Перевод: со всех языков на турецкий

с турецкого на все языки

kit

  • 61 فج

    I
    فَجّ
    dar boğaz
    Anlamı: kısık
    II
    فِجّ
    1. densiz
    Anlamı: yakışıksız, saygısızca davranan
    2. hırbo
    Anlamı: sersem, salak ve kaba saba
    3. görgüsüz
    4. hamhalat
    Anlamı: kaba saba, görgüsüz
    5. maganda
    Anlamı: yontulmamış, kaba saba, görgüsüz kimse
    6. abullabut
    Anlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse
    7. hödük
    Anlamı: görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse)
    8. kaba
    Anlamı: terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz
    9. hantal
    Anlamı: kaba ve kocaman, iri
    10. kırıcı
    Anlamı: kaba, sert
    11. yeşil
    Anlamı: olmamış, ham (meyve)

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > فج

  • 62 فظ

    فَظّ
    1. hırbo
    Anlamı: sersem, salak ve kaba saba
    2. densiz
    Anlamı: yakışıksız, saygısızca davranan
    3. mors
    4. görgüsüz
    5. nezaketsiz
    Anlamı: nazik olmayan
    6. abullabut
    Anlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse
    7. maganda
    Anlamı: yontulmamış, kaba saba, görgüsüz kimse
    8. hamhalat
    Anlamı: kaba saba, görgüsüz
    9. nobran
    10. hödük
    Anlamı: görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse)
    11. hantal
    Anlamı: kaba ve kocaman, iri
    12. kaba
    Anlamı: terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz
    13. işlenmemiş
    14. görmemiş
    15. kırıcı
    Anlamı: kaba, sert
    16. bayağı
    Anlamı: aşağılık

    Arapça-Türkçe Sözlük( قاموس عربي-تركي) > فظ

  • 63 бедно

    в соч.

    бе́дно жить — ihtiyaç / zaruret içinde yaşamak, kıt kanaat geçinmek

    Русско-турецкий словарь > бедно

  • 64 квас

    м
    ••

    перебива́ться с хле́ба на квас — ekmeğini tuza batırmak, kıt kanaat geçinmek

    Русско-турецкий словарь > квас

  • 65 лишать

    несов.; сов. - лиши́ть
    yoksun / mahrum bırakmak, mahrum etmek; elinden almak; etmek; ıskat etmek

    лиша́ть кого-л. насле́дства — mirastan ıskat etmek

    лиши́ть кого-л. свобо́ды — hapsetmek

    лиши́ть кого-л. стипе́ндии — birinin bursunu kesmek

    лиши́ть кого-л. зва́ния — воен. birinin rütbesini almak

    лиши́ть кого-л. избира́тельных прав — birinin oy hakkını kaldırmak

    его́ лиши́ли э́того пра́ва — bu hak onun elinden alındı

    его́ лиши́ли рабо́ты — onu işinden ettiler

    э́то лиши́ло её сна и поко́я — bu onun uykusunu rahatını kaçırdı

    лишённый ра́дости и сча́стья — sevinç ve mutluluktan yoksun

    он лишён воображе́ния — onun hayal gücü pek kıt

    э́та фра́за лишена́ вся́кого смы́сла — bu cümlenin hiç bir anlamı yoktur

    ••

    лиши́ть кого-л. жи́зни — birinin canını almak

    лиша́ть себя́ жи́зни — canına kıymak; kendini öldürmek

    Русско-турецкий словарь > лишать

  • 66 мало

    врз
    az

    ма́ло де́нег — az para

    де́нег ма́ло — para azdır

    э́тих де́нег ма́ло — bu para yetmez

    вре́мени у нас ма́ло — vaktimiz dar

    све́дений об исто́рии го́рода о́чень ма́ло — şehrin tarihine ait bilgiler çok zayıftır

    райо́ны, где выпада́ет ма́ло дожде́й — yağmuru kıt bölgeler

    но ей э́того ма́ло — ama bu yetmez ona!

    но э́того ма́ло — ama bu yeterli değil

    он (вообще́) ма́ло ест — boğazsızdır

    ма́ло всего́ э́того, так (их ещё и обворова́ли) — tüm bunlar yetmiyormuş gibi (evleri soyuldu)

    подле́ц, каки́х ма́ло — alçağın teki, tarihlerin yazmadığı bir alçak

    ма́ло то́лько обеща́ть - на́до держа́ть сло́во — sadece söz vermek kafi değil, onu tutmak da gerek

    с тех пор ма́ло что измени́лось — o zamandan bu yana değişen pek bir şey yok

    от пре́жнего прое́кта ма́ло что оста́лось — geriye eski tasarıdan hemen hemen hiç bir şey kalmadı

