-
1 hâlis
arapça خالص 1.katışıksız, saf, som. -
2 xalis
halis -
3 қоспасы жоқ
halis -
4 сап
halis -
5 тап-таза
halis -
6 қоспасы жоқ
halis -
7 сап
halis -
8 тап-таза
halis -
9 форменный
halis* * *1) в соч.фо́рменная оде́жда — forma, resmi elbise
2) перен., разг. halis, su katılmamışэ́то фо́рменный сканда́л! — rezaletin dik alâsıdır bu!
-
10 xalis
halishalis, safi -
11 без примеси
halis, katışıksiz, temizТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > без примеси
-
12 utter
halis, tam, su katilmadik; söylemek, demek; (çiglik, vb.) atmak, basmak, koparmak; piyasaya sürmek; tedavüle çikarmak -
13 настоящий
şimdi* * *1) şimdiki; bugünkü; bugününв настоя́щее вре́мя — şu sırada; bugün
до настоя́щего моме́нта — şu ana kadar
с тех пор до настоя́щего вре́мени — o zamandan bu yana
в настоя́щих усло́виях — bugünkü koşullarda; bugünün koşullarında
2) врз gerçek; sahici; asılнастоя́щий алма́з — gerçek / sahici elmas
настоя́щий друг — gerçek dost
настоя́щее и́мя у него́ ино́е — onun asıl adı başkadır
настоя́щее молоко́ — halis / hilesiz / su katılmamış süt
3) halis muhlis; asılнастоя́щий солда́т — halis muhlis asker
вот настоя́щее иску́сство! — asıl sanat budur işte!
он стал настоя́щим журнали́стом — dört dörtlük bir gazeteci oldu
4) (этот, данный) bu; işbu••настоя́щее вре́мя — грам. şimdiki zaman
э́то не оши́бка, а са́мый настоя́щий обма́н — bu yanlışlık değil; düpedüz hile
-
14 чистый
temiz; an,saf; halis,has,katıksız; net; sırf* * *1) temiz тж. перен.чи́стая таре́лка — temiz tabak
чи́стая ко́мната — temiz oda
чи́стая рабо́та (о качестве изделия) — temiz iş
на чи́стом туре́цком языке́ — temiz Türkçe ile, Türkçe'nin hasıyla
чи́стая вода́ — duru su
чи́стый родни́к / исто́чник — suyu duru kaynak
чи́стый во́здух — temiz hava
чи́стый челове́к — перен. temiz bir adam
2) saf, arı; has, halis; katıksızчи́стое сли́вочное ма́сло — saf tereyağı
чи́стый спирт — saf ispirto
чи́стое зо́лото — saf / arı altın
чи́стое серебро́ — has gümüş
чи́стая шерсть — halis / saf yün
чи́стый шёлк — has ipek
живо́тное чи́стой кро́ви — temizkan hayvan
из чи́стого мра́мора — som mermerden (yapılan)
3) açık; boşчи́стое не́бо — açık gökyüzü
лист чи́стой бума́ги — bir yaprak boş kağıt
4) netчи́стый дохо́д — net gelir
чи́стая при́быль — net kâr
чи́стый вес — net ağırlık
он получа́ет (на́ руки) две́сти рубле́й чи́стыми — eline iki yüz ruble temiz para geçiyor
5) разг. sırfэ́то чи́стая ложь — bu, sırf / yalnızca yalandır
э́то чи́стая случа́йность — bu, tamamen bir raslantıdır
э́то- чи́стая тео́рия — bu, katıksız bir teoridir
чи́стый вздор — su katılmamış saçma
••уто́пия чи́стой воды́ — ütopyanın dik âlâsı
одержа́ть чи́стую побе́ду над кем-л. (о борце) — birini tuşla yenmek
-
15 цельный
yekpare,tek parça; halis* * *1) tekparça, yekpareце́льная глы́ба мра́мора — tekparça mermer bloku
2) bütünselце́льное впечатле́ние — bütünsel bir izlenim
3) hilesiz, halisце́льное молоко́ — kaymağı alınmamış süt, hilesiz süt
-
16 صاف
