-
1 kalan
أثارةباقباقيةبقيابقية -
2 kalan
1. أثارة [أَثَارَة]Anlamı: artan, mütebaki, bakiye2. باق [باقٍ]Anlamı: artan, mütebaki, bakiye3. باقية [باقيَة]Anlamı: artan, mütebaki, bakiye4. بقيا [بُقْيَا]Anlamı: artan, mütebaki, bakiye5. بقية [بَقِيَّة]Anlamı: artan, mütebaki, bakiye -
3 bok
1. براز [بِرَاز]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat2. بعر [بَعْر]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat3. جعر [جَعْر]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat4. حدث [حدث]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat5. خرء [خُرْء]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat6. خراء [خِرَاء]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat7. ذرق [ذَرْق]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat8. سلاح [سُلَاح]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat9. سلح [سَلْح]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat10. غائط [غائِط]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat11. فرث [فَرْث]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat12. نجو [نَجْو]Anlamı: dışkı, yenilen besinlerin sindirimden sonra kalan ve anüs yoluyla dışarı atılan artığı, kazurat -
4 küsurat
1. باق [باقٍ]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. باقية [باقيَة]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur3. بقيا [بُقْيَا]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur4. بقية [بَقِيَّة]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur5. حاصل [حاصِل]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur6. حصيلة [حَصِيلَة]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur7. سؤرة [سُؤْرَة]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur8. صبابة [صُبَابَة]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur9. فضل [فَضْل]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur10. محصلة [مُحَصَّلَة]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur11. عقب [عَقِب]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur12. عقب [عُقْب]Anlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur -
5 yan
1. أوب [أَوْب]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm2. جانب [جانِب]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm3. جانح [جانِح]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm4. جنب [جَنْب]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm5. جنح [جنْح]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm6. جهة [جِهَة]Anlamı: sağ ve solun adı7. صدد [صَدَد]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm8. صفح [صَفْح]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm9. صوب [صَوْب]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm10. فوق [فَوْق]Anlamı: üst11. ناحية [ناحِيَة]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm12. نحو [نَحْو]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm13. وجه [وَجْه]Anlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm -
6 emektar
1. بصير [بَصِير]2. خبير [خَبِير]3. مبصر [مُبْصِر]4. متمرس [مُتَمَرِّس]5. مجرب [مُجَرَّب]6. محنك [مُحَنَّك]7. مخبر [مَخْبَر]8. مختبر [مُخْتَبَر]9. مختبر [مُخْتَبِر]10. علام [عَلَّام] -
7 kalıntı
1. أثارة [أَثَارَة]Anlamı: artıp kalan şey2. باق [باقٍ]Anlamı: artıp kalan şey3. باقية [باقيَة]Anlamı: artıp kalan şey4. بقيا [بُقْيَا]Anlamı: artıp kalan şey5. بقية [بَقِيَّة]Anlamı: artıp kalan şey6. فضل [فَضْل]Anlamı: artıp kalan şey7. فضلة [فَضْلَة]Anlamı: artıp kalan şey8. فيض [فَيْض]Anlamı: artıp kalan şey -
8 dural
1. آسن [آسِن]2. جامد [جامِد]3. قاطن [قاطِن]4. مقيم [مُقِيم]5. نازل [نازِل]6. هادئ [هادِئ]7. هامد [هامِد] -
9 miras
1. إرث [إِرْث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para2. تراث [تُرَاث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para3. تركة [تَرِكَة]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para4. تركة [تِرْكَة]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para5. ميراث [مِيراث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para6. وراثة [وِرَاثَة]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para7. ورث [وِرْث]Anlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para -
10 artık
1. خشارة [خُشَارَة]Anlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan2. سؤرة [سُؤْرَة]Anlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan3. صبابة [صُبَابَة]Anlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan4. متخلف [مُتَخَلِّف]Anlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan5. محصلة [مُحَصَّلَة]Anlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan6. مخلف [مُخَلَّف]Anlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan -
11 tereke
1. إرث [إِرْث]Anlamı: ölen bir kimseden kalan her şey2. تركة [تَرِكَة]Anlamı: ölen bir kimseden kalan her şey3. تركة [تِرْكَة]Anlamı: ölen bir kimseden kalan her şey4. متروك [مَتْرُوك]Anlamı: ölen bir kimseden kalan her şey5. ميراث [مِيراث]Anlamı: ölen bir kimseden kalan her şey6. ورث [وِرْث]Anlamı: ölen bir kimseden kalan her şey -
12 arka
1. أثارة [أَثَارَة]Anlamı: geri kalan bölüm2. باق [باقٍ]Anlamı: geri kalan bölüm3. باقية [باقيَة]Anlamı: geri kalan bölüm4. بقيا [بُقْيَا]Anlamı: geri kalan bölüm5. بقية [بَقِيَّة]Anlamı: geri kalan bölüm6. حام [حامِ]Anlamı: koruyucu, karıyıcı, iltimasçı, piston7. خلف [خَلْف]8. ظهر [ظَهْر]9. قفاء [قَفَاء]10. متكأ [مُتَّكَأ]Anlamı: otururken sırtın dayandığı yer, destekliyen11. مدافع [مُدَافِع]Anlamı: koruyucu, karıyıcı, iltimasçı, piston12. مرتكز [مُرْتَكَز]Anlamı: otururken sırtın dayandığı yer, destekliyen13. مسند [مَسْنَد]Anlamı: otururken sırtın dayandığı yer, destekliyen14. مسند [مِسْنَد]Anlamı: otururken sırtın dayandığı yer, destekliyen15. واق [واقٍ]Anlamı: koruyucu, karıyıcı, iltimasçı, piston16. وراء [وَرَاءَ] -
13 avlu
1. باحة [باحَة]Anlamı: bir yapıı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevirili alan2. بهو [بَهْو]Anlamı: bir yapıı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevirili alan3. صالة [صالَة]Anlamı: bir yapıı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevirili alan4. عرصة [عَرْصَة]Anlamı: bir yapıı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevirili alan5. فناء [فِنَاء]Anlamı: bir yapıı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevirili alan -
14 bodrum
1. دهليز [دِهْلِيز]2. سرب [سَرَب]3. سرداب [سِرْداب]4. قبو [قَبْو] -
15 daire
1. حلقة [حَلَقَة]2. حلقة [حَلْقَة]3. دائرة [دائِرَة]4. دارة [دارَة] -
16 gerdan
1. جيد [جِيد]2. خناق [خِنَاق]3. رقبة [رَقَبَة]4. عنق [عُنُق] -
17 ayran
1. روب [رَوْب]Anlamı: süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm2. لبن [لَبَن]Anlamı: süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm -
18 bozuntu
1. خردة [خُرْدَة]2. خردوات [خُرْدَوَات] -
19 iz
1. أمارة [أَمَارَة]Anlamı: belirti, nişan, alamet2. حبار [حَبَار]Anlamı: dokunmakla geride kalan belirti3. دلالة [دَلَالَة]Anlamı: belirti, nişan, alamet4. دليل [دَلِيل]Anlamı: ipucu5. دليل [دَلِيل]Anlamı: belirti, nişan, alamet6. رمز [رَمْز]Anlamı: belirti, nişan, alamet7. سمة [سِمَة]Anlamı: belirti, nişan, alamet8. سيمى [سِيمَى]Anlamı: belirti, nişan, alamet9. شميلة [شَمِيلَة]Anlamı: belirti, nişan, alamet10. مسحة [مَسْحَة]Anlamı: dokunmakla geride kalan belirti11. علامة [عَلَامَة]Anlamı: belirti, nişan, alamet -
20 kırpıntı
1. جزازة [جُزَازَة]2. قصاصة [قُصَاصَة]
- 1
- 2
См. также в других словарях:
Kalan — may refer to: * The Sea Otter, also called Kalan, a large otter native to the North Pacific * Kalan Müzik, Kalan Music, Istanbul, Turkish independent record label of ethnic and folk music * Kalan Publishing ( Kalan Yay ) Ankara, Turkish publisher … Wikipedia
Kalan — ist eine Raubtierart, siehe Seeotter der deutsche Name einer Stadt in Rumänien, siehe Călan Kalan Müzik, türkisches Musik Label Diese Seite ist eine Begriffsklärung zur Unterscheidung mehrerer mi … Deutsch Wikipedia
Kalan [2] — Kalan (Kis K., spr. kisch kálān, »Klein K.«), Dorf und Badeort im ungar. Komitat Hunyad, am Strell und an der Bahnlinie Piski Petrozseny, mit Eisenwerken, einer alkalisch erdigen Therme von 30°, die bei gichtischen Leiden benutzt wird, und (1901) … Meyers Großes Konversations-Lexikon
Kalan — Ka*lan , n. (Zo[ o]l.) The sea otter. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
Kalan [1] — Kalan, s. Seeotter … Meyers Großes Konversations-Lexikon
Kalan — Kalan, s. Seeotter … Kleines Konversations-Lexikon
Kalan — der, s/ e, der Meerotter (Otter). … Universal-Lexikon
kalan — kȃlan prid. <odr. lnī> DEFINICIJA koji je u kalu, koji je okaljan [i videl sem daljine meglene i kalne M. Krleža]; blatan, blatnjav ETIMOLOGIJA vidi kal … Hrvatski jezični portal
kalan — kalan·choe; … English syllables
kalan — *kalan germ., stark. Verb: nhd. kalt sein ( Verb), frieren; ne. be (Verb) cold; Rekontruktionsbasis: an., ae.; Etymologie: s. ing. *gel (3), Adjektiv … Germanisches Wörterbuch
kalan — I (Lənkəran) küt. – Ədə, nə kalan adamsan, bir iş də bacarmırsan II (Bakı, Balakən) çox, çoxlu. – Mirinin toyuna kalan adam gəlmişdi (Bakı); – Səmədin meyvəsi bu il kalandı (Balakən) … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti