-
1 malumat
n. information, knowledge, data, datum -
2 malumat
information, knowledge bilgi -
3 malumat
,-tı known facts, knowledge, information. - almak/edinmek to get information, learn some things. -ı olmak to know some things. - sahibi knowledgeable person. - vermek /a/ to inform, give information (to), tell (someone) some things. -
4 malumat vermek
to supply information, to give information -
5 bili
knowledge, information bilgi, malumat -
6 satmak
/ı/ 1. to sell. 2. to put on a show of, affect, pretend to: Adam malumat satıyor. The fellow´s pretending to knowledge (which he in no way possesses). 3. slang to get rid of (somebody). kendini satmasını bilmek to know how to sell oneself (usually used of people whose advancement rests, not on real merit, but on glib, self-adulatory talk). satıp savmak to sell all that one has.
См. также в других словарях:
malumat — is., Ar. maˁlūmāt Bilgi Bu hakikatler artık çocukların bildikleri en basit malumat sırasına geçmiştir. H. R. Gürpınar Birleşik Sözler malumat sahibi Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller malumat almak malumat edinmek malumat vermek … Çağatay Osmanlı Sözlük
malûmat — (A.) [ تﺎﻡﻮﻠﻌﻡ ] bilgi … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
BERÂY-I MALÛMAT — Mâlûmat için … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
malumat sahibi — is. Bir konuda bilgisi olan kimse, malumattar … Çağatay Osmanlı Sözlük
malumat almak — bilgi edinmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
malumat edinmek — bilgi edinmek, öğrenmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
malumat vermek — bilgi vermek … Çağatay Osmanlı Sözlük
berâyı malûmât — [ تﺎﻡﻮﻠﻌﻡ یاﺮﺑ ] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
İ'TA-YI MA'LUMAT — Malumat verme. Bilgi verme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
bilgi — is. 1) İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat 2) Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. H. E. Adıvar 3)… … Çağatay Osmanlı Sözlük
ENFÜSÎ — Bir kimseye mahsus görüş ve düşünüş. Nefse, kendi hayatına aid, dâhile aid. (Subjektif) (Objektifin zıddı)(İ lem eyyüh el aziz! Afaki mâlumat, yâni; hâriçten, uzaklardan alınan mâlumat, evham ve vesveselerden hâli olamıyor. Amma bizzat vicdâni… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük