-
61 فج
Iفَجّdar boğazAnlamı: kısıkIIفِجّ1. densizAnlamı: yakışıksız, saygısızca davranan2. hırboAnlamı: sersem, salak ve kaba saba3. görgüsüzAnlamı: görgüsü olmayan4. hamhalatAnlamı: kaba saba, görgüsüz5. magandaAnlamı: yontulmamış, kaba saba, görgüsüz kimse6. abullabutAnlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse7. hödükAnlamı: görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse)8. kabaAnlamı: terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz9. hantalAnlamı: kaba ve kocaman, iri10. kırıcıAnlamı: kaba, sert11. yeşilAnlamı: olmamış, ham (meyve) -
62 فظ
فَظّ1. hırboAnlamı: sersem, salak ve kaba saba2. densizAnlamı: yakışıksız, saygısızca davranan3. mors4. görgüsüzAnlamı: görgüsü olmayan5. nezaketsizAnlamı: nazik olmayan6. abullabutAnlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse7. magandaAnlamı: yontulmamış, kaba saba, görgüsüz kimse8. hamhalatAnlamı: kaba saba, görgüsüz9. nobranAnlamı: davranışı kaba10. hödükAnlamı: görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse)11. hantalAnlamı: kaba ve kocaman, iri12. kabaAnlamı: terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz13. işlenmemiş14. görmemiş15. kırıcıAnlamı: kaba, sert16. bayağıAnlamı: aşağılık -
63 бедно
в соч.бе́дно жить — ihtiyaç / zaruret içinde yaşamak, kıt kanaat geçinmek
-
64 квас
-
65 лишать
несов.; сов. - лиши́тьyoksun / mahrum bırakmak, mahrum etmek; elinden almak; etmek; ıskat etmekлиша́ть кого-л. насле́дства — mirastan ıskat etmek
лиши́ть кого-л. свобо́ды — hapsetmek
лиши́ть кого-л. стипе́ндии — birinin bursunu kesmek
лиши́ть кого-л. зва́ния — воен. birinin rütbesini almak
лиши́ть кого-л. избира́тельных прав — birinin oy hakkını kaldırmak
его́ лиши́ли э́того пра́ва — bu hak onun elinden alındı
его́ лиши́ли рабо́ты — onu işinden ettiler
э́то лиши́ло её сна и поко́я — bu onun uykusunu rahatını kaçırdı
лишённый ра́дости и сча́стья — sevinç ve mutluluktan yoksun
он лишён воображе́ния — onun hayal gücü pek kıt
э́та фра́за лишена́ вся́кого смы́сла — bu cümlenin hiç bir anlamı yoktur
••лиши́ть кого-л. жи́зни — birinin canını almak
лиша́ть себя́ жи́зни — canına kıymak; kendini öldürmek
-
66 мало
врзazма́ло де́нег — az para
де́нег ма́ло — para azdır
э́тих де́нег ма́ло — bu para yetmez
вре́мени у нас ма́ло — vaktimiz dar
све́дений об исто́рии го́рода о́чень ма́ло — şehrin tarihine ait bilgiler çok zayıftır
райо́ны, где выпада́ет ма́ло дожде́й — yağmuru kıt bölgeler
но ей э́того ма́ло — ama bu yetmez ona!
