-
1 مقصد
Iمَقْصَد1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. kasıtAnlamı: amaç, maksat4. muratAnlamı: istek, dilek5. meramAnlamı: istek, amaç, maksat6. gayeAnlamı: amaç, hedef7. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksatIIمَقْصِد1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. kasıtAnlamı: amaç, maksat4. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç5. muratAnlamı: istek, dilek6. meramAnlamı: istek, amaç, maksat7. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. gayeAnlamı: amaç, hedef10. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
2 هدف
Iهَدَف1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. hedefAnlamı: nişan alınacak yer4. gol5. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç6. kasıtAnlamı: amaç, maksat7. meramAnlamı: istek, amaç, maksat8. muratAnlamı: istek, dilek9. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef10. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat11. basketAnlamı: basketbolda kazanılan sayı12. gayeAnlamı: amaç, hedef13. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksatIIهَدَفَ1. kastetmekAnlamı: amaçlamak, demek istemek2. amaçlamakAnlamı: bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek -
3 إربة
إِرْبَة1. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat2. dehaAnlamı: insan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek kerte3. meramAnlamı: istek, amaç, maksat4. kasıtAnlamı: amaç, maksat5. entelektAnlamı: akıl, zihin, idrak6. gayeAnlamı: amaç, hedef7. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
4 ابتغاء
اِبْتِغاء1. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat2. meramAnlamı: istek, amaç, maksat3. kasıtAnlamı: amaç, maksat4. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç5. gayeAnlamı: amaç, hedef6. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat7. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef8. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
5 احتياج
اِحْتِيَاج1. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat2. yoklukAnlamı: fakirlik3. ekipman4. gereç5. donatıAnlamı: donatmaya yarayan şeyler, teçhizat6. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç7. kasıtAnlamı: amaç, maksat8. muratAnlamı: istek, dilek9. meramAnlamı: istek, amaç, maksat10. gereksinimAnlamı: ihtiyaç11. gayeAnlamı: amaç, hedef12. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat13. sefaletAnlamı: yoksulluk14. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef15. teçhizatAnlamı: donatmaya yarar şeyler16. yoksullukAnlamı: yoksul olma durumu17. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat18. açlıkAnlamı: yoksul ve parasız olma durumu -
6 شأو
شَأْو1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. kasıtAnlamı: amaç, maksat4. muratAnlamı: istek, dilek5. meramAnlamı: istek, amaç, maksat6. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat7. gayeAnlamı: amaç, hedef8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
7 صدد
Iصَدَد1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. konuAnlamı: konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, alay veya durum, mevzu4. meramAnlamı: istek, amaç, maksat5. muratAnlamı: istek, dilek6. kasıtAnlamı: amaç, maksat7. kenarAnlamı: bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı yakını, kıyı8. gayeAnlamı: amaç, hedef9. sadetAnlamı: konuşulan asıl konu10. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef11. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat12. yanAnlamı: ön, arka, alt ve üstün dışında kalan bölüm13. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat14. bahisAnlamı: konuşulan şey, konu15. kıranAnlamı: kıyı, uç, kenar, çevre16. cihetAnlamı: yön, taraf, yan17. bucakAnlamı: kenar, köşe, yerIIصَدَّدَ1. irinlenmekAnlamı: irin toplamak2. cerahatlenmekAnlamı: (yara) irin toplamak -
8 عرضة
عُرْضَة1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç4. muratAnlamı: istek, dilek5. kasıtAnlamı: amaç, maksat6. meramAnlamı: istek, amaç, maksat7. gayeAnlamı: amaç, hedef8. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat9. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef10. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
9 غاية
غايَة1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. muratAnlamı: istek, dilek4. kasıtAnlamı: amaç, maksat5. meramAnlamı: istek, amaç, maksat6. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç7. gayeAnlamı: amaç, hedef8. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat9. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef10. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
10 غرض
غَرَض1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. gereç4. ekipman5. muratAnlamı: istek, dilek6. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç7. kasıtAnlamı: amaç, maksat8. meramAnlamı: istek, amaç, maksat9. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef10. gayeAnlamı: amaç, hedef11. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat12. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
11 قصد
