-
1 إصلاحية
إِصْلاحِيَّة1. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane2. delikAnlamı: ceza evi3. ceza eviAnlamı: hapishane, mahpushane, ceza çekilen yer -
2 حبس
حَبْس1. mahkumiyetAnlamı: hüküm giymiş olma durumu2. kodesAnlamı: hapiskane, tutuk evi3. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane4. tutukeviAnlamı: tutukluların kapatıldığı yer5. zindan6. delikAnlamı: ceza evi7. tevkifAnlamı: tutuklama8. ceza eviAnlamı: hapishane, mahpushane, ceza çekilen yer -
3 سجن
IسَجَنَtutuklamakAnlamı: tevkif etmekIIسَجْنmahpuslukAnlamı: mahpus olma durumuسِجْن1. kodesAnlamı: hapiskane, tutuk evi2. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane3. tutukeviAnlamı: tutukluların kapatıldığı yer4. zindan5. delikAnlamı: ceza evi6. ceza eviAnlamı: hapishane, mahpushane, ceza çekilen yer -
4 ليمان
لِيمَان1. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane2. tutukeviAnlamı: tutukluların kapatıldığı yer3. zindan4. delikAnlamı: ceza evi5. ceza eviAnlamı: hapishane, mahpushane, ceza çekilen yer -
5 محبس
Iمَحْبِس1. kodesAnlamı: hapiskane, tutuk evi2. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane3. tutukeviAnlamı: tutukluların kapatıldığı yer4. zindan5. delikAnlamı: ceza evi6. ceza eviAnlamı: hapishane, mahpushane, ceza çekilen yerIIمِحْبَسklipsAnlamı: yaylı bir pensle tutturulmuş küpe, iğne vb -
6 جناح
Iجَنَاح1. koğuşAnlamı: okul, hapishane gibi kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattağı büyük oda2. kanat3. cenahAnlamı: kuş kanadı, yan tarafIIجُنَاح1. dalaletAnlamı: sapınç, sapkınlık2. kabahatAnlamı: yakışıksız davranış, çirkin, suç3. günah4. cürümAnlamı: suç, yanlışlık, kusur veya hatadan doğan durum -
7 محتجز
مُحْتَجَز1. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane2. tutukeviAnlamı: tutukluların kapatıldığı yer -
8 معتقل
مُعْتَقَل1. mahkumAnlamı: hüküm giymiş, hükümlü2. tutukluAnlamı: kanun yoluyla tutuklanan kimse3. mahpushaneAnlamı: ceza evi, hapishane -
9 منامة
مَنَامَة1. yatakAnlamı: üzerinde yatılan her şey2. koğuşAnlamı: okul, hapishane gibi kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattağı büyük oda3. baş ucu -
10 مهجع
مَهْجَعkoğuşAnlamı: okul, hapishane gibi kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattağı büyük oda
См. также в других словарях:
hapishane — is., Ar. ḥabs + Far. ḫāne Cezaevi Birleşik Sözler hapishane kaçkını … Çağatay Osmanlı Sözlük
hapishane kaçkını — sf. Kötü, serseri, hoyrat (kimse) Hapishane kaçkını bir serseri vaziyetinde dolaşmaktan öyle sıkılmıştı ki. Y. K. Karaosmanoğlu Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller hapishane kaçkını gibi … Çağatay Osmanlı Sözlük
hapishane — (A. F.) [ ﻪﻥﺎﺧ ﺲﺒﺣ ] tutukevi, mahpushane … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
hapishane kaçkını gibi — kılık kıyafetine dikkat etmeyen (kimse) … Çağatay Osmanlı Sözlük
TEVKİFHÂNE — Hapishane … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
tünek — hapishane, zından, I, 408 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
MAHBES — Hapishane. Hapsedilen yer. Cezaevi … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hapis — is., psi, Ar. ḥabs 1) Bir yere kapatıp salıvermeme 2) Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası 3) Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane Sadakatinin mükâfatını hapiste aç kalmakla görür. B.… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Türkan Şoray — (born 28 June 1945, Istanbul) is a Turkish film actress. Biography Türkan Şoray was born to a government official father, Halit Şoray and her mother, Meliha Şoray who was a housewife. She also has one younger sibling, a sister called Nazan, who… … Wikipedia
Ali Şen — (1918, in Adana, Turkey 15 December 1989, in Istanbul, Turkey) is a Turkish actor, father of the actor Şener Şen. He was known to be very versatile and successfuly played many roles both as good guy and bad guy.Filmography * Küçüksün Yavrum… … Wikipedia
Abdullah Papur — (* 1945 in Divriği; † 1989) war ein kurdisch alevitischer Volkssänger. Abdullah Papur ist in Divriği in der türkischen Provinz Sivas geboren und in Kangal, Provinz Sivas, aufgewachsen. Er lernte in jungen Jahren das Saz zu spielen. Ende der… … Deutsch Wikipedia