-
1 çalmak
çalmak1 <- ar> (-i) Glocke, Klingel läuten; ein Instrument spielen; mit der Peitsche knallen; Trompete blasen; v/i TEL läuten; Uhr schlagen; sich (D) etwas holen, etwas abbekommen;kapıyı çalmak an die Tür klopfen; an der Tür klingeln;bu halıyı güneş çalmış der Teppich hat Sonne abbekommençalmak2 stehlen; anstreichen; (-e) werfen oder schmeißen (auf A); (auf)streichen (auf A); bitter, nach Rauch usw schmecken; Farbe spielen (z.B. ins Blaue);-in dili çalmak einen Akzent haben -
2 aç
aç [atʃ] [atʃ]kapıyı \aç! mach die Tür auf!, öffne die Tür!kulaklarını \aç! sperr deine Ohren auf!II adj1) ( tok karşıtı) hungrig\aç karnına auf nüchternen Magen, mit leerem Magen\aç bırakmak aushungern, hungern lassen\aç gezmektense tok ölmek yeğdir besser satt sterben als hungrig herumlaufen\aç kalmak ( karnını doyuramamak) hungrig bleiben; ( yoksulluğa düşmek) in Not und Elend geraten\aç karnına mit leerem Magen\açım ich bin hungrig, ich habe Hungeracından ölmek ( açlıktan ölmek) an Hunger sterben, verhungern, aus Mangel an Nahrung sterben; ( çok acıkmak) vor Hunger sterben, sehr viel Hunger habenne \aç adam! was für ein gieriger Mensch! -
3 açabilmek
vt aufbekommen, aufkriegen, aufschließen können, öffnen könnenşişeyi açamadı er bekam die Flasche nicht auf, er konnte die Flasche nicht öffnenkapıyı açamıyorum ich kann die Tür nicht aufschließen, ich krieg die Tür nicht auf -
4 açık
\açık vermek Defizit aufweisen, in den roten Zahlen stehenkasa açığı der Fehlbetrag in der Kasseülkenin doktor açığı der Ärztemangel des Landes2) Lücke f3) ( gemi)\açıklarda auf offenem Meeraçığa çıkarmak entlassenyüzündeki ifade sevincini açığa vuruyordu der Ausdruck auf seinem Gesicht verriet seine Freude1) ( kapalı olmayan) offen, geöffnet, auf\açık bırakmak offen lassen, auflassen\açık kapı bırakmak ( fig) sich einen Ausweg offenhalten, sich eine Hintertür offen halten\açık pencere önünde vor dem offenen Fenster\açık şehir pol offene Stadtgözünü \açık tutmak die Augen offen halten2) ( yol) freiyolu \açık olmak freie Bahn habençek \açıktır der Scheck ist nicht gedecktçok \açık bir film ein sehr freizügiger Film5) ( boş) leer, freikâğıtta \açık yer kalmadı es gab keinen leeren [o freien] Platz mehr auf dem Blatt7) ( vazıh) offen\açık konuşma zamanı artık gelmişti die Zeit war nun gekommen, offen zu reden8) aufgeschlossenher çeşit yeniliklere \açık olmak aufgeschlossen sein gegenüber allerlei Neuigkeiten9) ( renk için) hell\açık bir renk eine helle Farbe\açık sarı saçlı bir kadın eine Frau mit hellblondem Haar\açık tenli hellhäutig11) ( sarılmamış) lose12) (kamuya \açık, halka \açık, gizli olmayan) öffentlich\açık duruşma/oturum öffentliche Verhandlung/Sitzung13) \açık farkla önde olmak mit großem Abstand führen1) ( açıkça) offen\açık söylemek offen sagen\açık söylemek gerekirse, ... offen gesagt [o gestanden],...\açık vermek ( fig) sich verraten, sich anmerken lassenhiç \açık vermedi er ließ sich nichts anmerkenbirine \açık olmak jdm offen seinkapım sana her zaman \açıktır meine Tür ist immer für dich offen2) ( dükkân) offen, aufbu dükkân pazarları da \açıktır dieser Laden hat [o ist] auch sonntags offendükkân \açık mı? hat das Geschäft auf?gözlerini \açık tutmak (a. fig) die Augen offen haltenışığı \açık bırakma! lass das Licht nicht an!radyo \açık mı? ist das Radio an? -
5 açmak
