-
81 دنيوي
-
82 دوطة
-
83 دولار
-
84 دية
دِيَةdiyetAnlamı: islâm hukukunca öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para -
85 دين
Iدَيْن1. zimmet2. verecekAnlamı: borç3. borçIIدِين1. zühtAnlamı: dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp, buyurduklarnı yerine getirme, takva2. kültAnlamı: din3. bağım4. mezhepAnlamı: dinde ortaya çıkan kollar5. akideAnlamı: bir şeye inanarak bağlanış, inanç, din inancı6. diyanet7. din8. dindarlıkAnlamı: dindar olma durumuدَيِّن1. mütedeyyinAnlamı: dindar2. dindarAnlamı: dini inanci güçlü, din kurallarına dağı kimse -
86 راتب
-
87 ربح
Iرَبِحَ1. almakAnlamı: armağan vs. kazanmak2. kazanmakAnlamı: kazanç sağlamakIIرِبْح1. temettüAnlamı: kazanç2. kâr3. kazançAnlamı: kâr, çıkar4. iratAnlamı: gelir -
88 رصد
Iرَصَد1. tarassutAnlamı: gözleme, gözetleme2. yoklamaAnlamı: kontrol3. denetimAnlamı: murakabe, kontrolIIرَصَدَ1. kollamakAnlamı: göz önünde tutmak, gözlemek2. denetlemekAnlamı: murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmekرَصْد1. tarassutAnlamı: gözleme, gözetleme2. yoklamaAnlamı: kontrol3. ödenekAnlamı: bir iş için ayrılan belli para4. denetimAnlamı: murakabe, kontrol -
89 رفد
Iرَفَدَ1. berkitmekAnlamı: sağlamlaştırmak, takviye etmek2. doyurmakAnlamı: geçindirmek, yaşamasını sağlamak3. güçlendirmekAnlamı: güçlü duruma getirmek4. geçindirmekAnlamı: geçinmesini sağlamak5. arkalamakAnlamı: arkasına almak, desteklemek, yardım etmek6. desteklemekAnlamı: destek koymak7. dayaklamakIIرِفْد1. vasistasAnlamı: kapı üstünde açılır, kapanır penere2. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit3. yardımAnlamı: bağış4. seksiyonAnlamı: bölüm5. el birliğiAnlamı: bir ış yapmak için birleşme6. hisseAnlamı: pay, nasip7. medetAnlamı: yardım, imdat8. muavenetAnlamı: yardım9. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey10. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır11. imdatAnlamı: yardım işareti12. bahşiş13. cüz14. bölüm -
90 ريع
رَيْع1. gelir2. üretimAnlamı: istihsal, insanların nesneleri sağlamak için doğal çevrelerini değiştirmeleri3. ürünAnlamı: doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul -
91 زائف
زائِف1. kalpAnlamı: düzme, sahte (para)2. kalpAnlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen3. düzmeceAnlamı: gerçek olmayan4. martavalcıAnlamı: yalan söyleyen, palavracı -
92 زاخر
زاخِر1. kerimAnlamı: elli açık2. cömertAnlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli -
93 زانية
زانِيَة1. kaltakAnlamı: iffetsiz, namussuz kadın2. dost3. kokotAnlamı: aşüfte4. gacoAnlamı: kadın, dost, sevgili, metres5. fahişeAnlamı: orospu (kadın)6. kahpeAnlamı: orospu7. koketAnlamı: yosma8. sürtük9. orospu10. aşüfteAnlamı: oynak, açık saçık kadın, kokot -
94 زمني
زَمَنِيّ1. idaretenAnlamı: geçici olarak2. geçiciAnlamı: çok sürmeyen3. maddeciAnlamı: para ve mala çok önem veren4. vakitliAnlamı: zamanında yapılan -
95 زور
زُور1. kalpAnlamı: düzme, sahte (para)2. kalpAnlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen3. kıtırAnlamı: uydurma söz, yalan4. düzmeceAnlamı: gerçek olmayan5. martavalcıAnlamı: yalan söyleyen, palavracı6. güçAnlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet7. martavalAnlamı: yalan, uydurma söz, palavra8. atıcılıkAnlamı: yalancılık, uydurmacılık9. sahte10. atmasyonAnlamı: palavra, uydurma11. yalan12. ığrıpAnlamı: yalan, düzen -
96 زيف
