-
1 aymaz
1. أهوج [أَهْوَج]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan2. ذاهل [ذاهِل]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan3. ساه [ساهٍ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan4. سهوان [سَهْوَان]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan5. طائش [طائِش]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan6. غافل [غافِل]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan7. غلي [غَلِيّ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan8. مبالغ [مُبَالِغ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan9. متراخ [مُتَرَاخٍ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan10. متطرف [مُتَطَرِّف]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan11. متقاعس [مُتَقَاعِس]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan12. متلكئ [مُتَلَكِّئ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan13. متهاون [مُتَهَاوِن]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan14. متهور [مُتَهَوِّر]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan15. متوان [مُتَوَانٍ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan16. مجازف [مُجَازِف]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan17. مخاطر [مُخَاطِر]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan18. مستهتر [مُسْتَهْتِر]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan19. مغال [مُغَالٍ]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan20. مغامر [مُغَامِر]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan21. مقصر [مُقَصِّر]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan22. مهمل [مُهْمِل]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan23. نزق [نَزِق]Anlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan -
2 dalgın
1. ذاهل [ذاهِل]Anlamı: çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşüncelere dalmış olan, gafil2. ساه [ساهٍ]Anlamı: çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşüncelere dalmış olan, gafil3. سهوان [سَهْوَان]Anlamı: çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşüncelere dalmış olan, gafil4. غافل [غافِل]Anlamı: çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşüncelere dalmış olan, gafil -
3 prova
1. تدرب [تَدَرُّب]2. تمرن [تَمَرُّن]3. دربة [دُرْبَة]
См. также в других словарях:
ölüp ölüp dirilmek — çok sıkıntı, acı çekmek veya çok ağır hastalık geçirmek Çünkü çiçek kokusu. Proust un tıknefes nöbetlerinde ölüp ölüp dirilmesine yol açarmış. S. Birsel … Çağatay Osmanlı Sözlük
olup olacağı — hepsi bu kadar anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir — uyuz olup kaşınmak insanı çok rahatsız eder ama züğürtlükten dolayı ne yapacağını düşünmek daha çok rahatsız eder anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
olan (veya olup) biten — meydana gelen olaylar, ortaya çıkan durum veya oluşan her şey Kilisede olup bitenleri, papazın söylediklerini nihayetine kadar anlattı. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar — kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun, her hâli gelini rahatsız eder anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak — vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
malum değil — olup olmayacağı kesinlikle bilinmeyen konular için kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
toprağa düşmek — ölüp gömülmek Bu sabah hesap ettim, küçüğüm toprağa düşeli tam yetmiş üç gece olmuş. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
MACERA — Olup geçen şey. Baştan geçen hadise … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
İBN-İ UYEYNE — (Hi: 107 198) Ebu Muhammed Süfyan bin Uyeyne, ikinci derecede tâbiinden olup aslen Kufeli olduğu hâlde Mekke i Mükerreme de kalmıştır. Hadisde, tefsirde ve bilhassa Hadis i Şerifleri tefsir etmede derin âlim olup yedi bin Hadis i Şerif… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
olmak — nsz, ur 1) Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık 2) Gerçekleşmek veya yapılmak 3) Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından… … Çağatay Osmanlı Sözlük