-
1 باقية
باقيَة1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. kalanAnlamı: artan, mütebaki, bakiye3. kalıntıAnlamı: artıp kalan şey4. bakiyeAnlamı: artık, artan, geri kalan5. posaAnlamı: artık, tortu6. küsurAnlamı: artan bölümler7. arkaAnlamı: geri kalan bölüm -
2 باق
باقٍ1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. kalanAnlamı: artan, mütebaki, bakiye3. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî4. payidarAnlamı: kalımlı5. kalımlıAnlamı: kalıcı, yok olmayan6. bengiAnlamı: sonu olmayan, ebedî7. ölmezAnlamı: ölümsüz olduğuna inanılan, kalıcı8. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî9. kalıntıAnlamı: artıp kalan şey10. posaAnlamı: artık, tortu11. küsurAnlamı: artan bölümler12. fazlaAnlamı: artmış olan13. arkaAnlamı: geri kalan bölüm -
3 بقيا
بُقْيَا1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. kalanAnlamı: artan, mütebaki, bakiye3. kalıntıAnlamı: artıp kalan şey4. posaAnlamı: artık, tortu5. küsurAnlamı: artan bölümler6. arkaAnlamı: geri kalan bölüm -
4 بقية
بَقِيَّة1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. kalanAnlamı: artan, mütebaki, bakiye3. kalıntıAnlamı: artıp kalan şey4. posaAnlamı: artık, tortu5. küsurAnlamı: artan bölümler6. arkaAnlamı: geri kalan bölüm -
5 تركة
Iتَرِكَة1. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para2. terekeAnlamı: ölen bir kimseden kalan her şey3. evlâdiyelik4. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, mirasIIتِرْكَة1. evlâdiyelik2. terekeAnlamı: ölen bir kimseden kalan her şey3. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para4. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, miras -
6 أثارة
أَثَارَة1. kalanAnlamı: artan, mütebaki, bakiye2. kalıntıAnlamı: artıp kalan şey3. posaAnlamı: artık, tortu4. arkaAnlamı: geri kalan bölüm -
7 إرث
إِرْث1. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para2. evlâdiyelik3. terekeAnlamı: ölen bir kimseden kalan her şey4. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, miras5. verasetAnlamı: hak sahibi olma -
8 حلقة
Iحَلَقَة1. döngüAnlamı: kısır döngü2. halka3. sarımAnlamı: elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası4. daireIIحَلْقَة1. döngüAnlamı: kısır döngü2. halka3. sarımAnlamı: elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası4. daire -
9 سؤرة
سُؤْرَة1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. artıkAnlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan -
10 صبابة
Iصَبَابَة1. nostaljiAnlamı: yurt özlemi, daüssıla2. sevdaAnlamı: güçlü sevgi, aşk3. seviAnlamı: aşk4. kara sevdaAnlamı: umutsuz ve güçlü aşk5. aşık6. şevkAnlamı: istek, heves7. aşkAnlamı: aşırı sevgi ve bağlılık duygusuIIصُبَابَة1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. küsurAnlamı: artan bölümler3. artıkAnlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalan -
11 عقب
Iعَقِب1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. topukAnlamı: ayağın toparlakça alt bölümüIIعُقْب1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç3. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu4. küsurAnlamı: artan bölümler -
12 فضل
فَضْل1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. seyelanAnlamı: akma, akıntı3. iyilikAnlamı: lütuf, kerem, ihsan4. faziletAnlamı: erdem5. erdemAnlamı: fazilet ve ahlak6. kalıntıAnlamı: artıp kalan şey7. küsurAnlamı: artan bölümler8. galebeAnlamı: üstünlük, çokluk9. bollukAnlamı: bol olma durumu -
13 محصلة
