-
1 geçirmek
vtbir şeyi aklından \geçirmek ( fig) etwas durch den Kopf gehen lassenbir şeyi gözünün önünden \geçirmek ( fig) etwas Revue passieren lassen, etwas durchspielen2) ( götürmek) bringen3) ( kaydetmek) eintragen (-e in)belleğe \geçirmek inform abspeichern4) verbringen (-le mit)geceyi beş yıldızlı bir otelde geçirdi er verbrachte die Nacht in einem Fünfsternehotelgününü okumakla \geçirmek den Tag mit Lesen verbringen5) ( takmak) anlegenata koşum \geçirmek dem Pferd das Geschirr anlegenüçüncü vitese \geçirmek in den dritten Gang schalten; ( takmak) den dritten Gang einlegen6) versetzenalarma \geçirmek in den Alarmzustand versetzenharekete \geçirmek in Bewegung setzen, aktivierengüzel bir gün geçirdik wir haben einen schönen Tag erlebtkötü bir hastalık geçirdi er hat eine schlimme Krankheit durchgemacht8) ( bulaştırmak) anstecken (-i mit), übertragen9) ( uğraşmak) beschäftigen (-le mit)11) onu bir elime geçirirsem wenn ich ihn zu fassen bekomme -
2 vale
-
3 yer
yer s\yer açmak Platz schaffen\yer almak ( bulunmak) sich befinden; ( bir projede) teilnehmen\yer etmek ( iz bırakmak) Spuren hinterlassen; ( iyice yerleşmek) sich eingraben\yerimiz yok wir haben keinen Platz; ( otelde) wir sind ausgebucht\yerine koymak auf seinen Platz stellen; ( gibi görmek) sehen als; ( saymak) halten für; ( elden çıkan bir şeyin benzerini sağlamak) ersetzen\yerini almak seinen [o ihren] Platz einnehmenfazla \yer kaplamak zu viel Raum [o Platz] einnehmen2) Lage fkendini birisinin \yerine koymak sich in jdn hineinversetzenkendini benim \yerime bir koysana! versetz dich doch mal in meine Lage hinein!3) Stelle fbir şeyi \yerinden oynatmak etw von der Stelle bewegenbirinin \yerine geçmek an jds Stelle treten\yer yarılıp içine girmek wie vom Erdboden verschluckt sein\yere düşmek auf den Boden fallen, auf die Erde fallen, zu Boden fallen\yere tükürmek auf den Boden spucken\yeri boylamak hinfallen\yerin dibine geçmek in den Erdboden versinken, sich in Grund und Boden schämen\yerle bir etmek dem Erdboden gleichmachenmantar gibi \yerden bitmek wie Pilze aus dem Boden schießen5) wohinbastığın \yere dikkat et! gib Acht, wohin du trittst!yarın gideceğim \yer... dort, wohin ich morgen gehe,...
См. также в других словарях:
Nureddin Pasha — This article is about an Ottoman army officer. For an Ottoman grand vizier, see Abdurrahman Nureddin Pasha. Nureddin İbrahim (Konyar) 1309 (1893) P. 31 Miralay Nureddin Bey … Wikipedia
Turkish language — Turkic language of Turkey, spoken by about 90% of its population. Turkish has about 59 million speakers, with many enclaves in the Balkans and Cyprus (dating from Ottoman times) and in western Europe. Turkish was introduced into Anatolia with the … Universalium
giriş işlemi — is. Otelde kalınacak odanın, uçakta oturulacak yerin belirlenmesi … Çağatay Osmanlı Sözlük
havuzcu — is. Otelde havuzla ilgili işlere bakan görevli … Çağatay Osmanlı Sözlük
kalmak — nsz, ır 1) Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı. T. Buğra 2) Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı. O. C. Kaygılı 3) de Konaklamak, konmak Hemen… … Çağatay Osmanlı Sözlük
otel — is., Fr. hôtel Yolcu ve turistlere geceleme imkânı sağlamak, bunun yanında yemek, eğlence vb. hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş işletme Beyoğlu civarında bir otelde yatmıştım. S. F. Abasıyanık Birleşik Sözler otel faresi otelgarni apart otel… … Çağatay Osmanlı Sözlük
dost olmak — yakınlık kurmak, ahbap olmak Otelde tanıdıkları içinde en çok sevdiği Edibe Hanım, kendi kendine bulup dost olduğu bir genç hanım. M. Ş. Esendal … Çağatay Osmanlı Sözlük