-
1 dayamak
1. أجفل [أَجْفَلَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak2. أذعر [أَذْعَرَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak3. أرعب [أَرْعَبَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak4. أرهب [أَرْهَبَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak5. أفرق [أَفْرَقَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak6. أفز [أَفَزَّ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak7. أفزع [أَفْزَعَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak8. أوجل [أَوْجَلَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak9. ترهب [تَرَهَّبَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak10. تهدد [تَهَدَّدَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak11. توعد [تَوَعَّدَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak12. خشى [خَشَّى]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak13. خوف [خَوَّفَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak14. دعم [دَعَّمَ]Anlamı: bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak15. دعم [دَعَمَ]Anlamı: bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak16. ذعر [ذَعَرَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak17. راع [راعَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak18. رعب [رَعَبَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak19. رعب [رَعَّبَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak20. رهب [رَهَّبَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak21. روع [رَوَّعَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak22. سند [سَنَدَ]Anlamı: bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak23. سند [سَنَّدَ]Anlamı: bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak24. فرق [فَرَّقَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak25. فز [فَزَّ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak26. فزع [فَزَّعَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak27. هدد [هَدَّدَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak28. وأر [وَأَرَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak29. وهل [وَهَّلَ]Anlamı: hızla, öfke ile veya korkutmak için yaklaştırmak, uzatmak -
2 bağlı
1. مربوط [مَرْبُوط]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan2. مسحوب [مَسْحُوب]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan3. مشدود [مَشْدُود]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan4. مشكول [مَشْكُول]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan5. مصفد [مُصَفَّد]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan6. مضمد [مُضَمَّد]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan7. معصب [مُعَصَّب]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan8. معصوب [مَعْصُوب]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan9. معقود [مَعْقُود]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan10. مغلل [مُغَلَّل]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan11. مغلول [مَغْلُول]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan12. مقنطر [مُقَنْطَر]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan13. مقيد [مُقَيَّد]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan14. مكبل [مُكَبَّل]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan15. مكتف [مُكَتَّف]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan16. موتر [مُوَتَّر]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan17. موثق [مُوثَق]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan18. موصول [مَوْصُول]Anlamı: bir bağ ile tutturulmuş olan -
3 bağlılık
1. إخلاص [إِخْلاص]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma2. ألفة [أُلْفَة]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma3. أمانة [أَمَانَة]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma4. أنس [أُنْس]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma5. إيناس [إِيناس]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma6. حرارة [حَرَارَة]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma7. خلة [خُلَّة]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma8. صداقة [صَدَاقَة]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma9. مودة [مَوَدَّة]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma10. وداد [وِدَاد]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma11. وفاء [وَفَاء]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma12. وفاق [وِفَاق]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma13. ولاء [وَلَاء]Anlamı: sevgi, saygı ile yakınlık duyma -
