Перевод: с турецкого на арабский

his

  • 1 hiş

    يا

    Türkçe-Arapça Sözlük > hiş

  • 2 hiş

    يا [يا]
    Anlamı: ''hey, bana bak'' anlamında seslenme sözü

    Türkçe-Arapça Sözlük > hiş

  • 3 duygu

    1. إحساس [إِحْساس]
    Anlamı: duyularla algılama, his
    2. تحسس [تَحَسُّس]
    Anlamı: duyularla algılama, his
    3. توقع [تَوَقُّع]
    Anlamı: ön sezi
    4. خالجة [خالِجَة]
    Anlamı: duyularla algılama, his
    5. عاطفة [عاطِفَة]
    Anlamı: duyularla algılama, his
    6. مشاعر [مَشَاعِر]
    Anlamı: duyularla algılama, his
    7. مشعر [مَشْعَر]
    Anlamı: duyularla algılama, his
    8. نبوءة [نُبُوءَة]
    Anlamı: ön sezi
    9. وجدان [وِجْدان]
    Anlamı: duyularla algılama, his

    Türkçe-Arapça Sözlük > duygu

  • 4 kalp

    1. إبدال [إِبْدال]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    2. إحساس [إِحْساس]
    Anlamı: sevgi, gönül
    3. إحساس [إِحْساس]
    Anlamı: duygu, his
    4. إحلال [إِحْلال]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    5. أشر [أَشِر]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    6. أشر [أَشِر]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    7. أفاك [أَفَّاك]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    8. أفيك [أَفِيك]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    9. ألفة [أُلْفَة]
    Anlamı: sevgi, gönül
    10. أنس [أُنْس]
    Anlamı: sevgi, gönül
    11. إيناس [إِيناس]
    Anlamı: sevgi, gönül
    12. استعاضة [اِسْتِعاضَة]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    13. انقلاب [اِنْقِلاب]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    14. بشاك [بشاك]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    15. تبادل [تَبَادُل]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    16. تبدل [تَبَدُّل]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    17. تبديل [تَبْدِيل]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    18. تحسس [تَحَسُّس]
    Anlamı: sevgi, gönül
    19. تحسس [تَحَسُّس]
    Anlamı: duygu, his
    20. تحول [تَحَوُّل]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    21. تعديل [تَعْدِيل]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    22. تغير [تَغَيُّر]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    23. تغيير [تَغْيِير]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    24. تقلب [تَقَلُّب]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    25. حب [حُبّ]
    Anlamı: sevgi, gönül
    26. حرارة [حَرَارَة]
    Anlamı: sevgi, gönül
    27. خالجة [خالِجَة]
    Anlamı: sevgi, gönül
    28. خالجة [خالِجَة]
    Anlamı: duygu, his
    29. خراص [خَرَّاص]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    30. زائف [زائِف]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    31. زائف [زائِف]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    32. زور [زُور]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    33. زور [زُور]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    34. زيف [زَيْف]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    35. زيف [زَيْف]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    36. صوري [صُورِيّ]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    37. عاطفة [عاطِفَة]
    Anlamı: sevgi, gönül
    38. عاطفة [عاطِفَة]
    Anlamı: duygu, his
    39. فؤاد [فُؤَاد]
    Anlamı: temiz kanı vücuda dağıtan organ, yürek
    40. قلب [قَلْب]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    41. قلب [قَلْب]
    Anlamı: temiz kanı vücuda dağıtan organ, yürek
    42. كاذب [كاذِب]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    43. كاذب [كاذِب]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    44. كذاب [كَذَّاب]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    45. كذاب [كَذَّاب]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    46. كذوب [كَذُوب]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    47. كذوب [كَذُوب]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    48. مائن [مائِن]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    49. مائن [مائِن]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    50. مبادلة [مُبَادَلَة]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    51. مبطل [مُبْطِل]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    52. محاك [مُحَاكٍ]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    53. مزور [مُزَوَّر]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    54. مزور [مُزَوِّر]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    55. مزيف [مُزَيَّف]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    56. مزيف [مُزَيِّف]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    57. مستعار [مُسْتَعار]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    58. مستعار [مُسْتَعار]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    59. مشاعر [مَشَاعِر]
    Anlamı: sevgi, gönül
    60. مشاعر [مَشَاعِر]
    Anlamı: duygu, his
    61. مشعر [مَشْعَر]
    Anlamı: sevgi, gönül
    62. مشعر [مَشْعَر]
    Anlamı: duygu, his
    63. مقايضة [مُقَايَضَة]
    Anlamı: bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme
    64. مقلد [مُقَلَّد]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    65. مقلد [مُقَلِّد]
    Anlamı: düzme, sahte (para)
    66. ملسون [مَلْسُون]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    67. مودة [مَوَدَّة]
    Anlamı: sevgi, gönül
    68. ميان [مَيَّان]
    Anlamı: yalancı, kendine güvenilmeyen
    69. وجدان [وِجْدان]
    Anlamı: sevgi, gönül
    70. وجدان [وِجْدان]
    Anlamı: duygu, his
    71. وداد [وِدَاد]
    Anlamı: sevgi, gönül
    72. وفاق [وِفَاق]
    Anlamı: sevgi, gönül