но э́того ма́ло — ama bu yeterli değil
он (вообще́) ма́ло ест — boğazsızdır
ма́ло всего́ э́того, так (их ещё и обворова́ли) — tüm bunlar yetmiyormuş gibi (evleri soyuldu)
подле́ц, каки́х ма́ло — alçağın teki, tarihlerin yazmadığı bir alçak
ма́ло то́лько обеща́ть - на́до держа́ть сло́во — sadece söz vermek kafi değil, onu tutmak da gerek
с тех пор ма́ло что измени́лось — o zamandan bu yana değişen pek bir şey yok
от пре́жнего прое́кта ма́ло что оста́лось — geriye eski tasarıdan hemen hemen hiç bir şey kalmadı
ма́ло ли что мо́жет случи́ться / быть — her bir şey olabilir
об э́том ма́ло кто зна́ет — bunu bilen az
мы ма́ло где быва́ли — gittiğimiz yerler az
он ма́ло когда́ е́здит в го́род — şehre indiği seyrek
••дурна́я, ма́ло того́, вре́дная привы́чка — kötü, dahası zararlı bir alışkanlık
-
67 малограмотный
az okumuş; okuması yazması kıt -
68 мизерный
pek cüzi; kıt; hiç kabilinden -
69 небогатый
-
70 недостаток
м1) ( нехватка) sıkıntı; kıtlık; açık (-ğı); eksiklikнедоста́ток рабо́чей си́лы — işgücü kıtlığı
за недоста́тком валю́ты — döviz sıkıntısı / kıtlığı dolayısıyla; döviz kıt olduğundan
2) ( дефект) kusur; eksik(lik); noksanфизи́ческие недоста́тки — beden özürleri / sakatlıkları
у него́ оди́н недоста́ток — onun sadece bir kusuru / eksiği var
3) (недоста́тки) мн., разг. ( нужда) sıkıntıтерпе́ть недоста́ток — sıkıntıda olmak; zaruret / ihtiyaç çekmek
-
71 неурожайный
неурожа́йный год — ürünün / rekoltenin kıt olduğu yıl; kıtlık yılı
-
72 перебиваться
несов.; сов. - переби́ться, разг.на э́ти де́ньги не перебьёшься — bu parayla idare edemezsin
-
73 скудоумный
уст. -
74 уродиться
сов.1) ürünü... olmakв э́том году́ хлеб хорошо́ уроди́лся — bu yıl tahıl ürünü bol
свёкла не уроди́лась — pancar ürünü kıt
2) разг. çekmekуроди́ться в отца́ — babasına çekmek
-
75 be in short supply
((of goods etc) to be scarce: Bread is in short supply.) kıt olmak -
76 blanket
adj. geniş kapsamlı, kapsamlı, genel————————n. battaniye, örtü————————v. battaniye ile örtmek, battaniyeye sarmak, örtmek, örtbas etmek; susturmak, engel olmak; battaniye ile zıplatmak; kapsamak* * *1. battaniye 2. örtü* * *['blæŋkit] 1. noun1) (a warm covering made of wool etc: a blanket on the bed.) battaniye2) (something which covers like a blanket: a blanket of mist.) örtü, tabaka2. adjective(covering all of a group of things: a blanket instruction.) genel, kapsayan3. verb(to cover, as if with a blanket: The hills were blanketed in mist.) kaplamak, örtmek -
77 bracket
n. destek, dirsek, raf, köşebent, kademe; makas (topçuluk)————————v. paranteze almak, hedefi makas içine almak (Argo), aynı kategoriye almak* * *1. köşeli ayraç 2. paranteze al (v.) 3. parantez (n.)* * *['brækit] 1. noun1) ((usually in plural) marks (eg (),, etc) used to group together one or more words etc.) parentez(işareti)2) (a support for a shelf etc: The shelf fell down because the brackets were not strong enough.) köşebent, dirsek2. verb1) (to enclose (words etc) by brackets.) parentez içine almak2) ((sometimes with together) to group together (similar or equal people or things).) aynı kümeye koymak• -
78 circuit
n. çember, daire çevresi; devre, dolaşıp aynı noktaya gelen yol, dolambaçlı yol, dolaşma, tur; gezici hakim; gezici dava vekili, devre [elek.], çevrim; lig; bir yönetim altındaki işletme sayısı————————v. etrafında dönmek, dolaşmak; devretmek, turneye çıkmak* * *devre* * *['sə:kit]1) (a journey or course round something: the earth's circuit round the sun; three circuits of the race-track.) devir2) (a race-track, running-track etc.) pist3) (the path of an electric current and the parts through which it passes.) devre4) (a journey or tour made regularly and repeatedly eg by salesmen, sportsmen etc.) tur• -
79 close
