-
1 توثب
atlamak; sekmek; sıçramak; zıplamak -
2 حجل
atlamak; hoplamak; keklik; kınalı keklik; sekmek; sıçramak; zıplamak -
3 طفر
atlamak; hoplamak; sekmek; sıçramak; zıplamak -
4 قفز
atlamak; atlambaç; hoplamak; sekmek; sıçrama; sıçramak; sıçrayış; zıplamak -
5 نزا
atlamak; hoplamak; sekmek; sıçramak; zıplamak -
6 نط
atlamak; hoplamak; sekmek; sıçrama; sıçramak; sıçrayış; zıplamak -
7 نقز
atlamak; hoplamak; sekmek; sıçramak; zıplamak -
8 وثب
atlamak; sekmek; sıçrama; sıçramak; sıçrayış; uzuneşek; zıplamak -
9 توثب
تَوَثَّبَ1. sekmekAnlamı: sıçramak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak4. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
10 حجل
Iحَجَل1. keklikAnlamı: güvercin büyüklüğünde, kırmızı renkte bir kuş2. kınalı keklikAnlamı: sülüngillerden, orta ve doğu asya'da yaşayan bir kuş türüIIحَجَلَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
11 طفر
طَفَرَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sekmekAnlamı: sıçramak3. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
12 قفز
Iقَفَزَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmakIIقَفْز1. sıçrayışAnlamı: sıçrama işi veya biçimi2. atlambaçAnlamı: çocukların atlama oyunu3. sıçramaAnlamı: sıçramak işi -
13 نزا
نَزَا1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
14 نط
Iنَطّ1. sıçrayışAnlamı: sıçrama işi veya biçimi2. sıçramaAnlamı: sıçramak işiIIنَطَّ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
15 نقز
نَقزَ1. hoplamakAnlamı: sevinçten, korkudan veya oyun için havaya doğru fırlamak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. sekmekAnlamı: sıçramak4. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak5. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmak -
16 وثب
Iوَثَبَ1. sekmekAnlamı: sıçramak2. sıçramakAnlamı: ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya atılmak3. zıplamakAnlamı: bir yere çarpıp yukarı fırlamak4. atlamakAnlamı: bir engeli sıçrayarak aşmakIIوَثْب1. sıçrayışAnlamı: sıçrama işi veya biçimi2. uzuneşek3. sıçramaAnlamı: sıçramak işi
См. также в других словарях:
atlamak — den 1) Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak Duvardan atlamak. Hendekten atlamak. 2) den, e Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek biçimde kendini bırakmak Çukura atlamak. 3) e Binmek Atlasam bir vapura, şehre insem diyorum. S.… … Çağatay Osmanlı Sözlük
atlamak — sıçramak, ubur etmek, yerinden birden bire kalkmak; tesmiye etmek, ad komak … Çağatay Osmanlı Sözlük
paraşüt ile atlamak — 1) paraşüt kulesinden atlamak 2) ask. taktik amaçlarla belli bir bölgeye havadan inmek veya bir tehlikeden kurtulmak için uçaktan paraşütle atlamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
ip atlamak — ipin iki ucunun tutularak çevrilmesiyle, ipe ayağını ve başını değdirmeden zıplamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
tur atlamak — spor karşılaşmalarında, kurada kazanarak veya çok puan toplayarak bir sonraki tura katılma hakkını kazanmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
üzerinden atlamak — bir şeyi ödev edinmemek … Çağatay Osmanlı Sözlük
vartadan atlamak — zor bir durumdan kurtulmak Bu uzun zaman boyunca, kim bilir neler çekmiş, ne vartalardan atlamıştı. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
çağ atlamak — büyük ilerleme sağlamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
haber atlamak — gazetecilikte bir haberi vaktinde yayımlayamamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
eşiğini atlamak — bir konuya veya bir soruna hakkıyla vâkıf olmak Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar, ıstırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler. A. H. Tanpınar … Çağatay Osmanlı Sözlük
damdan çardağa atlamak — hiçbir mantık bağı kurmadan konudan konuya geçmek … Çağatay Osmanlı Sözlük