4 güzel
1. بهيج [بَهِيج]2. بهي [بَهيّ]3. جميل [جَمِيل]4. حسن [حَسَن]5. زين [زَيْن]6. صباح [صُبَاح]7. طيب [طَيِّب]8. لطيف [لَطِيف]9. مبهج [مُبْهِج]10. معسول [مَعْسُول]11. مليح [مَلِيح]12. وسيم [وَسِيم]13. وضاح [وَضَّاح] -
5 anlatım
1. إبداء [إِبْداء]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek2. إبراز [إِبْراز]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek3. إظهار [إِظْهار]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek4. إيضاح [إِيضاح]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek5. بيان [بَيَان]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek6. تبيان [تِبْيَان]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek7. تبيين [تبيين]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek8. تجلية [تَجْلِيَة]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek9. تفسرة [تَفْسِرَة]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek10. تفسير [تَفْسِير]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek11. توضيح [تَوْضِيح]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek12. شرح [شَرْح]Anlamı: bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmek -
6 gasp
1. إجبار [إِجْبار]2. إرغام [إرْغام]3. إكراه [إِكْراه]4. إلزام [إِلْزام]5. اضطرار [اِضْطِرار]6. جبر [جَبْر]7. دفع [دَفْع]8. غصب [غَصْب]9. قسر [قَسْر]10. قهر [قَهْر]11. عنت [عَنَت]12. عنوة [عَنْوَة] -
7 acı
1. أسى [أَسَى]2. ابتئاس [اِبْتِئاس]3. اكتئاب [اِكْتِئاب]4. بأس [بَأْس]5. بث [بَثّ]6. زعاق [زُعَاق]Anlamı: tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı7. عذاب [عَذَاب]8. كرب [كَرْب]9. كربة [كُرْبَة]10. مر [مُرّ]Anlamı: tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı11. مض [مَضّ]12. مضض [مَضَض] -
8 burgulamak
1. اجتاب [اِجْتابَ]Anlamı: burgu ile delmek2. اخترق [اِخْتَرَقَ]Anlamı: burgu ile delmek3. ثقب [ثَقَبَ]Anlamı: burgu ile delmek4. ثقب [ثَقَّبَ]Anlamı: burgu ile delmek5. جاب [جَابَ]Anlamı: burgu ile delmek6. خرز [خَرَزَ]Anlamı: burgu ile delmek7. خرق [خَرَقَ]Anlamı: burgu ile delmek8. قض [قَضَّ]Anlamı: burgu ile delmek9. نقب [نَقَبَ]Anlamı: burgu ile delmek -
9 göz dağı
1. إخافة [إِخَافَة]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit2. إرعاب [إِرْعاب]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit3. إرهاب [إِرْهاب]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit4. إفزاع [إِفْزاع]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit5. تجفيل [تَجْفِيل]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit6. تخويف [تَخْوِيف]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit7. ترويع [تَرْوِيع]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit8. تفزيع [تَفْزِيع]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit9. تهاويل [تَهَاوِيل]Anlamı: sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit -
10 bölmeli
1. مجتزأ [مُجْتَزَأ]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan2. مجزأ [مُجَزَّأ]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan3. مجزوء [مَجْزُوء]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan4. مشطور [مَشْطُور]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan5. مقسم [مُقَسَّم]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan6. مقسوم [مَقْسُوم]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan7. منصف [مُنَصَّف]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan8. منقسم [مُنْقَسِم]Anlamı: bölme ile ayrılmış olan -
11 kalpazan
1. خداع [خَدَّاع]2. خيدع [خَيْدَع]3. غشاش [غَشَّاش]4. محتال [مُحْتال]5. محتال [مُحْتَال]6. مخادع [مُخَادِع]7. مداور [مُدَاوِر]8. مراوغ [مُرَاوِغ]9. مزور [مُزَوِّر]Anlamı: sahte para basan kimse10. مزيف [مُزَيِّف]Anlamı: sahte para basan kimse11. مقلد [مُقَلِّد]Anlamı: sahte para basan kimse -
12 bağıntı