زَيْف1. kalpAnlamı: düzme, sahte (para)2. kalpAnlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen3. sahtekârlıkAnlamı: sahtecilik4. sahtecilikAnlamı: sahtecilik5. kıtırAnlamı: uydurma söz, yalan6. martavalcıAnlamı: yalan söyleyen, palavracı7. martavalAnlamı: yalan, uydurma söz, palavra8. atıcılıkAnlamı: yalancılık, uydurmacılık9. sahtelikAnlamı: sahte olma durumu10. sahte11. atmasyonAnlamı: palavra, uydurma12. ığrıpAnlamı: yalan, düzen13. yalan14. hilâfAnlamı: yalan, doğru olmayan -
97 سارق
سارِق1. eşkıyaAnlamı: haydut, hırsız2. haydutAnlamı: yol kesici, eşkıya3. hırsızAnlamı: çalan (kimse), uğru4. muslukçu5. kapkaççıAnlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)6. çapulcuAnlamı: başkasının malını yağma eden7. karmanyolacı8. haramiAnlamı: hırsız, haydut9. dolandırıcı -
98 سخي
سَخِيّ1. kerimAnlamı: elli açık2. gürAnlamı: bol ve güçlü olarak çıkan3. mebzulAnlamı: bol, çok4. ziyadeAnlamı: çok, daha çok5. cömertAnlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli6. bolAnlamı: alışılandan çok -
99 سعر
IسُعِرَdelirmekAnlamı: deli olmak, aklını yitirmekIIسِعْر1. ederAnlamı: fiyat, paha2. fiyat3. bahaAnlamı: değer, kıymet -
100 سفتجة
سُفْتَجَة1. tahvil2. poliçe
См. также в других словарях:
para — para … Dictionnaire des rimes
para — para·cen·tric; para·chordal; para·chute; para·drop; para·medic; para·noi·ac; para·noid; para·phrase; para·ple·gic; para·sphenoid; para·sympathetic; para·thyroid; para·typhoid; epi·para·sitism; para·biotically; para·blas·tic; para·blep·sis;… … English syllables
Para — may refer to:*Para , in English, is an affix of Greek and Latin origin meaning beside, near, past, beyond or contrary *Para Dog faced Bat, a bat species from South and Central America *Para Loga, one among the seven Logas (seven upper worlds) in… … Wikipedia
para — preposición 1. Indica finalidad: He llamado para felicitarte. 2. Seguida de nombre de profesión, puede sobrentenderse el verbo ser: Mi hermano estudia para (ser) ingeniero. 3. Indica el destino o el uso que se da a una cosa: alquilar un bici para … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
para — (Del ant. pora). 1. prep. Denota el fin o término a que se encamina una acción. 2. hacia (ǁ en dirección a). 3. U. para indicar el lugar o tiempo a que se difiere o determina el ejecutar algo o finalizarlo. Pagará para San Juan. 4. U. para… … Diccionario de la lengua española
Para — steht für: Para (Peñamellera Baja), Ort in Asturien Para (Distrikt), Distrikt in Suriname den Para (Fluss), Fluss in Suriname die Para (Russland), Fluss in Russland Para (Währungseinheit), türkische, serbische, montenegrinische und jugoslawische… … Deutsch Wikipedia
para — I {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. ż Ia, CMc. parze {{/stl 8}}{{stl 7}} gazowy stan skupienia cieczy lub ciała stałego, tworzący się w czasie podgrzewania : {{/stl 7}}{{stl 10}}Para wodna. Pary benzyny, ołowiu. Kłęby pary. {{/stl 10}}{{stl 20}} {{/stl… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Pará — Saltar a navegación, búsqueda Pará … Wikipedia Español
Pará — Symbole … Deutsch Wikipedia
para- — 1 1. a prefix appearing in loanwords from Greek, most often attached to verbs and verbal derivatives, with the meanings at or to one side of, beside, side by side (parabola; paragraph; parallel; paralysis), beyond, past, by (paradox; paragogue);… … Universalium
para — pàra ž <N mn e, G pȃrā> DEFINICIJA 1. žarg. novac [sitna para malo novca] 2. pov. stoti dio dinara, kao novčane jedinice (u SFR Jugoslaviji ili hrvatskog dinara u Republici Hrvatskoj itd.) 3. (ob. mn) novac, novčana sredstva 4. rij. kovani… … Hrvatski jezični portal