-
1 öbür
öbür der (die, das) andere; der (die, das) da; übernächste(r);öbür dünya Jenseits n;öbür gün übermorgen;öbür tarafta drüben;öbür yandan andererseits -
2 öbür
-
3 obur
obur Vielfraß m; unersättlich -
4 obur
-
5 öbür dünya
-
6 öbür gün
-
7 öbür yandan
→ öte yandan andererseits -
8 et obur
-
9 öbürkü
-
10 öbürsü
-
11 öbürü
-
12 yarın
yarın akşam morgen Abend;yarın öbür gün demnächst, in ein paar Tagen; in Zukunft;yarın sabah morgen früh;yarından sonra übermorgen;yarından tezi yok so bald wie möglich, besser heut als morgen -
13 dünya
dünya s2) Welt f\dünya âlem ( fam) alle Welt\dünya başına yıkıldı ( fam) eine Welt brach für ihn zusammen\dünyadan elini eteğini çekmek ( fig) sich von der Welt zurückziehen [o abkehren]\dünyanın öbür ucunda am anderen Ende der Welt\dünyanın yedi harikası die sieben Weltwunder\dünyayı tozpembe görmek ( fig) die Welt durch eine rosarote Brille sehenbütün \dünya ( fam) die ganze Welt -
14 eşek cenneti
\eşek cennetini boylamak krepieren, in die ewigen Jagdgründe eingehen -
15 kulak
1) Ohr nt\kulak kabartmak aufhorchen, die Ohren spitzen\kulak kesilmek ganz Ohr sein\kulak vermek lange Ohren machenbirine \kulak vermek jdm sein Ohr leihenkulağına inanmamak ( fam) seinen Ohren nicht trauen\kulaklarını tıkamak sich die Ohren zuhaltenağzı \kulaklarına varmak ( fam) von einem Ohr zum anderen strahlenbu sözümü kulağına küpe et! ( fam) schreib dir das hinter die Ohren!bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak ( fig) o ( fam) zum einen Ohr herein-, zum anderen wieder hinausgehenbir kimseye/şeye göz \kulak olmak auf jdn/etw aufpassen, auf jdn/etw achtenkepçe \kulak abstehende Ohren\kulak asmak hinhören\kulakla algılamak mit dem Gehör wahrnehmenkulağa hoş/komik gelmek angenehm/komisch klingenbir şey kulağına çalınmak von etw läuten hören -
16 öte
I s1) evlerin \ötesinde hinter den Häuserniyinin ve kötünün \ötesinde jenseits von Gut und Böseburadan \öteye gitmem von hier gehe ich nicht weiter2) Rest m\ötesi kolay der Rest ist leicht [o einfach]\ötesini bana bırak lass mir den Rest machen3) ( öbür yan)\öteye geç! geh rüber!, geh auf die andere Seite!II adj1) andere(r, s)ırmağın \öte yakası die andere Seite des Flusses -
17 postalamak
-
18 uç
uç <- cu> sbir şeyin ucunu açmak etw anspitzendilimin ucunda ( fam) es liegt mir auf der Zungedünyanın öbür ucunda am anderen Ende der Weltşehrin öteki ucunda am anderen Ende der Stadt
См. также в других словарях:
öbür — sf. Öteki, diğer Tünelin öbür ucunda tekrar ufak tefek ışıklar belirmişti. R. N. Güntekin Birleşik Sözler öbür dünya öbür gün … Çağatay Osmanlı Sözlük
obur — (Lənkəran) parça, tikə. – Səkinə, bi obur balığ verərsə:n? … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
öbür dünya — is., din b. Ahiret Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller öbür dünyayı boylamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür gün — zf. Yarından sonraki gün Annem öbür gün kendi kendine gidiyor. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür dünyayı boylamak — ahireti boylamak O rahmetli katırın yerine ben öbür dünyayı boylardım. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
obur — sf. Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen (kimse) Kendi derecesinde olmamakla beraber o da hatırı sayılan oburlardan. R. N. Güntekin Birleşik Sözler etobur … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak — söylenen söze önem vermemek Fakat bütün bu sözler benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
yarın öbür gün — ileride, yakın bir zamanda … Çağatay Osmanlı Sözlük
dünyanın öbür ucu — çok uzak yer … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir (veya sağ) elinin verdiğini öbür (veya sol) elin duymasın — yapılan bir iyilik gizli tutulmalı, onunla övünülmemelidir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir elle verdiğini öbür elle almak — yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek … Çağatay Osmanlı Sözlük