adj. yanaşık, kapalı; içli dışlı; ketum, sıkı fıkı (Argo), saklı, sık, mahrem; cimri, kıt; yakın, bitişik; sıkı, amansız, detaylı, bunaltıcı; son————————adv. yakın, yakından, sıkışık durumda————————n. bağlantılı; göğüs göğüse kavga; avlu (okul, kilise); geçit, son, sonuç, son söz, kadans————————v. kapamak, kapatmak; yaklaşmak, anlaşmak, uzlaşmak; kesmek, örtmek; son vermek; kilitlemek, sürgülemek; bitirmek* * *1. yakın (adj.) 2. kapat (v.) 3. kapalı (n.)* * *I 1. [kləus] adverb1) (near in time, place etc: He stood close to his mother; Follow close behind.) yakında, yanında2) (tightly; neatly: a close-fitting dress.) sıkı sıkıya2. adjective1) (near in relationship: a close friend.) yakın, samimî2) (having a narrow difference between winner and loser: a close contest; The result was close.) başabaş, neredeyse berabere3) (thorough: a close examination of the facts; Keep a close watch on him.) dikkatli, tam4) (tight: a close fit.) sıkı, dar5) (without fresh air: a close atmosphere; The weather was close and thundery.) havasız, boğucu6) (mean: He's very close (with his money).) eli sıkı, cimri7) (secretive: They're keeping very close about the business.) ağzı sıkı•- closely- closeness
- close call/shave
- close-set
- close-up
- close at hand
- close on
- close to II 1. [kləuz] verb1) (to make or become shut, often by bringing together two parts so as to cover an opening: The baby closed his eyes; Close the door; The shops close on Sundays.) kapa(t)mak, kapa(n)mak2) (to finish; to come or bring to an end: The meeting closed with everyone in agreement.) bit(ir)mek3) (to complete or settle (a business deal).) anlaşmaya varmak2. noun(a stop, end or finish: the close of day; towards the close of the nineteenth century.) son, bitim- close up -
80 eke out
v. tamamlamak, ilave etmek, artırmak, idareli kullanmak, uzatmak* * *1) (to make (a supply of something) last longer eg by adding something else to it: You could eke out the meat with potatoes.) idareli kullanmak2) (to manage with difficulty to make (a living, livelihood etc): The artist could scarcely eke out a living from his painting.) kıt kanaat geçinmek
См. также в других словарях:
kit — kit … Dictionnaire des rimes
Kit — or KIT may refer to: Assembly* Scale model, item sold partially assembled * Kitbashing, the process of modifying a commercially available model kit * Electronic kit, a set of unassembled parts * Robot kit, special construction kit for building… … Wikipedia
kit — [ kit ] n. m. • 1958; mot angl. « boîte à outils » ♦ Anglic. 1 ♦ Ensemble des éléments constitutifs d un objet vendu prêt à être monté. Meuble, ordinateur en kit. Recomm. offic. prêt à monter, lot. 2 ♦ Coffret réunissant tout ce qui est… … Encyclopédie Universelle
KIT — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}} Sigles d une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres … Wikipédia en Français
kit — [kɪt] noun [countable] a set of equipment, materials etc, used for a particular purpose: • 1500 public information kits were produced and mailed directly to social service agencies. • The company also markets a £200 upgrade kit (= something which … Financial and business terms
Kit — Kit, n. [Cf. D. kit a large bottle, OD. kitte beaker, decanter.] 1. A large bottle. [1913 Webster] 2. A wooden tub or pail, smaller at the top than at the bottom; as, a kit of butter, or of mackerel. Wright. [1913 Webster] 3. A straw or rush… … The Collaborative International Dictionary of English
kit — kit1 [kit] n. [ME kyt < MDu kitte, container made of hooped staves] 1. [Brit. Dial.] a small wooden tub or bucket for holding fish, butter, etc. 2. a) personal equipment, esp. as packed for travel b) a set of tools or implements c) equipment… … English World dictionary
KIT — ist eine Abkürzung für: Karlsruher Institut für Technologie Keep It True, ein Metal Festival Königliches Tropeninstitut, Amsterdam Kriseninterventionsteam Kunst im Tunnel, ein Ausstellungshaus in Düsseldorf KIT ist die Bezeichnung für: einen… … Deutsch Wikipedia
Kit — ist die Bezeichnung für einen Standard im Btx ein Protein aus der Familie der Rezeptor Tyrosinkinasen (KIT oder c Kit) KIT ist eine Abkürzung für Karlsruher Institut für Technologie Keep It True, ein Metal Festival Koninklijk Instituut voor de… … Deutsch Wikipedia
kit — {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. mnż I, D. u, Mc. kicie, blm {{/stl 8}}{{stl 20}} {{/stl 20}}{{stl 12}}1. {{/stl 12}}{{stl 7}}masa plastyczna twardniejąca na powietrzu, produkowana zwykle z kredy i pokostu, służąca do umocowywania szyb w ramach, łączenia… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Kit-i — Datos generales Origen … Wikipedia Español