-
1 دواء
-
2 عقار
IعَقَارmülkAnlamı: taşınmaz malIIعُقَار1. demAnlamı: içki2. meyAnlamı: şarapعَقَّار1. dermanAnlamı: ilâç2. devaAnlamı: ilâç, çare3. ilâçAnlamı: hastalık için kullanılan madde, deva -
3 علاج
عِلَاج1. sağaltımAnlamı: tedavi2. terapiAnlamı: iyileştirme3. dermanAnlamı: ilâç4. devaAnlamı: ilâç, çare5. ilâçAnlamı: hastalık için kullanılan madde, deva -
4 دواء
derman; deva; ilâç; umar -
5 عقار
dem; derman; deva; ilâç; mey; mülk -
6 علاج
derman; deva; ilâç; sağaltım; terapi -
7 أسبرين
أَسْبِرِينaspirinAnlamı: ağrı kesici ce ateş düşürücü olarak kullanılan beyaz renkli ekşimtrak ilâç -
8 أسبيرين
أَسْبِيرِينaspirinAnlamı: ağrı kesici ce ateş düşürücü olarak kullanılan beyaz renkli ekşimtrak ilâç -
9 استشفاء
-
10 تبنيج
تَبْنِيجdopingAnlamı: sporda vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç -
11 تخدير
تَخْدِيرdopingAnlamı: sporda vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç -
12 تداو
-
13 تعالج
-
14 تنويم
تَنْوِيمdopingAnlamı: sporda vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç -
15 زراقة
زَرَّاقَة1. enjektörAnlamı: iğne, şırınga2. iğneAnlamı: vücuda ilaç vermeye yarayan araç, şırınga -
16 عين
Iعَيْن1. içmeler2. mösyö3. özAnlamı: bir kimsenin benliği4. adam5. ajanAnlamı: bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, casus, temsilci6. kaymak7. cevherAnlamı: bir şeyin özü8. centilmenAnlamı: iyi arkadaşlık eden, görgülü, kibar9. efendiAnlamı: özel adlardan sonra kullanılan bir unvan, (bey) gibi10. casus11. bey12. iç yüzAnlamı: herkesçe bilinmeyen, künh13. membaAnlamı: kaynak, pınar14. evinAnlamı: bir şeyin içindeki öz, lüp15. kolcu16. kodamanAnlamı: ileri gelenlerinden olan (kimse)17. emirAnlamı: kumandan, önder18. gözAnlamı: görme organı19. mahiyetAnlamı: nitelik, vasıf20. değnekçiIIعِينantilopعَيَّنَ1. atamakAnlamı: birini bir göreve getirmek, tayin etmek2. belirlemekAnlamı: belirli duruma getirmek, tayin etmek -
17 محقن
مِحْقَن1. enjektörAnlamı: iğne, şırınga2. şırınga3. iğneAnlamı: vücuda ilaç vermeye yarayan araç, şırınga -
18 محقنة
مِحْقَنَة1. enjektörAnlamı: iğne, şırınga2. iğneAnlamı: vücuda ilaç vermeye yarayan araç, şırınga -
19 مقو
مُقَوٍّ1. kuvvetlendiriciAnlamı: gücü artıran, güçlendirici2. tonikAnlamı: organları güçlendirici ilâç -
20 منشط
مُنَشِّط1. canlandırıcıAnlamı: canlılık veren, canlılık kazandıran2. tonikAnlamı: organları güçlendirici ilâç
- 1
- 2
См. также в других словарях:
ilac — ilác, ă, iláci, ce, adj. (reg.; despre vite) cu coarne scurte; (despre coarne) scurte şi crescute în lături. Trimis de blaurb, 31.05.2006. Sursa: DAR … Dicționar Român
ilaç — is., cı, Ar. ˁilāc 1) Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva 2) mec. Çare, önlem Birleşik Sözler aç biilaç kortizonlu ilaç kocakarı ilacı sinir ilacı uyku ilacı uyuz ilacı … Çağatay Osmanlı Sözlük
ILAC — ИЛАК (англ. ILAC – International Laboratory Accreditation Cooperation) – Международная организация по аккредитации лабораторий История ИЛАК создан в 1977 году для развития международного сотрудничества в целях содействия развитию торговли… … Википедия
ilâc — (A.) [ جﻼﻋ ] 1. ilaç. 2. tedavi. 3. çare … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
ilac — klas. bax əlac. Çak görüb köksümü, qılma ilacım, təbib; Zaye olar mərhəmin, məndə bitər yarə yox. F.. Kimsənədən olmadı dərdinə, Seyyid, ilac; Eyləmə hər nakəsə halını əfsanə ərz. S. Ə. Ş.. Vazeh bu ki xəstədir məzacın; Ya rəb, kim edər sənin… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
Ilac Shopping Centre — (foremerly ILAC Centre , ILAC standing for Irish Life Assurance Corporation, the firm that built it) is one of the two shopping malls on Henry Street, Dublin, Republic of Ireland, the other being Jervis Shopping Centre. It has entrances opening… … Wikipedia
ilaç gibi gelmek — 1) iyileşmeyi veya çözümü kolaylaştırmak 2) rahatlatmak, huzura kavuşturmak Böylesi zor bir iş için çalışmak bana ilaç gibi geliyordu. C. Uçuk … Çağatay Osmanlı Sözlük
ilaç yapmak (veya hazırlamak) — gerekli maddeleri kullanarak reçetede belirtilen dozda ilacı ortaya koymak Hani eskiden cahillere davultozuyla minaregölgesinden ilaç yapıp paralarını alıverenler varmış. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
ilaç yazmak — reçete yazmak Doktor geldi, ilaç yazdı... Y. Z. Ortaç … Çağatay Osmanlı Sözlük
İLAC NÂ-PEZİR — f. Tedavisi mümkün olmayan, ilâç kabul etmeyen. * İmkânsız, çaresiz … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
İLAC-PEZİR — f. Çaresi bulunabilen. * Tedavi edilebilen, ilâç kabul eden … Yeni Lügat Türkçe Sözlük