Iقَصَدَ1. kastetmekAnlamı: amaçlamak, demek istemek2. amaçlamakAnlamı: bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmekIIقَصْد1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. ekonomiAnlamı: aşırı harcamalardan sakınma, iktisat4. kasıtAnlamı: amaç, maksat5. meramAnlamı: istek, amaç, maksat6. muratAnlamı: istek, dilek7. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. gayeAnlamı: amaç, hedef10. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat11. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
12 مأرب
مَأْرَب1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. meramAnlamı: istek, amaç, maksat4. kasıtAnlamı: amaç, maksat5. muratAnlamı: istek, dilek6. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat7. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef8. gayeAnlamı: amaç, hedef9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
13 مبتغى
مُبْتَغًى1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. beklentiAnlamı: bir olgunun sonunda beklenen şey4. meramAnlamı: istek, amaç, maksat5. kasıtAnlamı: amaç, maksat6. muratAnlamı: istek, dilek7. gayeAnlamı: amaç, hedef8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat10. ümitAnlamı: umut, beklenti, umma11. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
14 محجة
مَحَجَّة1. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat2. kasıtAnlamı: amaç, maksat3. maksatAnlamı: istenilen şey, amaç4. meramAnlamı: istek, amaç, maksat5. gayeAnlamı: amaç, hedef6. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef7. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat8. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
15 مرام
مَرَام1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. meramAnlamı: istek, amaç, maksat4. kasıtAnlamı: amaç, maksat5. muratAnlamı: istek, dilek6. gayeAnlamı: amaç, hedef7. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat8. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
16 منية
Iمُنْيَة1. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat2. kasıtAnlamı: amaç, maksat3. meramAnlamı: istek, amaç, maksat4. gayeAnlamı: amaç, hedef5. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef6. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat7. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksatIIمَنِيَّة1. ölümAnlamı: bir insan, hayvan veya bitkide hayatın sona ermesi2. vefatAnlamı: ölüm -
17 وخي
وَخْي1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. muratAnlamı: istek, dilek4. meramAnlamı: istek, amaç, maksat5. kasıtAnlamı: amaç, maksat6. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef7. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat8. gayeAnlamı: amaç, hedef9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
18 وطر
وَطَر1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. hedefAnlamı: amaç, gaye, maksat3. kasıtAnlamı: amaç, maksat4. muratAnlamı: istek, dilek5. meramAnlamı: istek, amaç, maksat6. gayeAnlamı: amaç, hedef7. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef8. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat9. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
19 أرب
أَرَب1. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat2. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef3. gayeAnlamı: amaç, hedef4. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat -
20 مراد
مُرَاد1. açarAnlamı: yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif2. kasıtAnlamı: amaç, maksat3. meramAnlamı: istek, amaç, maksat4. muratAnlamı: istek, dilek5. garazAnlamı: hedef, amaç, maksat6. erekAnlamı: amaç, gaye, maksat, hedef7. gayeAnlamı: amaç, hedef8. amaçAnlamı: erişilmek istenilen sonuç, gaye, hedef, maksat
См. также в других словарях:
hedef — is., Ar. hedef 1) Nişan alınacak yer, nişangâh 2) mec. Amaç, gaye, maksat Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar. T. Buğra 3) mec. Varılacak yer, ulaşılacak son nokta Ordular! İlk hedefiniz… … Çağatay Osmanlı Sözlük
hedef — (A.) [ فﺪه ] amaç, hedef … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
hedef göstermek — 1) birini kötü bir durumda kalması için hedef hâline getirmek 2) bir kimseyi olumsuz, kötü bir amaç için bir yere veya şeye yönlendirmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
hedef gütmek — asıl amaç olarak belirlemek Metin yayını ve çeviri: insancı davranış bu çalışmayı hedef güder. A. Erhat … Çağatay Osmanlı Sözlük
hedef saptırmak — 1) hedefe isabet ettirememek 2) mec. öngörülen amaçtan uzaklaştırıp başka bir amacı öne çıkarmak Bu işi onların yapmadığına inanıyor; birilerinin hedef saptırmaya çalıştığını söylüyor. A. Ümit … Çağatay Osmanlı Sözlük
HEDEF-İ ÂMÂL — Gaye i hayâl. Ulaşmak istenilen hedef … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HEDEF — Nişan noktası. * Emel. Varılmak istenen gaye. * Yüksek, bülend. * İri vücudlu adam. * Bir işe yaramayan, tembel ve uykucu olan. (L.R … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hedef kitle — is. Verilmek istenen mesajın ulaşması hedeflenen grup veya topluluk … Çağatay Osmanlı Sözlük
hedef almak — 1) (bir şeyi) nişan almak 2) (bir şeyi) ulaşılmak istenen amaca göre davranmak 3) (bir şeyi) bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak … Çağatay Osmanlı Sözlük
hedef olmak — hoş olmayan herhangi bir davranışa uğramak … Çağatay Osmanlı Sözlük
cansız hedef — is., ask. İnsan ve hayvan dışında ateş etmek için seçilen hedef … Çağatay Osmanlı Sözlük