-
21 متسلسل
مُتَسَلْسِل1. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama2. müteselsilAnlamı: zincirleme, arası kesilmeden3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali5. kademeliAnlamı: aşamalı, basamaklı6. dereceliAnlamı: derecesi olan7. diziliAnlamı: dizilmiş olan8. silsileAnlamı: dizi, sıra -
22 متصل
مُتَّصِل1. birleşikAnlamı: bir araya gelmiş2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ilintiliAnlamı: bağı olan4. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali5. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama6. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli7. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî8. ilişikliAnlamı: ilişkisi olan9. aitAnlamı: ilgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili10. ilişkiliAnlamı: ilişkisi olan11. kesiksizAnlamı: kesilmeden süren12. bağlantılıAnlamı: aralarında bağlantı bulunan13. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden14. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden15. biteviyeAnlamı: aynı biçimde, sürekli olarak16. devamlıAnlamı: sürekli, bitmeyen17. biteviAnlamı: aynı biçimde, sürekli olarak18. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
23 متعاقب
مُتَعَاقِب1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. müteselsilAnlamı: zincirleme, arası kesilmeden3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama5. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî6. dönüşümlüAnlamı: değişerek, sıra ile, münavebeli7. müteakipAnlamı: arkadan gelen -
24 متقارن
مُتَقَارِن1. birleşikAnlamı: bir araya gelmiş2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. bağlantılıAnlamı: aralarında bağlantı bulunan5. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
25 متلاحق
مُتَلَاحِق1. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. müteselsilAnlamı: zincirleme, arası kesilmeden4. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef5. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî6. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama7. bengiAnlamı: sonu olmayan, ebedî8. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî9. kesiksizAnlamı: kesilmeden süren10. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden11. devamlıAnlamı: sürekli, bitmeyen -
26 متلازم
مُتَلَازِم1. birleşikAnlamı: bir araya gelmiş2. ilintiliAnlamı: bağı olan3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali5. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
27 متماسك
مُتَمَاسِك1. birleşikAnlamı: bir araya gelmiş2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. bağlantılıAnlamı: aralarında bağlantı bulunan5. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
28 متناوب
مُتَنَاوِب1. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef -
29 متواتر
مُتَوَاتِر1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef -
30 متواصل
مُتَوَاصِل1. hummalıAnlamı: sürekli, haraketli, sıkı2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. mütemadiAnlamı: sürekli, aralıksız4. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef5. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama6. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî7. kalımlıAnlamı: kalıcı, yok olmayan8. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî9. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden10. biteviyeAnlamı: aynı biçimde, sürekli olarak11. biteviAnlamı: aynı biçimde, sürekli olarak12. devamlıAnlamı: sürekli, bitmeyen -
31 متوال
مُتَوَالٍ1. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama5. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî6. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî7. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden8. devamlıAnlamı: sürekli, bitmeyen -
32 مداوم
مُدَاوِم1. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli5. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden -
33 مدعم
مُدَعَّم1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. muhakkakAnlamı: gerçekliği kesinleşmiş4. destekliAnlamı: destek konulmuş5. başarılıAnlamı: başarı gösteren -
34 مرتبط
مُرْتَبِط1. bağıntılı2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ilintiliAnlamı: bağı olan4. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali5. ilişikliAnlamı: ilişkisi olan6. ilişkiliAnlamı: ilişkisi olan7. angaje8. mükellefAnlamı: yükümlü9. yükümlüAnlamı: yükümlü olan, mükellef10. ilişikAnlamı: eklenmiş11. bağlantılıAnlamı: aralarında bağlantı bulunan -
35 مرسخ
مُرَسَّخ1. kişi oğluAnlamı: soylu kimse2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. sabitAnlamı: yerinden oynamayan -
36 مستتب
مُسْتَتِبّ1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. mütemadiAnlamı: sürekli, aralıksız3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef -
37 مستديم
مُسْتَدِيم1. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî2. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef5. kalımlıAnlamı: kalıcı, yok olmayan6. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden -
38 مستقر
Iمُسْتَقَرّ1. evAnlamı: bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut2. meskenAnlamı: konut3. konutAnlamı: apartman gibi yer, mesken4. mevziAnlamı: yer, mahal5. mahalAnlamı: yer, yöre, mevzi6. eğlekAnlamı: yolcuların geceyi geçirdikleri yer, konakIIمُسْتَقِرّ1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. mütemadiAnlamı: sürekli, aralıksız3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef -
39 مستمر
مُسْتَمِرّ1. hummalıAnlamı: sürekli, haraketli, sıkı2. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef5. kesiksizAnlamı: kesilmeden süren6. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî7. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden8. biteviAnlamı: aynı biçimde, sürekli olarak9. biteviyeAnlamı: aynı biçimde, sürekli olarak -
40 مسلسل
مُسَلْسَل1. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. müteselsilAnlamı: zincirleme, arası kesilmeden5. kademeliAnlamı: aşamalı, basamaklı6. diziliAnlamı: dizilmiş olan7. sıralıAnlamı: düzenlenmiş, dizili8. silsileAnlamı: dizi, sıra
См. также в других словарях:
Halef — ist ein Name im Nahen und Mittleren Osten. Der Name ist arabischen Ursprungs und bedeutet Nachfolger .[1] Er wird sowohl als Vor und Nachname benutzt. Die arabische Form wird meistens Khalaf (arabisch خلف) transkribiert. Der Name steht in… … Deutsch Wikipedia
halef — is., Ar. ḫalef Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse, ardıl, selef karşıtı Birleşik Sözler halef selef hayrulhalef … Çağatay Osmanlı Sözlük
halef — (A.) [ ﻒﻠﺧ ] 1. evlat, oğul. 2. halef, yerine geçen, arkadan gelen … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
halef selef — sf. Biri ötekinin makamını alan Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller halef selef olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
HALEF — Birinin yerine sonradan geçen kimse. Babadan sonra kalan oğul … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
halef selef olmak — biri ötekinin makamını almak, yerine geçmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
HALEF AN-SELEF — Seleften halefe geçme. Geçen ve gidenden, gelene kalma. Babadan evlâda geçme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
Hadschi Halef Omar Ben Hadschi Abul Abbas Ibn Hadschi Dawuhd al Gossarah — ist eine literarische Figur, die in verschiedenen Abenteuerromanen von Karl May auftritt. Sie ist nach Winnetou und Old Shatterhand eine der bekanntesten Figuren aus Karl Mays Werken und tritt überwiegend in den im Osmanischen Reich spielenden… … Deutsch Wikipedia
Hadschi Halef Omar — Ben Hadschi Abul Abbas Ibn Hadschi Dawuhd al Gossarah ist eine literarische Figur, die in verschiedenen Abenteuerromanen von Karl May auftritt. Sie ist nach Winnetou und Old Shatterhand eine der bekanntesten Figuren aus Karl Mays Werken und tritt … Deutsch Wikipedia
Hadschi Halef Omar — Ben Hadschi Abul Abbas Ibn Hadschi Dawud al Gossarah, literally hajji Halef Omar, son of hajji father of Abbas, son of hajji David al Gossarah, is one of Karl May s literary characters. Hajji means one who has performed the Muslim pilgrimage to… … Wikipedia
The Hadschi Halef Omar Ban — Nickname for a German law forbidding multi barreled surnames. A German court recently upheld a ban on couples combining their names to form interminably long surnames. Stephanie Kerchner reported for Time: Critics of the verdict dubbed the… … Dictionary of unconsidered lexicographical trifles