-
1 absolute zero
mutlak -
2 hard and fast
mutlak -
3 simple
mutlak, lurus, blm pengalaman* * *sederhana* * *mutlak, lurus, belum pengalaman* * *sederhana, lugu, lugas -
4 unmitigated
mutlak, tulen, sepenuhnya* * *sejati* * *mutlak, tulen, sepenuhnya -
5 categorical
tanpa syarat, pasti, mutlak* * *pasti/mutlak* * *tanpa syarat, pasti, mutlak* * *dengan pasti -
6 autocracy
negara yg dipimpin org dgn kekuasaan penuh* * *otokrasi (kuasa mutlak)* * *negara yang dipimpin orang dengan kekuasaan penuh* * *kekuasaan mutlak -
7 autocrat
diktator, menurut kehendaknya sendiri* * *penguasa mutlak* * *diktator, menurut kehendaknya sendiri* * *orang yang berkuasa mutlak -
8 decisive
yg menentukan, mutlak, pasti, tegas* * *bersifat menentukan* * *yang menentukan, mutlak, pasti, tegas* * *menentukan, pasti -
9 felicity
kebahagian mutlak, rahmat* * *kebahagiaan* * *kebahagian mutlak, rahmat* * *keademan -
10 fiasco
kegagalan mutlak* * *kegagalan* * *kegagalan mutlak* * *fiasko -
11 implicit
tersirat, mutlak* * *tersembunyi/terkandung* * *tersirat, mutlak* * *selengkapnya -
12 plenary
kekuasaan mutlak, pertemuan yg sah(pleno)* * *paripurna* * *kekuasaan mutlak, pertemuan yang sah(pleno)* * *pleno, genap -
13 revulsion
perubahan perasaan yg mendadak & mutlak* * *perubahan* * *perubahan perasaan yang mendadak & mutlak -
14 absolute
absolut* * *mutlak, penuh, sesungguhnya, absolut, sebetulnya -
15 freehold
dimiliki scr lengkap* * *pemilikan (tanah) mutlak* * *dimiliki secara lengkap -
16 truism
pernyataan yg sdh jelas benar* * *kebenaran mutlak* * *pernyataan yang sdh jelas benar -
17 abondoment value
nilai penghentian mutlak -
18 absolute ampere
ampere mutlak -
19 absolute boiling point
titik didih mutlak -
20 absolute concentration
kadar mutlak
См. также в других словарях:
mutlak — sf., Ar. muṭlaḳ 1) Salt Eskilerden üstün olmasa da onlar kadar mutlak bir roman yazmak istiyorum. H. E. Adıvar 2) fel. Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık 3) zf. Kesinlikle Birleşik Sözler mutlak değer mutlak mera… … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak — (A.) [ ﻖﻠﻄﻡ ] kesin … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
MUTLAK — Salıverilmiş. Itlak olunmuş. Serbest. * Kat i. Şüphesiz. * Aslâ bir şarta bağlı olmayan. Yalnız, tek. (Bak: Itlâk)(Âyet, neye felâh bulacaklarını tâyin etmiyor. Güya o sükûtla der: Ey müslümanlar! Müjde size. Ey müttakî! Sen Cehennem den felâh… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
FAKR-I MUTLAK — Mutlak fakirlik. Mü min bir kulun Cenâb ı Hakka karşı mutlak muhtaç halde olduğunu bilişi. Nihayetsiz muhtaç olduğu Allaha (C.C.) ve emirlerine tam teslimiyyetle sığınması hâleti … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
FEYYAZ-I MUTLAK — Mutlak ve sonsuz feyiz ve bolluk sahibi. Allah.(Kader herşeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz ı Mutlak tan aldığı feyze olan kabiliyeti, o kalıba göredir. M.N … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
GADR-I MUTLAK — Mutlak gadr, zulüm … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
mutlak değer — is., mat. Salt değer … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak mera — is., coğ. Kendiliğinden gelişen ve otlatmaya elverişli bir bitki örtüsünü üzerinde taşıyan mera … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak nem — is., coğ. Salt nem … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak sıcaklık — is., ğı, fiz. Salt sıcaklık … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak sıfır — is., fiz., kim. Salt sıfır … Çağatay Osmanlı Sözlük