صافٍ1. arıAnlamı: temiz, münezzeh, saf, katışıksız2. safiAnlamı: katıksız, duru, temiz3. teklifsizAnlamı: samimi, içli dişli, sıkı fıkı4. katıksızAnlamı: yabancı bir şeyle karışmamış5. halisAnlamı: katışık olmayan, katkısız6. saltAnlamı: yalnız, tek, sırf7. safAnlamı: katıksız, halis8. netAnlamı: kesintilerden sonra geri kalan, safî9. hasAnlamı: katışıksız, en iyi cinsten, saf10. berrakAnlamı: duru, temiz, aydınlık, açık11. duruAnlamı: bulanıklığı olmayan, temiz -
17 صراح
صُرَاح1. arıAnlamı: temiz, münezzeh, saf, katışıksız2. safiAnlamı: katıksız, duru, temiz3. halisAnlamı: katışık olmayan, katkısız4. saltAnlamı: yalnız, tek, sırf5. safAnlamı: katıksız, halis6. duruAnlamı: bulanıklığı olmayan, temiz7. berrakAnlamı: duru, temiz, aydınlık, açık -
18 صرف
IصَرَّفَdökmekIIصَرَفَ1. defolmakAnlamı: (hareket sözü olarak) savuşmak, çekilip gitmek2. gıcırdamakAnlamı: gıcırtı çıkarmakصَرْف1. etimolojiAnlamı: köken bilimi2. morfolojiAnlamı: biçim bilgisi3. yapı bilimiAnlamı: dil bigisinin, kelimelerin yapısını inceleyen kolu, morfolojiIVصِرْف1. arıAnlamı: temiz, münezzeh, saf, katışıksız2. safiAnlamı: katıksız, duru, temiz3. halisAnlamı: katışık olmayan, katkısız4. sırfAnlamı: salt, ancak, yalnız5. saltAnlamı: yalnız, tek, sırf6. hasAnlamı: katışıksız, en iyi cinsten, saf7. safAnlamı: katıksız, halis8. berrakAnlamı: duru, temiz, aydınlık, açık9. duruAnlamı: bulanıklığı olmayan, temiz -
19 беспримесный
saf, temiz, halis, katkısızТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > беспримесный
-
20 чистый
temiz, net, saf, halis, katkısız, has, katışıksizТурецко-русский словарь и русско-турецкий словарь по строительству и архитектуре > чистый
См. также в других словарях:
halis — halís, halísuri, s.n. (înv.) 1. pietricică. 2. alică de plumb (pentru puşcă). Trimis de blaurb, 18.05.2006. Sursa: DAR … Dicționar Român
halis — sf., Ar. ḫāliṣ Katışık olmayan, katışıksız, saf İşte halis çay buna derler. S. F. Abasıyanık Birleşik Sözler halis muhlis halisüddem … Çağatay Osmanlı Sözlük
Halis — Sp Hãlis Ap Hall L Švedija (Gotlando s.) … Pasaulio vietovardžiai. Internetinė duomenų bazė
Halis Öztürk — Rebellen während des Ararat Aufstandes. Von links nach rechts: Sipkanlı Halis Bey, Ihsan Nuri Pascha, Hasenanlı Ferzende Bey[1] Halis Öztürk (kurdisch: Xalis Begê Sîpkî, türkisch Sipkanlı Halis Bey, * … Deutsch Wikipedia
halis muhlis — sf. Katışıksız, eksiksiz, öz Çizgili basmadan şalvarı ve çiçekli gömleği, güneş, gök ve ter kokan halis muhlis bir köy çocuğu. B. R. Eyuboğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
HALIS — High Angle of Attack Inviscid Solution Contributor: LaRC … NASA Acronyms
halis — (*) : hardly ever. Comp. halisaiw hardly … Gothic dictionary with etymologies
hâlis — (A.) [ ﺺﻝﺎﺧ ] 1. katışıksız, saf, som … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
HALÎS — Karışmış, muhtelif. * Siyah ile beyazı karışmış saç. * Tel … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HALİS — Bahadır ve haris kimse … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HÂLİS — Hilesiz. Katıksız. Saf. Duru. Saffetli. * Pek beyaz. * Evvelce karışık iken kusuru zâil olan. * Her ameli, yalnız Allah rızası için işleyen. (Bak: İhlâs) (Müennesi: Hâlise dir … Yeni Lügat Türkçe Sözlük