Перевод: с турецкого на английский

с английского на турецкий

halletmek

  • 1 halletmek

    v. solve, resolve, arrange, adjust, figure out, work out, get things done, sort out, overcome, untangle, untwist, manage, clear up, compound, dispatch, dispose of, dissolve, hurdle, lay on, lick, polish off, sort, square, surmount, unriddle, untie

    Turkish-English dictionary > halletmek

  • 2 halletmek

    "to solve, to work out, to sort sth out, to straighten sth out, to resolve, to clinch; to dissolve, to melt; to complete, to finish up, to dispatch"

    İngilizce Sözlük Türkçe > halletmek

  • 3 halletmek

    /ı/ 1. to solve, find a solution for, resolve. 2. to put (something) on the right track, set (something) straight. 3. to dissolve. 4. to complete, finish up, settle, conclude. 5. to dish up, serve up (food).

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > halletmek

  • 4 kestirme yoldan halletmek

    v. cut corners

    Turkish-English dictionary > kestirme yoldan halletmek

  • 5 kökünden halletmek

    v. eradicate, extirpate, clinch

    Turkish-English dictionary > kökünden halletmek

  • 6 tartışarak halletmek

    v. thrash out

    Turkish-English dictionary > tartışarak halletmek

  • 7 ucuza halletmek

    v. cut corners

    Turkish-English dictionary > ucuza halletmek

  • 8 çabucak halletmek

    v. rush

    Turkish-English dictionary > çabucak halletmek

  • 9 çaktırmadan halletmek

    v. wriggle

    Turkish-English dictionary > çaktırmadan halletmek

  • 10 işi halletmek

    to turn the trick

    İngilizce Sözlük Türkçe > işi halletmek

  • 11 halletmemek

    v. (neg. form of halletmek) solve, resolve, arrange, adjust, figure out, work out, get things done, sort out, overcome, untangle, untwist, manage, clear up, compound, dispatch, dispose of, dissolve, hurdle, lay on, lick, polish off, sort, square, surmount, unriddle, untie

    Turkish-English dictionary > halletmemek

  • 12 dava

    "1.suit, lawsuit, action. 2. law trial. 3. claim, assertion, allegation, point at issue. 4. proposition, thesis. 5. question, matter. 6. cause, purpose or movement which is given militant support. 7. math. theorem. 8. math. problem. 9. slang sweetheart, love. (aleyhine) - açmak/ın/ to bring a suit against; to file charges against; to sue. - arzuhali law (written) complaint (filed by the plaintiff). -ya bakmak to hear a case. -ların birleştirilmesi law joinder (of causes of action). -nın düşmesi abatement of an action. -ya ehliyet/dava ehliyeti the capacity to sue or be sued. - etmek /ı/ to bring a suit against; to file charges against; to sue. -yı geri almak to withdraw an action. -sını görmek /ın/ to hear the case (of). - hakkı the right of action, the right to sue. -yı halletmek 1. to settle a court case. 2. to solve a problem. -sına hizmet etmek /ın/ to serve the cause of. -nın ihbarı law third-party notice, notice given to a third party. -ya müdahale law intervention (of a third party). -nın reddi dismissal of action, nonsuit. -ların tefrikı severance of actions. -dan vazgeçmek 1. to withdraw an action. 2. to give up a claim. 3. to renounce a cause."

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > dava

См. также в других словарях:

  • halletmek — i, der, Ar. ḥall + T. etmek 1) Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak 2) Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak Bakınız, tesadüf bunu ne kadar güzel düşünüp halletti. M. Ş. Esendal 3) Bir cismi bir sıvı içinde eritmek 4) mat. Çözmek 5) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kökünden halletmek — herhangi bir konuyu veya sorunu temelden çözümlemek Bu işi kökünden halletmek için kızını derhâl evlendirmeye karar vermişti. A. H. Tanpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çözmek — i, er 1) Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak 2) Düğmeyi iliğinden açmak Yalnız göğsünün düğmelerini çöz. P. Safa 3) Saçı açmak 4) Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak Kır saçlı postacı bulmacayı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hal — 1. lli, esk., Ar. ḥall 1) Çözme, çözülme 2) Eritme 3) Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma Birleşik Sözler hal çaresi halletmek hallihamur hallolmak hallolunmak 2. is., li, Fr. halle Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer 3 …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • halletme — is. Halletmek işi Ben bu meseleyi birdenbire halletmenin kolayını buldum. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kök — 1. is., bit. b. 1) Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm 2) bit. b. Süsende olduğu gibi yer üstüne sap çıkaran çok yıllık yer altı gövdesi 3) Bazı şeylerde dip bölüm Diş kökü. 4)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • FASL — (Fasıl) İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal. * Hak söz. Hak ile bâtılın arasını fark ve temyiz ile olan hüküm ve kaza. (Buna Faysal da denir) Halletmek. Ayrılma. Çözme. * Bölüm. * Mevsim. * Aynı makamda çalınan şarkı. * Çocuğu memeden kesmek. *… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • FASL-I HİTÂB — İki söz arasını ayıran kelime veya isimlerden biri. Önsözden sonra asıl maksada giriş. * Fık: Şahitlerin gösterdiği delil veya yeminlerinden sonra hâkimin hükmetmesi. * Hakkı bâtıldan ayırarak, nizaı ayırt edip kesmek ve halletmek. Herşeyi kemal… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HULUL — Girme. Dâhil olma. İçine gizlice giriş. * Birinin veya birkaç kimsenin sevgi veya itimadını kazanmak, içlerine onlardan görünüp girmek. * Halletmek. * Vuku bulmak. Zuhur etmek. * Gelip çatmak. * Bir menzile inmek. * Kim: Bazı akıcı cisimlerin… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»