-
1 كيس
Iكِيس1. kesecik2. kist3. keseAnlamı: kumaştan veya örgüden küçük torba, kap4. poşetAnlamı: küçük torba5. tulum6. torbaAnlamı: ağzı bağlanabilen çuvalIIكَيَّسَtorbalamakAnlamı: torbaya koymakكَيِّس1. espriliAnlamı: şakalı söz söyleyen (kimse)2. sağgörülüAnlamı: basiretli3. mizahçıAnlamı: gülmece sanatçısı4. zeyrekAnlamı: anlayışlı, uyanık, zeki olan kimse5. gülünçAnlamı: alayı üzerinde çeken6. cingözAnlamı: açıkgöz, hiç aldatılmayan kimse7. kafalıAnlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı8. zekiAnlamı: anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, anlak olan kimse9. eğlendiriciAnlamı: eğlendiren, gülmece niteliği alan10. eğlenceliAnlamı: hoşça giden, eğlendiren11. zarifAnlamı: çekicilik, biçim, görünüş, durum ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen olan12. anlayışlıAnlamı: ferasetli, izanlı, zeki olan kimse13. açıkgöz14. ciciAnlamı: sevimli, hoşa giden, güzel -
2 زق
زِقّ1. kırbaAnlamı: sakların içinde sutaşıdıkları ağzı dar, deriden yapılmış kap2. keseAnlamı: kumaştan veya örgüden küçük torba, kap3. poşetAnlamı: küçük torba4. torbaAnlamı: ağzı bağlanabilen çuval5. tulum -
3 مثبنة
مَثْبَنَة1. keseAnlamı: kumaştan veya örgüden küçük torba, kap2. poşetAnlamı: küçük torba3. torbaAnlamı: ağzı bağlanabilen çuval -
4 جراب
جِرَاب1. kılıf2. poşetAnlamı: küçük torba3. torbaAnlamı: ağzı bağlanabilen çuval4. örtüAnlamı: örtmek için kullanılan şey -
5 خرج
Iخَرَجَ1. gitmekAnlamı: yürümek, yol almak2. gelmekAnlamı: ortaya çıkmak, doğmak3. pırtlamakAnlamı: buluduğu yerden dışarı çıkmak4. belirmekAnlamı: ortaya çıkmak5. peydahlanmakAnlamı: çıkmak, oluşmak, ortaya çıkmak6. çıkmakAnlamı: dışarıya varmak, gitmekIIخَرْجharaçAnlamı: devlet için bir vergiخُرْج1. heybeAnlamı: iki gözlü torba2. hurç3. dağarcıkAnlamı: meşin torbaIVخَرَّجَ1. yorumlamakAnlamı: tefsir etmek2. tarif3. belirtmekAnlamı: açıklamak -
6 جراب
kılıf; örtü; poşet; torba -
7 زق
kese; kırba; poşet; torba; tulum -
8 كيس
açıkgöz; anlayışlı; cici; cingöz; eğlenceli; eğlendirici; esprili; gülünç; kafalı; kese; kesecik; kist; mizahçı; sağgörülü; poşet; torba; torbalamak; tulum; zarif; zeki; zeyrek -
9 مثبنة
kese; poşet; torba -
10 جعبة
-
11 جوالق
-
12 حوصلة
حَوْصَلَة1. havsalaAnlamı: kuş kursağı2. kursakAnlamı: kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin organ -
13 زنبيل
زِنْبِيل1. sepetAnlamı: saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan kap2. zembilAnlamı: hasırdan örülmüş saplı torba -
14 سفط
سَفَط1. sepetAnlamı: saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan kap2. zembilAnlamı: hasırdan örülmüş saplı torba -
15 سل
Iسَلّ1. sepetAnlamı: saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan kap2. zembilAnlamı: hasırdan örülmüş saplı torbaIIسَلَّsıyırmakAnlamı: çekerek çıkarmakسُلّ1. ince hastalıkAnlamı: akciğer veremi2. tüberkülozAnlamı: veremIVسُلَّveremliAnlamı: vereme tutulmuşVسِلّ1. ince hastalıkAnlamı: akciğer veremi2. tüberkülozAnlamı: verem3. veremAnlamı: ateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz -
16 سلة
سَلَّة1. küfeAnlamı: kaba ve dayanıklı sepet2. sepetAnlamı: saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan kap3. zembilAnlamı: hasırdan örülmüş saplı torba -
17 عدل
Iعَدَّلَ1. dönüştürmekAnlamı: dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek2. değiştirmekAnlamı: başka bir biçime sokmakIIعَدْل1. ön yargısızAnlamı: ön yaıgı ile karar vermeyen2. hakkaniyetAnlamı: hak ve adelete uygunluk3. denkser4. adaletliAnlamı: adalete uygun düşen veya adaletli olan, âdil5. insaflıAnlamı: adil olan6. hakAnlamı: adalet, zulmün zıddı7. adaletAnlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk8. dürüstlükAnlamı: doğruluk9. doğrulukAnlamı: doğru olma durumuعِدْل1. muadilAnlamı: eşit, denk, eşdeğer2. çuvalAnlamı: büyük torba -
18 غرارة
Iغَرَارَة1. dikkatsizlikAnlamı: dikkatsiz olma durumu2. aymazlıkAnlamı: aymaza yakışacak durum, gaflet3. gafletAnlamı: dalgınlık, dikkatsizlik, aymazlık4. unutkanlıkAnlamı: unutkan olma durumu5. dalgınlıkIIغِرَارَةçuvalAnlamı: büyük torba -
19 قفة
قُفَّة1. sepetAnlamı: saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan kap2. zembilAnlamı: hasırdan örülmüş saplı torba -
20 قفص
قَفَص1. sepetAnlamı: saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan kap2. zembilAnlamı: hasırdan örülmüş saplı torba
- 1
- 2
См. также в других словарях:
torba — {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. ż Ia, CMc. torbabie; lm D. torbareb {{/stl 8}}{{stl 20}} {{/stl 20}}{{stl 12}}1. {{/stl 12}}{{stl 7}} przedmiot ze skóry lub innego tworzywa, zwykle z uchwytem lub paskiem, służący do noszenia w nim różnych przedmiotów :… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Torba (Vanuatu) — Torba Geographie Staat: Vanuatu Gewässer: Pazifischer Ozean Inseln … Deutsch Wikipedia
Torba Residence — (Торба,Турция) Категория отеля: Адрес: Torba Mah. Ataturk Cad., 48400 Торба, Турция … Каталог отелей
torbă — TÓRBĂ s.f. v. tolbă. Trimis de LauraGellner, 13.09.2007. Sursa: DEX 98 TÓRBĂ s. v. desagă, traistă. Trimis de siveco, 13.09.2007. Sursa: Sinonime TÓRB//Ă torbăe f. pop. 1) Săculeţ de pânză de diferite mărimi, folosit, mai ales, pentru merinde … Dicționar Român
torba — tórba ž <G mn tórbā/ ī> DEFINICIJA predmet u kojem se nose potrebne stvari (spisi, pribor za higijenu itd.), ob. se nosi o ramenu ili u ruci [putna torba; torba za spise] FRAZEOLOGIJA ispasti (iskočiti) vragu iz torbe, vragu iz torbe uteći … Hrvatski jezični portal
Torba — may refer to *Torba, Turkey *Torba Province, Vanuatu *Torba, a village in Măgherani commune, Mureş County, Romania … Wikipedia
Torba Province — Torba is the northernmost province of Vanuatu, including the Banks Islands and the Torres Islands. The name Torba is derived from the initial letters of Torres and Banks. It has a population of 7,870 people and an area of 882 km². Its capital is… … Wikipedia
Torba, Turkey — Torba is a village near Bodrum in the Muğla Province, Turkey.Torba is a tranquil sea side village, located approximately 6 km. from the bustling resort of Bodrum town. Nestled in a bowl of olive groves and piney woods, the village seems a world… … Wikipedia
torba — ż IV, CMs. torbabie; lm D. torbareb 1. «podłużny woreczek z papieru lub plastyku, używany jako opakowanie najczęściej do materiałów sypkich, drobnych; zawartość takiego opakowania» Torba papierowa, plastykowa. Torba z cukrem, z mąką, z kaszą.… … Słownik języka polskiego
torba — is. 1) Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç Cüzdanı bir meşin torbaya sarmış, torbayı gömleğimin içine bağlamıştım. R. N. Güntekin 2) Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi … Çağatay Osmanlı Sözlük
torba — is. 1. Balaca kisə. <Gülnisə:> Ana, düyü torbası haradadır? Ə. H.. <Qəhrəman:> Özümü pulemyot qoyulan, torpaq doldurulmuş torbanın arxasına yıxdım. H. N.. // Minik və ya yük heyvanını dayanacaqlarda yemləmək üçün içinə yem tökülüb… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti