-
1 حرج
cengel; dağdağa; dar; ensiz; kasmak; muammalı -
2 ضيق
darlık; dar; daraltmak; ensiz; kasmak; sıkılık; tazyik -
3 قصر
ağartmak; beyazlatmak; cücelik; haylazlık; ihmal; kasır; kasmak; kâşâne; kısalık; kısalmak; kısaltmak; kısmak; konak; köşk; miskinlik; saray; şato; tutuklamak -
4 انقبض
اِنْقَبَضَ1. kasılmakAnlamı: kasmak işi yapılmak2. kısılmakAnlamı: hacmi, niteliğini, gücü azalmak -
5 انكمش
اِنْكَمَشَ1. kasılmakAnlamı: kasmak işi yapılmak2. kısılmakAnlamı: hacmi, niteliğini, gücü azalmak -
6 تحوى
تَحَوَّى1. kasılmakAnlamı: kasmak işi yapılmak2. kısılmakAnlamı: hacmi, niteliğini, gücü azalmak3. çöreklenmek -
7 تقبض
Iتَقَبَّضَ1. kasılmakAnlamı: kasmak işi yapılmak2. kısılmakAnlamı: hacmi, niteliğini, gücü azalmakIIتَقَبُّض1. kasılmaAnlamı: kasılmak işi, büzülme2. kısılmaAnlamı: kısılmak işi -
8 تقلص
Iتَقَلَّصَ1. kasılmakAnlamı: kasmak işi yapılmak2. kısılmakAnlamı: hacmi, niteliğini, gücü azalmakIIتَقَلُّص1. kasılmaAnlamı: kasılmak işi, büzülme2. kısılmaAnlamı: kısılmak işi -
9 تكمش
تَكَمَّشَ1. kasılmakAnlamı: kasmak işi yapılmak2. kısılmakAnlamı: hacmi, niteliğini, gücü azalmak -
10 حرج
Iحَرَج1. dağdağaAnlamı: gürültü patırtı2. cengelIIحَرِج1. darAnlamı: genişliği az veya yetersiz olan, ensiz2. muammalıAnlamı: bilmeceli, muamma dolu3. ensizAnlamı: eni küçük olan, dar4. darAnlamı: içine alacağı şeye oranla, geniş ve bol karşıtıحَرَّجَkasmakAnlamı: daraltmak -
11 ضيق
Iضِيق1. dar2. sıkılıkAnlamı: sıkı olma durumu3. tazyikAnlamı: sıkıştırma, daraltma4. darlıkAnlamı: dar olma durumuIIضَيَّقَ1. kasmakAnlamı: daraltmak2. daraltmakAnlamı: dar duruma getirmekضَيِّق1. darAnlamı: genişliği az veya yetersiz olan, ensiz2. ensizAnlamı: eni küçük olan, dar3. darAnlamı: içine alacağı şeye oranla, geniş ve bol karşıtı -
12 قصر
Iقَصَر1. haylazlık2. miskinlikAnlamı: uyuşuk, tembel duruma gelmek3. ihmalAnlamı: gereken önemi göstermemeIIقَصَرَ1. kısaltmakAnlamı: kısa duruma getirmek2. tutuklamakAnlamı: tevkif etmekقَصُرَkısalmakAnlamı: kısa duruma gelmekIVقَصْر1. konakAnlamı: büyük ve gösterişli ev2. köşkAnlamı: bahçe içinde yapılmış süslü ev, kasır3. kasırAnlamı: köşk4. kâşâneAnlamı: büyük, süslü köşk, saray gibi yapı5. saray6. şatoAnlamı: konakVقِصَر1. cücelikAnlamı: cüce olma durumu2. kısalıkAnlamı: kısa olma durumuVIقَصَّرَ1. kısmakAnlamı: boyunu kısaltmak2. kasmakAnlamı: kısaltmak3. ağartmakAnlamı: ak duruma getirmek, beyazlatmak4. beyazlatmakAnlamı: beyaz duruma getirmek
См. также в других словарях:
kasmak — kàsmak m <N mn aci> DEFINICIJA reg. 1. vrsta veza: zlatne grančice ili figure izvezene po krajevima platna 2. vezeno platno od kojeg su se pravile duge ženske anterije ETIMOLOGIJA tur. kasnak … Hrvatski jezični portal
kasmak — ar 1) Kasları gergin duruma getirmek 2) i Kısaltmak 3) Daraltmak 4) mec. Baskısı altında tutmak Birleşik Sözler kasım kasım Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kasıp kavurmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kasmak — kazındı, kazğan dibi; çeküp darıltmak, kısmak, sıkmak, sıkıştırmak kazındı tutmak, kazğan dibi yanmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kasma — is. Kasmak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
camadan vurmak — fazla rüzgâra karşı yelkeni kasmak … Çağatay Osmanlı Sözlük