesimAnlamı: kesme işi3. kat'iyetAnlamı: kesinlik -
108 حصالة
-
109 خان
خَان1. hünkâr2. misafirhaneAnlamı: konuk evi3. hakanAnlamı: han, hanlar hanı4. lokantaAnlamı: kazanç amacıyla açılmış, para karşılğında yemek yenilen yer, restoran5. hükümdarAnlamı: kral, padişah, devlet başkanı6. padişah7. hanAnlamı: yolcu oteli, konağı8. egemenAnlamı: bağımlı olmayan, hükümran, hakim -
110 خدمة
خِدْمَة1. aşkAnlamı: bir kimse için bir hizmet yapma2. el birliğiAnlamı: bir ış yapmak için birleşme3. hizmetAnlamı: birine yarayan bir işi yapma4. muavenetAnlamı: yardım5. sayeAnlamı: koruma yardım6. medetAnlamı: yardım, imdat7. ianeAnlamı: yardım8. himmetAnlamı: yardım, kayırma9. imdatAnlamı: yardım işareti10. bahşiş -
111 خزينة
خَزِينَةvezneAnlamı: banka vb. yerlerde para alınıp verilen yer -
112 خصم
خَصْم1. kesenek2. hasımAnlamı: düşman, yağı3. aleyhtarAnlamı: karşı olan kimse4. düşmanAnlamı: birinin kötülüğünü isteyen, hasım -
113 خطاف
Iخَطَّاف1. azılıAnlamı: azgın, gözü bir şeyden yılmayan2. canavarAnlamı: kurt, domuz gibi cana kıyan yaban hayvanıIIخُطَّاف1. eşkıyaAnlamı: haydut, hırsız2. hırsızAnlamı: çalan (kimse), uğru3. kırlangıçAnlamı: kırlangıçgillerden, küçük göçebe kuş4. kanca5. muslukçu6. kapkaççıAnlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)7. çengel8. haramiAnlamı: hırsız, haydut9. dolandırıcı -
114 خير
Iخَيْر1. kârAnlamı: yarar, fayda2. erinçAnlamı: dirlik, huzur, rahat3. menfaatAnlamı: yarar, çıkar4. konforAnlamı: maddî rahatlık5. maslahatAnlamı: iş, önemli iş, mesele6. gönençAnlamı: bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama7. avantajAnlamı: üstünlük sağlayan şey, yarar, kâr8. varlıkAnlamı: mal, mülk, paraIIخَيِّر1. iyilikçiAnlamı: herkesin iyiliğini isteyen, hayırsever2. kerimAnlamı: elli açık3. iyilikseverAnlamı: hayırsever4. iyicilAnlamı: hayırsever5. hayırlıAnlamı: hayrı olan, yararlı -
115 دان
-
116 دخل
Iدَخَّلَ1. girmekAnlamı: dışarıdan içeriye geçmek2. tıkmakAnlamı: iterek sokmakIIدَخَلmerakAnlamı: kaygı, tasaدَخْل1. bağlantı2. varidatAnlamı: gelir3. ilişkiAnlamı: bağ, münasebet4. gelir5. kuşkuAnlamı: işkil, şüphe6. linkAnlamı: iletişim dizgesi birliği7. münasebetAnlamı: ilişki, alâka8. iratAnlamı: gelir -
117 درهم
-
118 دفعة
Iدَفْعَة1. giderAnlamı: bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf2. masrafAnlamı: harcanan para, gider3. postaAnlamı: defa, sefer4. defaAnlamı: kez, kereIIدُفْعَة1. postaAnlamı: defa, sefer2. defaAnlamı: kez, kere -
119 دفينة
دَفِينَة1. gömü2. defineAnlamı: toprak altına gömülerek saklanmış, para veya değerli şeyler, gömü -
120 دنيوي
См. также в других словарях:
para — para … Dictionnaire des rimes
para — para·cen·tric; para·chordal; para·chute; para·drop; para·medic; para·noi·ac; para·noid; para·phrase; para·ple·gic; para·sphenoid; para·sympathetic; para·thyroid; para·typhoid; epi·para·sitism; para·biotically; para·blas·tic; para·blep·sis;… … English syllables
Para — may refer to:*Para , in English, is an affix of Greek and Latin origin meaning beside, near, past, beyond or contrary *Para Dog faced Bat, a bat species from South and Central America *Para Loga, one among the seven Logas (seven upper worlds) in… … Wikipedia
para — preposición 1. Indica finalidad: He llamado para felicitarte. 2. Seguida de nombre de profesión, puede sobrentenderse el verbo ser: Mi hermano estudia para (ser) ingeniero. 3. Indica el destino o el uso que se da a una cosa: alquilar un bici para … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
para — (Del ant. pora). 1. prep. Denota el fin o término a que se encamina una acción. 2. hacia (ǁ en dirección a). 3. U. para indicar el lugar o tiempo a que se difiere o determina el ejecutar algo o finalizarlo. Pagará para San Juan. 4. U. para… … Diccionario de la lengua española
Para — steht für: Para (Peñamellera Baja), Ort in Asturien Para (Distrikt), Distrikt in Suriname den Para (Fluss), Fluss in Suriname die Para (Russland), Fluss in Russland Para (Währungseinheit), türkische, serbische, montenegrinische und jugoslawische… … Deutsch Wikipedia
para — I {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. ż Ia, CMc. parze {{/stl 8}}{{stl 7}} gazowy stan skupienia cieczy lub ciała stałego, tworzący się w czasie podgrzewania : {{/stl 7}}{{stl 10}}Para wodna. Pary benzyny, ołowiu. Kłęby pary. {{/stl 10}}{{stl 20}} {{/stl… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Pará — Saltar a navegación, búsqueda Pará … Wikipedia Español
Pará — Symbole … Deutsch Wikipedia
para- — 1 1. a prefix appearing in loanwords from Greek, most often attached to verbs and verbal derivatives, with the meanings at or to one side of, beside, side by side (parabola; paragraph; parallel; paralysis), beyond, past, by (paradox; paragogue);… … Universalium
para — pàra ž <N mn e, G pȃrā> DEFINICIJA 1. žarg. novac [sitna para malo novca] 2. pov. stoti dio dinara, kao novčane jedinice (u SFR Jugoslaviji ili hrvatskog dinara u Republici Hrvatskoj itd.) 3. (ob. mn) novac, novčana sredstva 4. rij. kovani… … Hrvatski jezični portal