1. اتصال [اِتِّصال]2. ترافق [تَرَافُق]3. تصاحب [تَصَاحُب]4. تلازم [تَلَازُم]5. تماسك [تَمَاسُك]6. تواصل [تَوَاصُل]7. شد [شَدّ] -
13 böğür
1. أيطل [أَيْطَل]2. جنب [جَنْب]3. حقو [حَقْو]4. خاصرة [خاصِرَة]5. خصر [خَصْر]6. كشح [كَشْح]7. وسط [وَسَط] -
14 çırpınmak
1. ألم [أَلَّمَ]Anlamı: acı ile kıvranmak2. تألم [تَأَلَّمَ]Anlamı: acı ile kıvranmak3. تعذب [تَعَذَّبَ]Anlamı: acı ile kıvranmak4. تفجع [تَفَجَّعَ]Anlamı: acı ile kıvranmak5. توجع [تَوَجَّعَ]Anlamı: acı ile kıvranmak6. حزن [حَزَنَ]Anlamı: acı ile kıvranmak7. حزن [حَزِنَ]Anlamı: acı ile kıvranmak -
15 kakmak
1. زان [زَانَ]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek2. زخرف [زَخْرَفَ]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek3. زركش [زَرْكَشَ]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek4. زين [زَيَّنَ]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek5. طوس [طَوَّسَ]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek6. نمق [نَمَّقَ]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek7. وشى [وَشَّى]Anlamı: sedef, gümüş gibi şeyler ile süslemek -
16 perdelemek
1. أبطن [أَبْطَنَ]Anlamı: perde ile örtmek2. أخفى [أَخْفَى]Anlamı: perde ile örtmek3. أكن [أَكَنَّ]Anlamı: perde ile örtmek4. حجب [حَجَبَ]Anlamı: perde ile örtmek5. حجب [حَجَّبَ]Anlamı: perde ile örtmek6. خبأ [خَبَّأَ]Anlamı: perde ile örtmek7. غطى [غَطَّى]Anlamı: perde ile örtmek -
17 bel
1. أيطل [أَيْطَل]2. جنب [جَنْب]3. خاصرة [خاصِرَة]4. خصر [خَصْر]5. كشح [كَشْح]6. وسط [وَسَط] -
18 enfarktüs
1. دسام [دِسَام]2. سداد [سِدَاد]3. سدادة [سِدَادَة]4. سطام [سِطَام]5. صمة [صِمَّة]6. طبة [طَبَّة] -
19 makineli
1. آلي [آلِيّ]Anlamı: makine ile işleyen2. أوتوماتيكي [أُوتُوماتِيكِيّ]Anlamı: makine ile işleyen3. ديناميكي [دِينَامِيكِيّ]Anlamı: makine ile işleyen4. دينامي [دَيْنَامِيّ]Anlamı: makine ile işleyen5. مؤلل [مُؤَلَّل]Anlamı: makine ile işleyen6. ميكانيكي [مِيكَانِيكِيّ]Anlamı: makine ile işleyen -
20 mekanik
1. آلي [آلِيّ]Anlamı: el veya makine ile yapılan2. أوتوماتيكي [أُوتُوماتِيكِيّ]Anlamı: el veya makine ile yapılan3. ديناميكي [دِينَامِيكِيّ]Anlamı: el veya makine ile yapılan4. دينامي [دَيْنَامِيّ]Anlamı: el veya makine ile yapılan5. مؤلل [مُؤَلَّل]Anlamı: el veya makine ile yapılan6. ميكانيكا [مِيكَانِيكَا]7. ميكانيكي [مِيكَانِيكِيّ]Anlamı: el veya makine ile yapılan
См. также в других словарях:
Ile de Ré — Ile de Ré, s. Ré … Meyers Großes Konversations-Lexikon
Ile de Re — Île de Ré Pour les articles homonymes, voir Ré. Île de Ré Ile de Rét L île de Ré vue depuis le nord … Wikipédia en Français
Ile de Ré — Île de Ré Pour les articles homonymes, voir Ré. Île de Ré Ile de Rét L île de Ré vue depuis le nord … Wikipédia en Français
Ile de ré — Île de Ré Pour les articles homonymes, voir Ré. Île de Ré Ile de Rét L île de Ré vue depuis le nord … Wikipédia en Français
Île de ré — Pour les articles homonymes, voir Ré. Île de Ré Ile de Rét L île de Ré vue depuis le nord … Wikipédia en Français
île — [ il ] n. f. • isle v. 1138; lat. insula 1 ♦ Étendue de terre ferme émergée d une manière durable dans les eaux d un océan, d une mer, d un lac ou d un cours d eau. Petite île. ⇒ îlot. Groupe d îles. ⇒ archipel. Île corallienne. ⇒ atoll.… … Encyclopédie Universelle
Île — Ile bezeichnet: Ile (Griechenland), eine Abteilung des Heeres im antiken Griechenland Ilê Aiyê, eine brasilianische Musik und Kulturgruppe aus Salvador da Bahia Ile Ife, die heilige Stadt des afrikanischen Yoruba Volkes Île (französisch: Insel)… … Deutsch Wikipedia
Ile — bezeichnet: Ile (Griechenland), eine Abteilung des Heeres im antiken Griechenland Ilê Aiyê, eine brasilianische Musik und Kulturgruppe aus Salvador da Bahia Ile Ife, die heilige Stadt des afrikanischen Yoruba Volkes Ile, ist ein Distrikt der… … Deutsch Wikipedia
Ile — Île Pour les articles homonymes, voir Les Îles. L île de Pokonji Dol en Croatie dans la mer Adriatique … Wikipédia en Français
Ile d'Or — Île d Or Île d Or Vue de l Île d Or. Géographie Pays & … Wikipédia en Français
Île d'Or — Vue de l Île d Or. Géographie Pays … Wikipédia en Français