Iمُحَصَّلَة1. küsuratAnlamı: artan, geriye kalan parçalar, küsur2. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç3. atıkAnlamı: atılmış, atılan4. hâsılaAnlamı: bir işten elde edilen sonuç5. hâsılatAnlamı: ürün, harman6. çıktıAnlamı: üretim sonucu ortaya çıkan ürün7. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu8. üretimAnlamı: istihsal, insanların nesneleri sağlamak için doğal çevrelerini değiştirmeleri9. ürünAnlamı: doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul10. verimAnlamı: bir iş sonucu elde edilen, randıman11. artıkAnlamı: içildikten, yenildikten sonra geriye kalanIIمُحَصِّلَة1. bileşke2. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç3. hâsılaAnlamı: bir işten elde edilen sonuç4. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu -
14 مختبر
Iمُخْتَبَر1. kaşarlıAnlamı: kaşarlanmış2. bilir kişiAnlamı: belirli bir konudan iyi anlayan3. erbapAnlamı: bir işi iyi yapan kimse4. deneyimliAnlamı: deneyim kazanmış olan5. eksperAnlamı: uzman, bilirkişi6. laboratuvar7. iş yeriAnlamı: bir görevin yapıdığı yer8. kompetanAnlamı: uzman, yetkili9. tecrübeliAnlamı: tecrübesi olan10. emektarIIمُخْتَبِر1. kaşarlıAnlamı: kaşarlanmış2. bilir kişiAnlamı: belirli bir konudan iyi anlayan3. anaçAnlamı: deneyli, bilgili, kurnaz4. idmanlıAnlamı: idman yaparak çeviklik kazanan5. erbapAnlamı: bir işi iyi yapan kimse6. eksperAnlamı: uzman, bilirkişi7. lâborant8. kaşarlanmışAnlamı: tecrübesi olan9. kompetanAnlamı: uzman, yetkili10. tecrübeliAnlamı: tecrübesi olan11. emektar12. pişkinAnlamı: tecrübesi olan -
15 ميراث
مِيراث1. evlâdiyelik2. terekeAnlamı: ölen bir kimseden kalan her şey3. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para4. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, miras -
16 ورث
وِرْث1. terekeAnlamı: ölen bir kimseden kalan her şey2. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para3. evlâdiyelik4. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, miras -
17 أثارة
arka; kalan; kalıntı; posa -
18 باق
arka; baki; bengi; fazla; kalıcı; kalımlı; kalan; kalıntı; küsur; küsurat; ölmez; payidar; posa -
19 باقية
arka; bakiye; kalan; kalıntı; küsur; küsurat; posa -
20 بقيا
arka; kalan; kalıntı; küsur; küsurat; posa
См. также в других словарях:
Kalan — may refer to: * The Sea Otter, also called Kalan, a large otter native to the North Pacific * Kalan Müzik, Kalan Music, Istanbul, Turkish independent record label of ethnic and folk music * Kalan Publishing ( Kalan Yay ) Ankara, Turkish publisher … Wikipedia
Kalan — ist eine Raubtierart, siehe Seeotter der deutsche Name einer Stadt in Rumänien, siehe Călan Kalan Müzik, türkisches Musik Label Diese Seite ist eine Begriffsklärung zur Unterscheidung mehrerer mi … Deutsch Wikipedia
Kalan [2] — Kalan (Kis K., spr. kisch kálān, »Klein K.«), Dorf und Badeort im ungar. Komitat Hunyad, am Strell und an der Bahnlinie Piski Petrozseny, mit Eisenwerken, einer alkalisch erdigen Therme von 30°, die bei gichtischen Leiden benutzt wird, und (1901) … Meyers Großes Konversations-Lexikon
Kalan — Ka*lan , n. (Zo[ o]l.) The sea otter. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
Kalan [1] — Kalan, s. Seeotter … Meyers Großes Konversations-Lexikon
Kalan — Kalan, s. Seeotter … Kleines Konversations-Lexikon
Kalan — der, s/ e, der Meerotter (Otter). … Universal-Lexikon
kalan — kȃlan prid. <odr. lnī> DEFINICIJA koji je u kalu, koji je okaljan [i videl sem daljine meglene i kalne M. Krleža]; blatan, blatnjav ETIMOLOGIJA vidi kal … Hrvatski jezični portal
kalan — kalan·choe; … English syllables
kalan — *kalan germ., stark. Verb: nhd. kalt sein ( Verb), frieren; ne. be (Verb) cold; Rekontruktionsbasis: an., ae.; Etymologie: s. ing. *gel (3), Adjektiv … Germanisches Wörterbuch
kalan — I (Lənkəran) küt. – Ədə, nə kalan adamsan, bir iş də bacarmırsan II (Bakı, Balakən) çox, çoxlu. – Mirinin toyuna kalan adam gəlmişdi (Bakı); – Səmədin meyvəsi bu il kalandı (Balakən) … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti