-
1 kazanmak
vt1) gewinnen2) verdienenayda iki bin euro kazanıyor er verdient zweitausend Euro im Monat3) deneyim \kazanmak Erfahrungen sammelnzafer \kazanmak einen Triumph erringen -
2 kazanmak
kazanmak v/t gewinnen; Geld verdienen; Erfolg, Sieg erringen; einen Freund gewinnen; Genehmigung, Ruhm erwerben; Gewohnheit annehmen; Land erobern; Leid erfahren; Prozess, im Spiel, Wahl gewinnen; Prüfung bestehen; Stipendium erhalten, bekommen;vakitten kazanmak Zeit sparen -
3 ekmek
ekmek1 <- er> säen (-i -e etwas auf D); (-i) Feld bestellen; (-i –e) etwas ins Essen streuen, tun; (-i) fam Ware usw verschleudern; vergeuden; fam etwas verlieren; Slang: durch die Lappen gehen (-i jemandem); (Auto) fam überholen (-i jemanden)ekmek2 <- ği> Brot n; (das) tägliche Brot, Lebensunterhalt m;beyaz ekmek Weißbrot n;çavdar ekmeği Schwarzbrot n; Roggenbrot n;ekmeğini çıkarmak (oder kazanmak) sein Brot verdienen;ekmeğini taştan çıkarmak hart für das tägliche Brot arbeiten;-in ekmeğine yağ sürmek Wasser auf jemandes Mühle gießen;ekmek kapısı auskömmliche Stellung -
4 galibiyet
galibiyet kazanmak den Sieg davontragen; die Oberhand gewinnen -
5 geçim
geçim Lebensunterhalt m, Unterhalt m; (gegenseitiges) Einvernehmen;geçim derdi (die) Sorge um das tägliche Brot;geçim düzeyi Lebensstandard m;geçim endeksi Existenzminimum n;geçim kapısı gute Stellung;geçim seviyesi Lebensstandard m;geçim yolu gute Einnahmequelle;geçimini çıkartmak (oder kazanmak, sağlamak) seinen Lebensunterhalt verdienen -
6 hak
hak1 <- kkı> Recht n; Gerechtigkeit f; Teil m, Anteil m; fig Lohn m, Belohnung f; Arbeit f, Mühe f, Einsatz m z.B. einer Mutter; richtig; recht;hak eşitliği Gleichberechtigung f;-e hak kazanmak das Recht erwerben (auf A); Recht bekommen; sich als richtig erweisen;-e hak vermek jemandem Recht geben;b-nin hakkını yemek jemanden übervorteilen; jemandem gegenüber ungerecht sein;hak yemez gerecht, anständig;-e hakkı geçmek jemandem Mühe machen;… hakkı için im Namen (G);Allah hakkı için im Namen Gottes;namusum hakkı için mein Ehrenwort!;hakkı ödenmez unbezahlbar;hakkı olmak Recht haben; das Recht haben (-e auf A); etwas zu bekommen haben;hakkı var er hat Recht; er hat ein Recht dazu;-in hakkından gelmek meistern (A); mit jemandem abrechnen, sich (D) jemanden vornehmen;hakkını aramak sein Recht verlangen;-in hakkını vermek ordentlich machen (A); jemanden gerecht behandeln;-in hakkını yemek jemanden benachteiligen;emek hakkı Vergütung f;emeklilik hakkı Recht n auf Ruhegeld;oturma hakkı Aufenthaltsberechtigung f; Wohnrecht n;tatil hakkı Recht n auf Urlaub;insan hakları Menschenrechte n/pl;yurttaş hakları (die) bürgerliche(n) Rechte n/pl;medenî haklardan istifade ehliyeti JUR Rechtsfähigkeit f;ne hakla? mit welchem Recht?hak2 <- kki> Gravur f; Gravierkunst f; Ziselieren n -
7 hayat
hayat1 <- tı> Leben n (a = Lebewesen);hayat adamı Lebenskünstler m;hayat arkadaşı Lebensgefährte m, -gefährtin f;hayat dolu lebenslustig;hayat düzeyi Lebensstandard m;(parlak bir) hayat geçirmek (ein glänzendes) Leben führen;hayat kadını Prostituierte f;hayat memat meselesi eine Frage auf Leben und Tod;hayat mücadelesi Kampf m ums Dasein;hayat pahalılığı Teuerung f;hayat sigortası Lebensversicherung f;… bir hayat sürmek ein … Leben führen;hayat şartları Lebensbedingungen f/pl;-e hayat vermek beleben (A);hayata atılmak ins Leben treten;hayata küsmek mit dem Leben nicht zurechtkommen;-in hayatı kaymak fam ruiniert werden;-e hayatını borçlu olmak jemandem sein Leben ( oder seinen Lebensunterhalt) verdanken;hayatını kazanmak seinen Lebensunterhalt verdienen;hayatta olmak am Leben sein, (noch) leben;özel hayat Privatleben nhayat2 <- tı> Vordach n; Vorgarten m; überdachte(r) Vorraum -
8 ivme
ivme Beschleunigung f;ivme kazanmak beschleunigt werden -
9 kazandırmak
kazandırmak (-i -e) jemandem etwas einbringen; jemandem etwas erteilen, geben; jemandem zu etwas D verhelfen; jemandem Arbeit verschaffen;kaus von kazanmak -
10 kişilik
kişilik kazanmak zu einer Persönlichkeit werden;iki kişilik oda ein Doppelzimmer (n);iki kişilik yer Platz m für zwei Personen -
11 puan
puan almak (oder kazanmak) Punkte erzielen;puan cetveli Rangliste f;puan hesabıyla yenmek nach Punkten siegen;puan maçı Punktspiel n -
12 rağbet
-e rağbet etmek Appetit haben auf A; Interesse haben an D;rağbet görmek (oder kazanmak) beliebt sein, Anklang finden;rağbet göstermek -e Interesse zeigen D -
13 sevap
sevap kazanmak wohltätig sein, Gutes tun -
14 sınav
sınavları kazanmak die Prüfungen bestehen;giriş sınavı Aufnahmeprüfung f;sınava tabi tutmak, sınava sokmak, sınavdan geçirmek einer Prüfung unterziehen, examinieren -
15 ün
ün Ruhm m, Ruf m; Laut m, Stimme f;ün kazanmak berühmt werden;onun ünü dünyayı tuttu er ist weltberühmt -
16 vakit
(-in) hali vakti yerinde (jemand ist) wohlhabend;-erek vakit geçirmek die Zeit (damit) verbringen (zu + inf), sich (D) die Zeit vertreiben mit;vakit kazanmak Zeit gewinnen;vakit öldürmek fig die Zeit totschlagen;vakit vakit von Zeit zu Zeit;vakti geldi fig seine (letzte) Stunde hat geschlagen;vakti olmamak keine Zeit haben;vaktinde rechtzeitig, pünktlich;vaktiyle rechtzeitig; seinerzeit, damals;ne vakit? wann?;konj -diği, -eceği vakit wann; wenn; als;geldiği vakit söylerim wenn er kommt, sage ich es -
17 yaygınlık
yaygınlık kazanmak eine Verbreitung erfahren -
18 bahis
\bahis tutuşmak eine Wette abschließenbahse girmek eine Wette eingehenbahsi kaybetmek/kazanmak die Wette verlieren/gewinnenseninle her bahse girerim ki... ich gehe jede Wette mit dir ein, dass...\bahis konusu nedir? wovon ist die Rede?\bahis mevzuu olmak zum Gesprächsthema werdenbahsi geçmek Erwähnung finden, erwähnt werdenbahsi kapamak das Thema beendenkitabın birinci/ikinci bahsi das erste/zweite Kapitel des Buches -
19 edinmek
vt1) ( iktisap etmek) erwerben, sich aneignenbilgi \edinmek Kenntnisse erwerben, sich Wissen aneignenkötü alışkanlıklar \edinmek sich schlechte Gewohnheiten aneignen2) ( kazanmak) gewinnendost \edinmek Freunde gewinnen -
20 ekmek
1. vt1) säenekmeden biçilmez ( prov) ohne Fleiß kein Preisrüzgâr eken fırtına biçer ( prov) wer Wind sät, wird Sturm ernten2) anpflanzen; (sebze \ekmek) anbauentarlayı \ekmek das Feld [o den Acker] bestellen3) ( serpmek) streuenyemeğe tuz/biber \ekmek Salz/Pfeffer auf Essen streuenbirini \ekmek jdn hängen [o sitzen] lassenbirini \ekmek überholen1) Brot ntbir somun \ekmek ein Laib Brotbirinin ekmeğine yağ sürmek ( fam) Wasser auf jds Mühle gießenekmeğini kazanmak sich sein Brot verdienen, sich seinen Lebensunterhalt verdienen
- 1
- 2
См. также в других словарях:
kazanmak — i 1) Kazanç sağlamak Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım. P. Safa 2) nsz Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız. B. Felek 3) Çıkmak, isabet etmek 4) Edinmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
puan almak (veya kazanmak) — 1) spor karşılaşmalarında başarılı bir oyun çıkararak kendine sayı sağlamak 2) genellikle test biçimindeki sınavda herhangi bir puan elde etmek 3) mec. itibar kazanmak, takdir edilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sevap kazanmak (veya işlemek) — hayırlı bir davranışta bulunmak Gülsüm ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
alın teri ile kazanmak — hak ederek, çalışarak, emek vererek kazanmak Ama ekmeklerini alınlarının teri ile kazanan, yalan dolan bilmeyen ... gönülleri geniş insanlar yetiştiriyordu. M. Ş. Esendal … Çağatay Osmanlı Sözlük
boyut kazanmak — yeni bir durum, içerik, genişlik, kapsam kazanmak Bazı şeylere uzaktan bakmak, onlara, onlarda olmayan bir boyut kazandırır. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
kalp (veya kalbini) kazanmak (veya fethetmek) — ince bir davranış veya güzel bir sözle birinin sevgisini kazanmak, ilgisini çekmek Hele düzmece şehzadenin kadife pantolonuyla sivri güzel çehresi derhâl kadının kalbini kazandı. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
sempatisini kazanmak — (birinin) sevgi, ilgi ve yakınlığını kazanmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
açıktan (para) kazanmak — emek ve sermaye olmadan para kazanmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
zaman kazanmak — vakit kazanmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
başarı göstermek (veya kazanmak) — başarmak Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu. R. H. Karay … Çağatay Osmanlı Sözlük
deneyim kazanmak — deneyimli duruma gelmek … Çağatay Osmanlı Sözlük