-
1 مفهوم
-
2 مفهوم
kavram; mefhum -
3 تصور
IتَصَوَّرَtasarımlamakAnlamı: tasavvur etmekIIتَصَوُّر1. tasvirAnlamı: tasarlama2. imgelemAnlamı: geçmiş yaşantılara özgü bağ kurma, muhayyile3. düş gücüAnlamı: bir şeyi zihinde canlandırma, düşünme yeteneği4. tasavvurAnlamı: hayal etme5. tasarımAnlamı: tasarımlanan biçim, tasavvur6. tasarıAnlamı: proje, zihindeki plan7. nosyonAnlamı: bir şey üzerindeki gerekir bilgi, kavram8. kavramAnlamı: mefhum, fehva, tasarım9. projeAnlamı: tasarlanmış, tasarı10. imgeAnlamı: zihnde tasarlanan düş, hayal11. imajAnlamı: imge12. anlamAnlamı: anlaşılan şey, mana, düşünce veya nesne -
4 فحوى
فَحْوَى1. karşılık2. muhtevaAnlamı: içerik3. mealAnlamı: anlam, kavram, mefhum4. anlamAnlamı: anlaşılan şey, mana, düşünce veya nesne -
5 مؤدى
-
6 مدلول
-
7 مضمون
مَضْمُون1. alındılıAnlamı: postaya alındı karşılığında verilen mektup, paket vb2. karşılık3. sicilliAnlamı: sicille geçmiş, müseccel4. güvenceliAnlamı: güvencesi olan5. manaAnlamı: anlam6. teminatlıAnlamı: garantili7. garantiliAnlamı: garantisi olan, güvenceli olan8. kayıtlıAnlamı: kayda geçirilmiş olan9. muhakkakAnlamı: gerçekliği kesinleşmiş10. muhtevaAnlamı: içerik11. mealAnlamı: anlam, kavram, mefhum12. müseccelAnlamı: kütüğe geçirilmiş13. sigortalıAnlamı: sigorta edilmiş -
8 معنى
-
9 مغزى
См. также в других словарях:
mefhum — is., fel., esk., Ar. mefhūm Kavram Hâlbuki hiçbir mefhumun dar çerçevesine sığmayan hayat okumaya layıktı. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
mefhum — (A.) [ مﻮﻬﻔﻡ ] kavram. ♦ mefhûm olmak anlaşılmak … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
MEFHUM — Kömürleşmiş olan … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
NA-MEFHUM — f. Anlamsız, mânasız, anlaşılmaz … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
kavram — is. 1) Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon Herkesin kendine özgü bir mutluluk kavramı vardır. H. Taner 2) fel. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad… … Çağatay Osmanlı Sözlük
meal — is., li, esk., Ar. meˀāl 1) Anlam, kavram, mefhum Her cepheden tek mealde bir telgraf geliyor. A. Gündüz 2) Ortaya çıkan şey, sonuç, netice … Çağatay Osmanlı Sözlük
FEHVA — (C.: Fehâvi) Mefhum, kavram, anlam, mân … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
LAHN — Güzel ve kaideli ses. * Nağme. * Kaideye uymayan yanlış okuyuş. * Usulüne uygun okumak. * Sadece muhatabın anlıyacağı şekilde remizle söz söylemek. * Meyl. * Fehmeylemek. * Lisan. * Lügat. Fetva. Mânâ. Mefhum … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MANTUK — Bir lâfzın nutuk hâlinde, söz sahasında üzerine delâlet ettiği şey. Şu kitabı satın aldım , sözünde bu lâfzın mantuku, o kitabın satın alınmış olmasıdır. * Söz, nukut, mânâ, mefhum … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MAZMUN — Meâl. Mâna. Mefhum. * Nükteli, san atlı, ince söz. * Ödenmesi lâzım olan. * Fık: Gasb, telef veya zulüm sebebi ile ödenmesi lüzum etmiş şey … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MEDLUL — Delâlet olunan. Gösterilen. * Mânâ. Meâl. Mefhum. Delil getirilen şey. Bir kelime veya bir işâretten anlaşılan … Yeni Lügat Türkçe Sözlük