    Türkçe-Arapça Sözlük > kalp

  • 5 hissî

    شعوري [شُعُورِيّ]
    Anlamı: duygusal, his ile ilgili

    Türkçe-Arapça Sözlük > hissî

См. также в других словарях:

  • His — (h[i^]z), pron. [AS. his of him, his, gen. masc. & neut. of h[=e], neut. hit. See {He}.] 1. Belonging or pertaining to him; used as a pronominal adjective or adjective pronoun; as, tell John his papers are ready; formerly used also for its, but… …   The Collaborative International Dictionary of English

  • His — or HIS may refer to: * a gender specific pronoun, the possessive form of he * His, Haute Garonne, a commune in the Haute Garonne département , in France * Hospital information system, an enterprise resource planning system that caters to hospital …   Wikipedia

  • his — I. adjective Etymology: Middle English, from Old English, genitive of hē he Date: before 12th century of or relating to him or himself especially as possessor, agent, or object of an action < his house > < his writings > < his confirmation >… …   New Collegiate Dictionary

  • His — He He (h[=e]), pron. [nom. {He}; poss. {His} (h[i^]z); obj. {Him} (h[i^]m); pl. nom. {They} ([th][=a]); poss. {Their} or {Theirs} ([th][^a]rz or [th][=a]rz); obj. {Them} ([th][e^]m).] [AS. h[=e], masc., he[ o], fem., hit, neut.; pl. h[=i], or hie …   The Collaborative International Dictionary of English

  • His Last Bow (story) — His Last Bow , one of the 56 Sherlock Holmes short stories written by British author Sir Arthur Conan Doyle, is one of eight stories in the cycle collected as His Last Bow . Synopsis On the eve of the First World War, Von Bork, a German agent, is …   Wikipedia

  • His Eminence — is a historical style of reference for high nobility, still in use in various religious contexts.CatholicismThe style remains in use as the official style or standard of address in reference to a cardinal of the Roman Catholic Church, reflecting… …   Wikipedia

  • His Majesty's Theatre, Western Australia — His Majesty s Theatre (nicknamed The Maj ) is a theatre in Perth, Western Australia. It is located on the corner of Hay Street and King Street in Perth s central business district.A heritage icon, the theatre has hosted large scale musicals,… …   Wikipedia

  • His Majesty's Declaration of Abdication Act 1936 — c. 3 was the Act of the British Parliament that allowed King Edward VIII to abdicate the throne, and passed succession to Prince Albert, Duke of York. Edward VIII abdicated in order to marry his lover, Wallis Simpson, after facing opposition from …   Wikipedia

  • His Wheels International — (HWI) is a bicycle service organization assisting Christian Missions in providing bicycles and bicycle expertise to nationals throughout the world. HWI’s goal is to mobilize God’s work worldwide using bicycles. Their basic values combine a… …   Wikipedia

  • His and Hers — can be any of the following:* His and Hers (TV series), a British television comedy series * His and Hers (film), an American film * His n Hers, Pulp album …   Wikipedia

  • His Honour — or Her Honour is an honorific prefix which is traditionally applied to certain classes of people, in particular justices and judges and mayors. In Australia and the United States, the prefix is also used for magistrates (spelled in the American… …   Wikipedia

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»