-
1 kasap
мясни́к (м)* * *озвонч. -bı1) мясни́к2) разг. ла́вка мясника́sokağın başında iki kasap birden açıldı — в нача́ле у́лицы откры́лось сра́зу две мясны́е ла́вки
3) перен. уби́йца, пала́ч -
2 kasap
-
3 suratı kasap süngeriyle silinmiş
бессты́дный, на́глый -
4 yüzü kasap süngüriyle silinmiş
бессты́жий, на́глый -
5 ayvaz
1) слуга́ на ку́хне2) прост. муж, супру́г••ayvaz kasap hep bir hesap — погов. что в лоб, что по́ лбу - одно́ и то́ же
-
6 masat
-
7 surat
1) физионо́мия, ро́жа, ря́шка2) недово́льная физионо́мия / ми́наsurat asmak — насу́питься
••- suratını ekşitmek
- surata bak süngüye davran
- suratı bir karış
- suratı değişmek
- suratından düşen bir parça
- suratına indirmek
- suratı kalmamak
- suratı kasap süngeriyle silinmiş
- surat mahkeme duvarı -
8 yüz
лицо́ (с) обло́жка (ж) со́тня (ж) сто* * *Iyüzler — со́тни
yüzde yüz — а) сто проце́нтов; б) по́лностью, целико́м, на все сто; в) наверняка́
II 1.oydu yüzde yüz — э́то был, наверняка́, он
1) лицо́yüz çizgileri — черты́ лица́
2) пове́рхностьyüze çıkmak — всплыва́ть на пове́рхность
suyun yüzünde — на пове́рхности воды́
3) пере́дняя сторона́ (чего-л.)binanın yüzü — фаса́д зда́ния
4) лицева́я сторона́ (ткани и т. п.)kumaşın yüzü — лицева́я сторона́ тка́ни
5) на́волочка6) о́страя ре́жущая сторона́ (чего-л.)bıçağın keskin yüzü — ре́жущая о́страя сторона́ ножа́
7) стыд, стесне́ние; со́вестливостьadamda yüz yok ki! — у челове́ка [нет] ни стыда́ ни со́вести!
8) нару́жная сторона́ (чего-л.)arka yüz — за́дняя сторона́
ön yüz — пере́дняя сторона́
2.yan yüz — бокова́я сторона́
благоскло́нность, хоро́шее отноше́ниеyüz bulmak — быть хорошо́ при́нятым кем, по́льзоваться чьей-л. благоскло́нностью
yüz görmek — по́льзоваться чьим-л. расположе́нием / хоро́шим отноше́нием
çocuk babasından yüz görmedi — оте́ц не потака́л ма́льчику
yüz göstermek — а) хорошо́ относи́ться к кому; б) обнару́живаться, проявля́ться, пока́зывать
yüz vermek — а) хорошо́ / приве́тливо встреча́ть; ока́зывать уваже́ние; б) потво́рствовать; ба́ловать
3.yüz vermemek — а) не ока́зывать внима́ния; б) не придава́ть значе́ния, пренебрега́ть
yağmur yüzünden — из-за дождя́
••yüz bulunca astar istemez — посл. ≈ дашь ему́ па́лец - отку́сит ру́ку
yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır — посл. плю́нешь ему́ в лицо, а он тебе́ ска́жет "до́ждь идёт"; ≈ плю́нешь в глаза́, а он тебе́ [ска́жет] - бо́жья роса́
yüzünüze güller — погов. ≈ вам благоуха́ют ро́зы (говорится, когда заходит разговор о вещах, вызывающих омерзение, отвращение)
- yüz akı ile çıkmakyüz yüzden utanır — посл. лю́дям легко́ договори́ться при ли́чной встре́че
- yüz aklığı göstermek
- yüz ağartmak
- yüzünden akmak
- yüzü asılmak
- yüzüne bağırmak
- yüzüne bakılacak gibi
- yüzüne bakılmaz
- yüzüne bakmamak
- yüzüne bakmaya kıyamamak
- yüzüne bir daha bakmamak
- yüzünü buruşturmak
- yüzünü çevirmek
- yüze duramamak
- yüzünden düşen bir parça olur
- yüzünü gözünü cennetlik
- yüzünü gören cennetlik
- yüz geri etmek
- yüzü görmek
- rahat yüz görmek
- yüzü görmemek
- dert yüzü görmemek
- rahat yüzü görmemek
- yüzü gözü açıldık
- yüzünü gözünü açmak
- yüzüne gözüne bulaştırmak
- yüze gülmek
- yüzü gülmek
- yüzünden kan damlıyor
- yüzüne kan gelmek
- yüzü kalmamak
- yüzünü kara çıkarmak
- yüzü kasap süngüriyle silinmiş
- yüzü karışmak olmak
- yüzü allak bulak olmak olmak
- yüzü alabora olmak
- yüzü kızarmak
- yüzünden okumak
- yüzü seçilmek
- ışık arkadan geldiği için yüzü seçilmiyor
- yüz sürmek
- yüz tutmak
- yıkılmaya yüz tutmak
- yüzü tutmamak
- yüzünü unutmak
- yüz vermek
- yüz vermemek
- yüz yazmak
- yüzü yere gelmek / geçmek
- yüzünün derisi yere geçmek
- yüzü ak olsun!
См. также в других словарях:
KASAP — Bei KASAP handelt es sich um: Koordinierungsausschuss des studentischen Akkreditierungspools, der ein Art Vorstand dieser Organisation ist Teodor Kasap, türkischer Herausgeber und Satire Autor Diese Seite ist eine Be … Deutsch Wikipedia
kasap — is., bı, Ar. ḳaṣṣāb 1) Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse 2) Et satılan dükkân 3) sf., mec. Kan dökücü, hunhar Birleşik Sözler kasaphane Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kasap, yağı bol… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar — elinde kendisine gerek olandan fazla şey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
Buloh Kasap — is a town in Segamat District, Johor, Malaysia which is located about 10 km from Segamat town center via Federal Route 1. Because of its location near Segamat, Buloh Kasap may also act as a satellite town of Segamat. Tun Razak Highway is located… … Wikipedia
Teodor Kasap — (* 1835 in Kayseri, Osmanisches Reich, heute Türkei; † 1905 in Istanbul) war ein Herausgeber und Satire Autor. Er gab 1870 die erste türkischsprachigen Satirezeitschrift, Diyojen, heraus. Leben Nach dem Tod seines Vaters übersiedelte Kasap… … Deutsch Wikipedia
Buloh Kasap Bridge — Infobox Bridge in Malaysia | bridge name=Sungai Muar Bridge official name=Buloh Kasap Bridge malay name=Jambatan Buloh Kasap locale=Jalan Gemas Segamat carries=Motor vehicles, Pedestrians crosses=Muar River mainspan= length= width= open=… … Wikipedia
Buloh Kasap — Original name in latin Buloh Kasap Name in other language Buloh Kasap, Buluh Kasap State code MY Continent/City Asia/Kuala Lumpur longitude 2.5536 latitude 102.764 altitude 20 Population 13088 Date 2012 01 17 … Cities with a population over 1000 database
ayvaz, kasap hep bir hesap — hlk. ha öyle ha böyle, ikisi de bir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
koyun can derdinde, kasap yağ derdinde — keçiye can kaygısı, kasaba et (veya yağ) kaygısı … Çağatay Osmanlı Sözlük
erkek koyun kasap dükkânına yaraşır — miskin erkek, yaşamaya layık değildir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
suratı kasap süngeriyle silinmiş — utanması, sıkılması kalmamış anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük