-
1 minnet
n. gratefulness, thankfulness, obligation* * *gratitude -
2 minnet
gratitude, indebtedness -
3 minnet
",-ti sense or feeling of indebtedness; gratitude. - altında kalmak to be obligated to someone for a kindness. - etmek /a/ to plead abjectly, grovel." -
4 minnet borcu
n. gratefulness, obligation, debt of gratitude -
5 minnet borcuna karşılık
adv. in gratitude for -
6 minnet altında kalmak
to be under obligation -
7 minnet altında kalmamak
to repay a favour -
8 minnet etmek
to ask a favour, to plead -
9 Canına minnet!
So much the better! -
10 can
"1. soul. 2. life. 3. person, individual. 4. energy, zeal, vigor; vitality, strength. 5. dervish orders brother, friend; disciple. 6. dear, lovable. -ım 1. darling, honey, my dear. 2. my dear fellow; my dear lady (often used in reproach or objection). 3. precious, lovely. -ı acımak to feel pain. -ına acımamak to live without thinking of one´s own comfort. - acısı acute pain. -ını acıtmak /ın/ to cause (someone) acute pain. -ı ağzına gelmek to be frightened to death. - alacak nokta/yer the crucial point. - alıp can vermek to be in agony; to be in great distress. -ını almak /ın/ to kill. - arkadaşı close companion, intimate friend. - atmak /a/ to desire strongly, want badly. -ını bağışlamak /ın/ to spare (someone´s) life. - baş üstüne! I´ll do it gladly!/Gladly! -la başla çalışmak to put one´s heart into a job, work with determination and enthusiasm. - benim canım, çıksın elin canı. colloq. I´ll look out for number one. - beslemek to feed oneself well. -ından bezmek/bıkmak/usanmak to be tired of living. - boğazdan gelir/geçer. proverb One cannot live without food. - borcunu ödemek to die. -ı burnuna gelmek 1. to be overwhelmed with trouble. 2. to be fed up. -ı burnunda olmak to be worn out, be exhausted. - cana, baş başa everyone for himself. -a can katmak to delight greatly, increase one´s pleasure. -ı cehenneme! To hell with him! -ını cehenneme göndermek /ın/ colloq. to kill. -ım ciğerim my darling. - çabası the struggle to support oneself. -ı çekilmek to feel exhausted. - çekişmek to be dying in agony. -ı/gönlü çekmek /ı/ to long (for). -ını çıkarmak /ın/ 1. to wear out, tire. 2. to wear (something) out. -ı çıkasıca/çıksın! May the devil take him! -ı çıkmak 1. to die. 2. to get very tired. 3. to get worn out. - çıkmayınca/çıkmadıkça/çıkar huy çıkmaz. proverb People never change. - damarı vital point, most sensitive spot. - damarına basmak /ın/ to touch on the most sensitive spot of (someone, something). -ını (bir yere) dar atmak just barely to make it to (a safe place). - dayanmamak /a/ to be intolerable. -ına değmek /ın/ 1. to please greatly. 2. to cause joy to the spirit (of a deceased person). - derdine düşmek to struggle for one´s life. -ım dese canın çıksın diyor sanmak to hear darling and understand damn you. - direği sound post (of a violin). -ını dişine takmak to make a great effort, put one´s back into it, go all out, give it one´s all. - dostu dear friend. -ına düşkün (one) who takes good care of himself. - düşmanı mortal enemy. - evi 1. the upper part of the belly. 2. heart. 3. the vital spot. - evinden vurmak /ı/ to attack (a person) where he is most sensitive and vulnerable. -ına ezan okumak /ın/ slang to kill, destroy. - feda! Wonderful!/Superb! -dan geçmek to give up the ghost. -ına geçmek/ işlemek/kâr etmek /ın/ to touch (someone) to the quick. - gelmek /a/ to be refreshed, revive. -ı gelip gitmek to have fainting spells. -ı gitmek to worry about the safety and well-being of someone or something. - halatı naut. life line. - havliyle in a desperate attempt to save one´s life. -ımın içi my darling. -ının içine sokacağı gelmek /ı/ to feel a strong wave of love (for). -ı ile oynamak to do dangerous things. -ı istemek /ı/ to desire. -ın isterse. If you like./I don´t care. - kalmamak /da/ to have all the life drained out (of). -a kasıt law intent to murder. -ına kastetmek /ın/ to plot against (someone´s) life. - kaygısına düşmek to fight for one´s life. -ına kıymak 1. /ın/ to kill without pity. 2. to commit suicide. 3. to wear oneself out. - korkusu fear of death. - kulağı ile dinlemek to be all ears; /ı/ to listen intently (to). - kurban! colloq. How wonderful! -ını kurtarmak 1. to save one´s life. 2. /ın/ to save (someone´s) life. - kurtaran yok mu! Help!/Save me! -ına/-ıma minnet! colloq. What more could one want!/So much the better! -ına okumak /ın/ 1. to harass. 2. to destroy, ruin. - pahasına at the risk of one´s life, a
См. также в других словарях:
minnet — is., Ar. minnet 1) Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu, müdana Sesinde bir minnetin sıcaklığı vardı. H. Taner 2) Bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma Oğlunun elinden ne gelse borç sayıyor, ödeyemeyeceği bir… … Çağatay Osmanlı Sözlük
minnet duymak — birinin iyiliğine karşı kendini ona borçlu saymak Bana karşı gösterilen bu güven ve sevgiden dolayı çok minnet duymama rağmen, siyasi hayata atılmak istemiyordum. H. E. Adıvar … Çağatay Osmanlı Sözlük
MİNNET — İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. * Birisine iyilik etmek. * Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ARZ-I MİNNET — Minnet gösterme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
minnet altında kalmamak — birinin iyiliğine karşı kendini borçlu durumdan kurtarmak için karşılık olarak bir iyilikte bulunmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
minnet etmek — boyun eğip yalvarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
cana minnet saymak (veya bilmek) — bir lütuf olarak kabul etmek Yeni yıla değil, yeni bir sabaha sağ çıkabilmeyi cana minnet sayıyorlardı. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
canına minnet — beklenilmeyen iyi bir durumla karşılaşıldığında duyulan memnunluğu anlatmak için söylenen bir söz Bu durum onun canına minnet … Çağatay Osmanlı Sözlük
TAHMİL-İ MİNNET — Birini minnet altında bırakma … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ne sakala minnet ne bıyığa — en yakın akrabalarının bile yardımını istemeyerek kendi imkânlarıyla yetinme anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
müdane — minnet … Beypazari ağzindan sözcükler