    ма́ло ли что мо́жет случи́ться / быть — her bir şey olabilir

    об э́том ма́ло кто зна́ет — bunu bilen az

    мы ма́ло где быва́ли — gittiğimiz yerler az

    он ма́ло когда́ е́здит в го́род — şehre indiği seyrek

    ••

    дурна́я, ма́ло того́, вре́дная привы́чка — kötü, dahası zararlı bir alışkanlık

    Русско-турецкий словарь > мало

  • 67 малограмотный

    az okumuş; okuması yazması kıt

    Русско-турецкий словарь > малограмотный

  • 68 мизерный

    pek cüzi; kıt; hiç kabilinden

    Русско-турецкий словарь > мизерный

  • 69 небогатый

    1) zengin olmayan; orta halli
    2) ( скромный) mütevazı
    3) ( скудный) kıt; dar

    небога́тый леса́ми райо́н — ormanca fakir bölge

    Русско-турецкий словарь > небогатый

  • 70 недостаток

    м
    1) ( нехватка) sıkıntı; kıtlık; açık (-ğı); eksiklik

    недоста́ток рабо́чей си́лы — işgücü kıtlığı

    за недоста́тком валю́ты — döviz sıkıntısı / kıtlığı dolayısıyla; döviz kıt olduğundan

    2) ( дефект) kusur; eksik(lik); noksan

    физи́ческие недоста́тки — beden özürleri / sakatlıkları

    у него́ оди́н недоста́ток — onun sadece bir kusuru / eksiği var

    3) (недоста́тки) мн., разг. ( нужда) sıkıntı

    терпе́ть недоста́ток — sıkıntıda olmak; zaruret / ihtiyaç çekmek

    Русско-турецкий словарь > недостаток

  • 71 неурожайный

    неурожа́йный год — ürünün / rekoltenin kıt olduğu yıl; kıtlık yılı

    Русско-турецкий словарь > неурожайный

  • 72 перебиваться

    несов.; сов. - переби́ться, разг.

    на э́ти де́ньги не перебьёшься — bu parayla idare edemezsin

    Русско-турецкий словарь > перебиваться

  • 73 скудоумный

    уст.

    Русско-турецкий словарь > скудоумный

  • 74 уродиться

    сов.
    1) ürünü... olmak

    в э́том году́ хлеб хорошо́ уроди́лся — bu yıl tahıl ürünü bol

    свёкла не уроди́лась — pancar ürünü kıt

    2) разг. çekmek

    уроди́ться в отца́ — babasına çekmek

    Русско-турецкий словарь > уродиться

  • 75 be in short supply

    ((of goods etc) to be scarce: Bread is in short supply.) kıt olmak

    English-Turkish dictionary > be in short supply

  • 76 blanket

    adj. geniş kapsamlı, kapsamlı, genel
    ————————
    n. battaniye, örtü
    ————————
    v. battaniye ile örtmek, battaniyeye sarmak, örtmek, örtbas etmek; susturmak, engel olmak; battaniye ile zıplatmak; kapsamak
    * * *
    1. battaniye 2. örtü
    * * *
    ['blæŋkit] 1. noun
    1) (a warm covering made of wool etc: a blanket on the bed.) battaniye
    2) (something which covers like a blanket: a blanket of mist.) örtü, tabaka
    2. adjective
    (covering all of a group of things: a blanket instruction.) genel, kapsayan
    3. verb
    (to cover, as if with a blanket: The hills were blanketed in mist.) kaplamak, örtmek

    English-Turkish dictionary > blanket

  • 77 bracket

    n. destek, dirsek, raf, köşebent, kademe; makas (topçuluk)
    ————————
    v. paranteze almak, hedefi makas içine almak (Argo), aynı kategoriye almak
    * * *
    1. köşeli ayraç 2. paranteze al (v.) 3. parantez (n.)
    * * *
    ['brækit] 1. noun
    1) ((usually in plural) marks (eg (),, etc) used to group together one or more words etc.) parentez(işareti)
    2) (a support for a shelf etc: The shelf fell down because the brackets were not strong enough.) köşebent, dirsek
    2. verb
    1) (to enclose (words etc) by brackets.) parentez içine almak
    2) ((sometimes with together) to group together (similar or equal people or things).) aynı kümeye koymak

    English-Turkish dictionary > bracket

  • 78 circuit

    n. çember, daire çevresi; devre, dolaşıp aynı noktaya gelen yol, dolambaçlı yol, dolaşma, tur; gezici hakim; gezici dava vekili, devre [elek.], çevrim; lig; bir yönetim altındaki işletme sayısı
    ————————
    v. etrafında dönmek, dolaşmak; devretmek, turneye çıkmak
    * * *
    devre
    * * *
    ['sə:kit]
    1) (a journey or course round something: the earth's circuit round the sun; three circuits of the race-track.) devir
    2) (a race-track, running-track etc.) pist
    3) (the path of an electric current and the parts through which it passes.) devre
    4) (a journey or tour made regularly and repeatedly eg by salesmen, sportsmen etc.) tur