I vt1) öffnen, aufmachenbirinin gözünü \açmak ( fig) jdm die Augen öffnen3) ( musluk) aufdrehengözlerini açtı er schlug die Augen aufkapıyı açamıyorum ich kann die Tür nicht aufschließen; ( fam) ich krieg die Tür nicht aufkulaklarını aç! sperr deine Ohren auf!6) ( perde) aufziehen7) ( paket) auspackenateş \açmak das Feuer eröffnen9) ( yeni ülke) erschließen10) ( vücudunun herhangi bir yerini) frei machen, entblößen12) ( mantarlı şişe) entkorken15) jur ( kamu davası) erheben; ( soruşturma) einleiten; ( dosya) anlegen; ( hesap, vasiyetname) eröffnen17) ( iskambil kâğıdı) aufdeckenkollarını \açmak die Arme ausbreiten21) birine yol \açmak jdm den Weg freimachenII vi1) ( çiçek) blühen, aufgehen2) ( hava) auflockern -
6 çalışmak
vi1) arbeiten\çalışmaktan ölmek [o canı çıkmak] sich totarbeitenbir meslekte \çalışmak einen Beruf ausüben2) ( faal olmak) tätig sein3) ( motor) laufenmotor çalışmıyor der Motor läuft nicht4) funktionierenbu radyo pille çalışır dieses Radio funktioniert mit Batterien5) ( çaba harcamak) sich bemühen (-e um), versuchen (-e)kapıyı açmaya çalıştı er versuchte die Tür aufzumachen6) ( emek vermek)çocuk dersine çalışıyor das Kind lernt -
7 çekmek
I vtüstüne \çekmek auf sich beziehen2) auto abschleppen4) ( içine almak) in sich aufnehmen, sich saugensünger bütün sütü çekti der Schwamm hat sich mit Milch vollgesaugt5) ( nutuk) halten6) ( sorguya) unterziehenacı \çekmek Schmerzen erleidengüçlük \çekmek Schwierigkeiten habenyabancılık \çekmek sich fremd fühlen8) fotoğraf \çekmek fotografieren9) auto abschleppen11) ertragenkopya \çekmek abschreiben (- den von)temize \çekmek nochmals sauber abschreibenII vi1) ( daralıp kısalmak) einlaufen2) auto anziehenaraba iyi çekiyor der Wagen zieht gut an3) ( benzemek) schlagen (-e nach)birine \çekmek nach jdm geraten [o schlagen]annesine/babasına \çekmek nach der Mutter/dem Vater schlagen -
8 güm
I interj\güm! bum!, bums!kapı \güm diye kapandı die Tür knallte zu [o ins Schloss]kapıyı \güm diye kapattı er knallte die Tür zuII s -
9 kapa
ışığı \kapa! schalt [o mach] das Licht aus!kapıyı \kapa! mach die Tür zu! -
10 kilitleme
2) kapıyı \kilitlemesi on dakika sürdü es dauerte zehn Minuten, bis er die Tür abgeschlossen hatte -
11 sıkıca
-
12 sürgülemek
vt verriegeln; ( kapıyı) abriegeln
См. также в других словарях:
kapıyı açmak — 1) bir işe veya bir konuya öncelikli olarak başlamak 2) bir işte başkalarına örnek olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kapıyı büyük açmak — çok masraflı bir işe girişmek veya hesapsız harcamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kapıyı göstermek — kovmak, uzaklaştırmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar — işi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
köpek ekmek veren kapıyı tanır — köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder, insan da bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
sitteisevir kapıyı çevirir — kötü havalarda dışarı çıkmamayı öğütleyen bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
altın anahtar her kapıyı açar — para olduğunda her güçlük yenilebilir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
GALK — Kapıyı kapamak, kapıyı kilitlemek … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ISFAK — Kapıyı örtmek. * El ile bir nesneye erişmek … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
RETC — Kapıyı sürgülemek. Kapının kilitlenmesi … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
dayaklamak — kapıyı içeriden emniyete almak,kilitleme … Beypazari ağzindan sözcükler