-
1 sürmek
I vt1) ( araba) fahren2) ( gütmek) treibenhayvanları meraya \sürmek das Vieh auf die Weide treibentopu \sürmek den Ball treibenelini bir şeye \sürmek etw mit der Hand berühren [o anfassen]topu \sürmek den Ball führen5) ( harç) auftragenbir şeye yağ \sürmek etw mit Fett einschmierenekmeğe tereyağı \sürmek das Brot mit Butter bestreichenyaraya merhem \sürmek eine Wunde mit Salbe einreiben, Salbe auf die Wunde auftragen6) ( piyasaya) in Umlauf bringenpiyasaya sahte para \sürmek Falschgeld in Umlauf bringen7) ( nefyetmek) verbannen, deportieren8) agr pflügenII vi1) dauernçok sürmez es dauert nicht lange( artık) fazla sürmez es dauert nicht (mehr) langeuzun \sürmek lange dauernbu, aylarca/günlerce/yıllarca sürebilir das kann monatelang/tagelang/jahrelang dauerndaha sürecek mi? dauert es noch lange?daha ne kadar sürecek? wie lange dauert es noch?fazla sürmedi es dauerte nicht langegelmesi çok sürdü es dauerte lange, bis er kam2) ( otlar) treiben
См. также в других словарях:
Флаг Азербайджанской Республики — Азербайджан … Википедия
titrəşmək — qarş. Titrəmək (çox adam və ya şey haqqında). Göyərtədə durmuş adamların rəngbərəng yaylıqları titrəşirdi. M. Hüs.. Səhərdir, titrəşir otlar, tər otlar. N. Xəzri … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
Cahit Külebi — (1917 – June 20 1997) was a leading Turkish poet and author. He has an important place in contemporary Turkish poetry due to his attachment to folk poetry traditions. His poetry is enriched with simple yet ironic language, embellished with… … Wikipedia
bürümek — i 1) Sarmak, kaplamak, örtmek, basmak, istila etmek Tarlayı otlar bürümüştü. N. Nâzım 2) mec. Çok, güçlü etkilemek Bir kötümserlik bürümüş sizin içinizi. N. Ataç … Çağatay Osmanlı Sözlük
çamur — is. 1) Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık Ayakkabılarımızın altındaki kırmızı renkli, arasından kuru otlar fırlamış çamurun ağırlığını duyar gibi oluyorum. R. H. Karay 2) sf., mec. Sataşkan, çevresini tedirgin… … Çağatay Osmanlı Sözlük
fısır fısır — zf. 1) Fısır sesi çıkararak Kuru otlar fısır fısır yanar. Su musluktan fısır fısır akıyor. 2) Gizli olarak, alçak bir sesle Yeğeni gündüz okuduğu gazetelerdeki haberleri, kimseye duyurmadan fısır fısır ona aktarıyor. A. İlhan … Çağatay Osmanlı Sözlük
kokulu — sf. Kokusu olan Perilerin kızgınlığını yatıştırmak için ceplerinde birçok kokulu otlar, tohumlar, üzerlikler taşıyordum. H. R. Gürpınar Birleşik Sözler kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun hoş kokulu … Çağatay Osmanlı Sözlük
kopkoyu — sf. Çok koyu Otlar kopkoyu, İstanbul kızlarının yeşil gözleri gibi derin bir renk almışlardı. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
kütük — is., ğü 1) Kalın ağaç gövdesi Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur? H. E. Adıvar 2) Kesilmiş ağaç gövdesi Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti. R. H. Karay 3) Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan… … Çağatay Osmanlı Sözlük
ot — is., bit. b. 1) Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler Etrafımızda uzun otlar, yalçın kayalar vardı. A. Gündüz 2) sf. Bu bitkilerle yapılmış veya bu bitkilerle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
rayiha — is., esk., Ar. rāyiḥa Koku, güzel koku Yağmur yağar yeşil otlar bitirir / Yel estikçe rayihasın getirir. Karacaoğlan … Çağatay Osmanlı Sözlük