    English-Turkish dictionary > circuit

  • 79 close

    adj. yanaşık, kapalı; içli dışlı; ketum, sıkı fıkı (Argo), saklı, sık, mahrem; cimri, kıt; yakın, bitişik; sıkı, amansız, detaylı, bunaltıcı; son
    ————————
    adv. yakın, yakından, sıkışık durumda
    ————————
    n. bağlantılı; göğüs göğüse kavga; avlu (okul, kilise); geçit, son, sonuç, son söz, kadans
    ————————
    v. kapamak, kapatmak; yaklaşmak, anlaşmak, uzlaşmak; kesmek, örtmek; son vermek; kilitlemek, sürgülemek; bitirmek
    * * *
    1. yakın (adj.) 2. kapat (v.) 3. kapalı (n.)
    * * *
    I 1. [kləus] adverb
    1) (near in time, place etc: He stood close to his mother; Follow close behind.) yakında, yanında
    2) (tightly; neatly: a close-fitting dress.) sıkı sıkıya
    2. adjective
    1) (near in relationship: a close friend.) yakın, samimî
    2) (having a narrow difference between winner and loser: a close contest; The result was close.) başabaş, neredeyse berabere
    3) (thorough: a close examination of the facts; Keep a close watch on him.) dikkatli, tam
    4) (tight: a close fit.) sıkı, dar
    5) (without fresh air: a close atmosphere; The weather was close and thundery.) havasız, boğucu
    6) (mean: He's very close (with his money).) eli sıkı, cimri
    7) (secretive: They're keeping very close about the business.) ağzı sıkı
    - closeness
    - close call/shave
    - close-set
    - close-up
    - close at hand
    - close on
    - close to
    II 1. [kləuz] verb
    1) (to make or become shut, often by bringing together two parts so as to cover an opening: The baby closed his eyes; Close the door; The shops close on Sundays.) kapa(t)mak, kapa(n)mak
    2) (to finish; to come or bring to an end: The meeting closed with everyone in agreement.) bit(ir)mek
    3) (to complete or settle (a business deal).) anlaşmaya varmak
    2. noun
    (a stop, end or finish: the close of day; towards the close of the nineteenth century.) son, bitim
    - close up

    English-Turkish dictionary > close

  • 80 eke out

    v. tamamlamak, ilave etmek, artırmak, idareli kullanmak, uzatmak
    * * *
    1) (to make (a supply of something) last longer eg by adding something else to it: You could eke out the meat with potatoes.) idareli kullanmak
    2) (to manage with difficulty to make (a living, livelihood etc): The artist could scarcely eke out a living from his painting.) kıt kanaat geçinmek

    English-Turkish dictionary > eke out

См. также в других словарях:

  • kit — kit …   Dictionnaire des rimes

  • Kit — or KIT may refer to: Assembly* Scale model, item sold partially assembled * Kitbashing, the process of modifying a commercially available model kit * Electronic kit, a set of unassembled parts * Robot kit, special construction kit for building… …   Wikipedia

  • kit — [ kit ] n. m. • 1958; mot angl. « boîte à outils » ♦ Anglic. 1 ♦ Ensemble des éléments constitutifs d un objet vendu prêt à être monté. Meuble, ordinateur en kit. Recomm. offic. prêt à monter, lot. 2 ♦ Coffret réunissant tout ce qui est… …   Encyclopédie Universelle

  • KIT — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}}   Sigles d une seule lettre   Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres …   Wikipédia en Français

  • kit — [kɪt] noun [countable] a set of equipment, materials etc, used for a particular purpose: • 1500 public information kits were produced and mailed directly to social service agencies. • The company also markets a £200 upgrade kit (= something which …   Financial and business terms

  • Kit — Kit, n. [Cf. D. kit a large bottle, OD. kitte beaker, decanter.] 1. A large bottle. [1913 Webster] 2. A wooden tub or pail, smaller at the top than at the bottom; as, a kit of butter, or of mackerel. Wright. [1913 Webster] 3. A straw or rush… …   The Collaborative International Dictionary of English

  • kit — kit1 [kit] n. [ME kyt < MDu kitte, container made of hooped staves] 1. [Brit. Dial.] a small wooden tub or bucket for holding fish, butter, etc. 2. a) personal equipment, esp. as packed for travel b) a set of tools or implements c) equipment… …   English World dictionary

  • KIT — ist eine Abkürzung für: Karlsruher Institut für Technologie Keep It True, ein Metal Festival Königliches Tropeninstitut, Amsterdam Kriseninterventionsteam Kunst im Tunnel, ein Ausstellungshaus in Düsseldorf KIT ist die Bezeichnung für: einen… …   Deutsch Wikipedia

  • Kit — ist die Bezeichnung für einen Standard im Btx ein Protein aus der Familie der Rezeptor Tyrosinkinasen (KIT oder c Kit) KIT ist eine Abkürzung für Karlsruher Institut für Technologie Keep It True, ein Metal Festival Koninklijk Instituut voor de… …   Deutsch Wikipedia

  • kit — {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. mnż I, D. u, Mc. kicie, blm {{/stl 8}}{{stl 20}} {{/stl 20}}{{stl 12}}1. {{/stl 12}}{{stl 7}}masa plastyczna twardniejąca na powietrzu, produkowana zwykle z kredy i pokostu, służąca do umocowywania szyb w ramach, łączenia… …   Langenscheidt Polski wyjaśnień

  • Kit-i — Datos generales Origen …   Wikipedia Español

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»