-
1 absolute
kb. absolutes j. hal-hal yg mutlak (spt kebenaran, keadilan dsb).-ks. 1 penuh, sepenuhnya. 2 mutlak. 3 nyata.4 pasti, tentu, positip. 5 absolut 6.sebetulnya, sesungguhnya. -
2 infamous
ks. 1 sempurna. No one is i. Tak ada orang yang sempurna. 2 mutlak. i. rule peraturan yang mutlak. -
3 abs
1 tak hadir, mangkir. 2 mutlak. 3 abstrak. -
4 authoritarian
ks. otoriter, menganut paham kepatuhan mutlak kepada seseorang. atau badan. He's an a. individual Dia seorang yang bersifat otoriter. -
5 authoritarianism
kb. sifat otoriter, paham mematuhi seseorang atau badan secara mutlak. -
6 domineer
kki. menguasai. He domineers over the whole family Ia menguasai seluruh keluarganya dengan mutlak. -domineering ks. bersifat menguasai dengan keras sekali. d. father bapak yang menguasai dengan keras sekali. -
7 fetish
kb. 1 jimat. 2 pemjaan yang mutlak/mendalam. -
8 flip
kb. terjun, sambil memutar badan. -kkt. (flipped) 1 melemparkan. 2 menjentikkan. 3 memadamkan, memutar mati (a switch). 4 membalik. -kki. Sl.: memberontak, memprotes flip-flop kb. 1 main salto. 2 perubahan (mutlak). kki. (flip-flopped) -
9 gospel
kb. ajaran. the g. of hard work ajaran bekerja keras. The G. Kitab Injil, Pewarta Rahayu. the g. truth kebenaran mutlak. -
10 imperious
ks sombong, angkuh, bersifat mutlak. -
11 implicit
ks. selengkapnya, yang harus dipatuhi. i. instructions intruksi- intruksi selengkapnya. -implicitly kk. secara mutlak. -
12 inestimable
ks. tak dapat dielakkan, mutlak. i. conclusion kesimpulan yang tak dapat dielakkan. -
13 total
kb. jumlah, total. -ks. 1 total, semesta. 2 mutlak. 3 jumlah. -kkt. 1 berjumlah. 2 menjumlahkan. 3 Sl.: menghancurkan samasekali (a car). t.eclipse gerhana sempurna. -totally kk. sama sekali. He is t. blind Ia buta samasekali.. -
14 unconditional
ks. tak bersyarat, mutlak. u. surrender penyerahan tanpa syarat. -unconditionally kk. tanpa syarat.
См. также в других словарях:
mutlak — sf., Ar. muṭlaḳ 1) Salt Eskilerden üstün olmasa da onlar kadar mutlak bir roman yazmak istiyorum. H. E. Adıvar 2) fel. Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık 3) zf. Kesinlikle Birleşik Sözler mutlak değer mutlak mera… … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak — (A.) [ ﻖﻠﻄﻡ ] kesin … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
MUTLAK — Salıverilmiş. Itlak olunmuş. Serbest. * Kat i. Şüphesiz. * Aslâ bir şarta bağlı olmayan. Yalnız, tek. (Bak: Itlâk)(Âyet, neye felâh bulacaklarını tâyin etmiyor. Güya o sükûtla der: Ey müslümanlar! Müjde size. Ey müttakî! Sen Cehennem den felâh… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
FAKR-I MUTLAK — Mutlak fakirlik. Mü min bir kulun Cenâb ı Hakka karşı mutlak muhtaç halde olduğunu bilişi. Nihayetsiz muhtaç olduğu Allaha (C.C.) ve emirlerine tam teslimiyyetle sığınması hâleti … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
FEYYAZ-I MUTLAK — Mutlak ve sonsuz feyiz ve bolluk sahibi. Allah.(Kader herşeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz ı Mutlak tan aldığı feyze olan kabiliyeti, o kalıba göredir. M.N … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
GADR-I MUTLAK — Mutlak gadr, zulüm … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
mutlak değer — is., mat. Salt değer … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak mera — is., coğ. Kendiliğinden gelişen ve otlatmaya elverişli bir bitki örtüsünü üzerinde taşıyan mera … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak nem — is., coğ. Salt nem … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak sıcaklık — is., ğı, fiz. Salt sıcaklık … Çağatay Osmanlı Sözlük
mutlak sıfır — is., fiz., kim. Salt sıfır … Çağatay Osmanlı Sözlük