Перевод: с английского на турецкий

с турецкого на английский

hitabe

  • 1 homily

    hitabe

    English-Turkish new dictionary > homily

  • 2 address

    n. adres, konuşma, hitabe, söylev, dilekçe, konuşma tarzı, tavır, beceri, hüner
    ————————
    v. adres yazmak, nutuk çekmek, göndermek, konuşma yapmak, söylev vermek, hitap etmek
    * * *
    1. adresle (v.) 2. adres (n.)
    * * *
    1. [ə'dres] verb
    1) (to put a name and address on (an envelope etc): Address the parcel clearly.) adres yazmak
    2) (to speak or write to: I shall address my remarks to you only.) hitap etmek
    2. ( American[) 'ædres] noun
    1) (the name of the house, street, town etc where a person lives: His address is 30 Main St, Edinburgh.) adres
    2) (a speech: He made a long and boring address.) konuşma

    English-Turkish dictionary > address

  • 3 oration

    n. konuşma, söylev, nutuk, hitabe
    * * *
    nutuk
    * * *
    [ə'reiʃən]
    (a formal, public speech, especially in fine, beautiful language: a funeral oration.) söylev, nutuk
    - oratory
    - oratorical

    English-Turkish dictionary > oration

  • 4 speech

    n. konuşma, demeç, nutuk, hitabe, söylev, anlatma, savunma, konuşma yeteneği, söz söyleme, konuşma şekli, şive, dil, ses (enstrüman)
    * * *
    konuşma
    * * *
    [spi: ]
    1) ((the act of) saying words, or the ability to say words: Speech is one method of communication between people.) konuşma
    2) (the words said: His speech is full of colloquialisms.) konuşma, söz
    3) (manner or way of speaking: His speech is very slow.) konuşma biçimi, ağız
    4) (a formal talk given to a meeting etc: parliamentary speeches.) konuşma, nutuk
    - speechlessly
    - speechlessness

    English-Turkish dictionary > speech

  • 5 homily

    n. vaaz, uzun konuşma, dini öğüt
    * * *
    hitabe

    English-Turkish dictionary > homily

  • 6 allocution

    n. söylev, nutuk, hitabe, konuşma

    English-Turkish dictionary > allocution

  • 7 allocution

    n. söylev, nutuk, hitabe, konuşma

    English-Turkish dictionary > allocution

  • 8 homily

    vaiz veya hitabe; uzun ve sikici nasihat, vaaz

    English to Turkish dictionary > homily

См. также в других словарях:

  • hitabe — is., esk., Ar. ḫiṭābe Söylev Doktor Hikmet e yönelmiş olmakla beraber sözleri artık umumi bir hitabe şeklini alıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hitâbe — (A.) [ ﻪﺑﺎﻄﺧ ] konuşma …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • HİTABE(T) — Cemaate, topluluğa veya birisine karşı söz söylemek. Güzel ve faideli söz konuşmakla halka dinletmek. Güzel söz söyleme san atı. Hutbe okuma. Nutuk irâdetmek. * Man: Makbul ve zannî mukaddemelerden terekküb eden kıyas …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • söylev — is. Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz, nutuk, hitabe Genel sekreter, heykelin önünde verdiği söylev esnasında, biraz evvel kurdeleyi kestiği makasla oynarken parmağını kanatmıştı. R. N.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»