-
1 خليفة
halef; halife -
2 معاقب
Iمُعَاقَب1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. cezalıAnlamı: cezalandırılmış kimseIIمُعَاقِب1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali -
3 تدرجي
تَدَرُّجِيّ1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef -
4 تعاقبي
تَعَاقُبِيّ1. müteselsilAnlamı: zincirleme, arası kesilmeden2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli4. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef5. mütemadiAnlamı: sürekli, aralıksız6. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama -
5 تمثيلية
تَمْثِيلِيَّة1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali -
6 تناوبي
تَنَاوُبِيّ1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali -
7 خليفة
خَلِيفَة1. halef2. halife -
8 دائم
دائِم1. temelliAnlamı: sürekli, devamlı2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî4. mütemadiyenAnlamı: ara vermeden, sürekli olarak5. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali6. kalımlıAnlamı: kalıcı, yok olmayan7. bengiAnlamı: sonu olmayan, ebedî8. kalıcıAnlamı: sürekli, daimî9. daimaAnlamı: her zaman, her vakit, sürekli olarak10. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden11. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden12. devamlıAnlamı: sürekli, bitmeyen -
9 دافق
دافِق1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden -
10 دراك
دِرَاك1. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli4. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî5. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef6. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden7. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden -
11 ديوم
دَيُّوم1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî4. sonrasızAnlamı: sonsuz olan5. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama6. mütemadiAnlamı: sürekli, aralıksız7. kalımlıAnlamı: kalıcı, yok olmayan8. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli9. bengiAnlamı: sonu olmayan, ebedî10. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden11. sonsuzAnlamı: sonu olmayan -
12 سلسلة
1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. köstekAnlamı: kısa ip veya zincir4. seriAnlamı: dizi5. silsileAnlamı: dizi, sıra6. zincir7. kordonAnlamı: ince zincir -
13 صمد
صَمَد1. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. kalımlıAnlamı: kalıcı, yok olmayan4. sonrasızAnlamı: sonsuz olan5. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef6. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî7. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden8. sonsuzAnlamı: sonu olmayan9. centilmenAnlamı: iyi arkadaşlık eden, görgülü, kibar10. bey11. efendiAnlamı: özel adlardan sonra kullanılan bir unvan, (bey) gibi -
14 فائض
فائِض1. katmerliAnlamı: çok fazla olan, aşırı2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. ekliAnlamı: eklenmiş olan, katışmış olan5. zâitAnlamı: çoğaltan, artıran6. akıcıAnlamı: akma özelliği olan -
15 فياض
فَيَّاض1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. kerimAnlamı: elli açık4. taşkınAnlamı: taşmış durumda olan5. galebeAnlamı: üstünlük, çokluk6. cömertAnlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli -
16 متتابع
مُتَتَابِع1. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali2. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli3. bakiAnlamı: sürekli, kalıcı, daimî4. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef5. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama6. müdavimAnlamı: bir yere sürekli olarak giden7. arasızAnlamı: sürekli olarak, arkası kesilmeden -
17 متتال
مُتَتَالٍ1. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef2. mütemadiAnlamı: sürekli, aralıksız3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli5. aralıksızAnlamı: birbirine bitişik olma, aralarında açıklık bulunmama -
18 متدفق
مُتَدَفِّق1. datmîAnlamı: sürekli, kalıcı, temelli, gedikli2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. taşkınAnlamı: taşmış durumda olan5. akıcıAnlamı: akma özelliği olan -
19 مترابط
مُتَرَابِط1. birleşikAnlamı: bir araya gelmiş2. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef3. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali4. entegreAnlamı: bir bütünü, bir grubu oluşturan5. bağlantılıAnlamı: aralarında bağlantı bulunan6. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın7. birleşmişAnlamı: bir araya gelmiş -
20 مترافق
مُتَرَافِق1. birleşikAnlamı: bir araya gelmiş2. ardışıkAnlamı: birbiri ardından gelen, mütevali3. ardılAnlamı: birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, halef4. bağlantılıAnlamı: aralarında bağlantı bulunan5. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın
См. также в других словарях:
Halef — ist ein Name im Nahen und Mittleren Osten. Der Name ist arabischen Ursprungs und bedeutet Nachfolger .[1] Er wird sowohl als Vor und Nachname benutzt. Die arabische Form wird meistens Khalaf (arabisch خلف) transkribiert. Der Name steht in… … Deutsch Wikipedia
halef — is., Ar. ḫalef Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse, ardıl, selef karşıtı Birleşik Sözler halef selef hayrulhalef … Çağatay Osmanlı Sözlük
halef — (A.) [ ﻒﻠﺧ ] 1. evlat, oğul. 2. halef, yerine geçen, arkadan gelen … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
halef selef — sf. Biri ötekinin makamını alan Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller halef selef olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
HALEF — Birinin yerine sonradan geçen kimse. Babadan sonra kalan oğul … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
halef selef olmak — biri ötekinin makamını almak, yerine geçmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
HALEF AN-SELEF — Seleften halefe geçme. Geçen ve gidenden, gelene kalma. Babadan evlâda geçme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
Hadschi Halef Omar Ben Hadschi Abul Abbas Ibn Hadschi Dawuhd al Gossarah — ist eine literarische Figur, die in verschiedenen Abenteuerromanen von Karl May auftritt. Sie ist nach Winnetou und Old Shatterhand eine der bekanntesten Figuren aus Karl Mays Werken und tritt überwiegend in den im Osmanischen Reich spielenden… … Deutsch Wikipedia
Hadschi Halef Omar — Ben Hadschi Abul Abbas Ibn Hadschi Dawuhd al Gossarah ist eine literarische Figur, die in verschiedenen Abenteuerromanen von Karl May auftritt. Sie ist nach Winnetou und Old Shatterhand eine der bekanntesten Figuren aus Karl Mays Werken und tritt … Deutsch Wikipedia
Hadschi Halef Omar — Ben Hadschi Abul Abbas Ibn Hadschi Dawud al Gossarah, literally hajji Halef Omar, son of hajji father of Abbas, son of hajji David al Gossarah, is one of Karl May s literary characters. Hajji means one who has performed the Muslim pilgrimage to… … Wikipedia
The Hadschi Halef Omar Ban — Nickname for a German law forbidding multi barreled surnames. A German court recently upheld a ban on couples combining their names to form interminably long surnames. Stephanie Kerchner reported for Time: Critics of the verdict dubbed the… … Dictionary of unconsidered lexicographical trifles