Перевод: с турецкого на арабский

с арабского на турецкий

guc

  • 1 güç

    أزر
    إمكان
    إياد
    أيد
    استطاعة
    اقتدار
    بأس
    تمكن
    جبر
    حول
    زور
    شاق
    شدة
    شوكة
    صبر
    صعب
    طائل
    طائلة
    طاقة
    طوق
    طول
    عسر
    عسير
    عويص
    قابلية
    قبل
    قدرة
    متعذر
    متعسر
    مراس
    مرة
    مستصعب
    معقد
    مقدرة
    مقدور
    مكنة
    منة
    منعة
    نكير

    Türkçe-Arapça Sözlük > güç

  • 2 güç

    1. أزر [أَزْر]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    2. إمكان [إِمْكان]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    3. إياد [إِيَاد]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    4. أيد [أَيْد]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    5. استطاعة [اِسْتِطَاعَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    6. اقتدار [اِقْتِدار]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    7. بأس [بَأْس]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    8. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    9. جبر [جَبْر]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    10. حول [حَوْل]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    11. زور [زُور]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    12. شاق [شاقّ]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    13. شدة [شِدَّة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    14. شوكة [شَوْكَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    15. صبر [صَبْر]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    16. صعب [صَعْب]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    17. طائل [طائِل]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    18. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    19. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    20. طوق [طَوْق]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    21. طول [طَوْل]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    22. عسر [عَسِر]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    23. عسير [عَسِير]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    24. قابلية [قابِلِيَّة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    25. قبل [قِبَل]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    26. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    27. متعذر [مُتَعَذِّر]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    28. متعسر [مُتَعَسِّر]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    29. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    30. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    31. مستصعب [مُسْتَصْعَب]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    32. معقد [مُعَقَّد]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    33. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    34. مقدور [مَقْدُور]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    35. مكنة [مُكْنَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    36. منعة [مَنْعَة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    37. منة [مُنَّة]
    Anlamı: fizik, düşünce ve ahlâk bakımından bir etki yapabilme, kuvvet
    38. نكير [نَكِير]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül
    39. عويص [عَوِيص]
    Anlamı: ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül

    Türkçe-Arapça Sözlük > güç

  • 3 belâ

    1. إصابة [إِصَابَة]
    2. بائقة [بائِقَة]
    3. باقعة [باقِعَة]
    4. بلاء [بَلَاء]
    5. بلوى [بَلْوَى]
    6. بلية [بَلِيَّة]
    7. جائحة [جائِحَة]
    8. حادث [حادِث]
    9. حادثة [حادِثَة]
    10. حازب [حازِب]
    11. حاقة [حاقَّة]
    12. حدث [حدث]
    13. حين [حَيْن]
    14. رزء [رُزْء]
    15. رزية [رَزِيَّة]
    16. طارقة [طارِقَة]
    17. طامة [طامَّة]
    18. عادية [عادِيَة]
    19. عظيمة [عَظِيمَة]
    20. غائلة [غائِلَة]
    21. غاشية [غاشِيَة]
    22. فاجعة [فاجِعَة]
    23. فادحة [فادِحَة]
    24. فجيعة [فَجِيعة]
    25. قارعة [قارِعَة]
    26. كارثة [كارِثَة]
    27. كريهة [كَرِيهَة]
    28. لمة [لَمَّة]
    29. مأساة [مَأْساة]
    30. محنة [مِحْنَة]
    31. مصاب [مُصَابٌ]
    32. مصيبة [مُصِيبة]
    33. مكروه [مَكْرُوه]
    34. مكروهة [مَكْرُوهَة]
    35. ملمة [مُلِمَّة]
    36. نائبة [نائِبَة]
    37. نازلة [نازِلَة]
    38. ناقرة [ناقِرَة]
    39. نكب [نَكْب]
    40. نكبة [نَكْبَة]
    41. نوبة [نُوبَة]
    42. ويلة [وَيْلَة]

    Türkçe-Arapça Sözlük > belâ

  • 4 hız

    1. استطاعة [اِسْتِطَاعَة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    2. بأس [بَأْس]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    3. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    4. شدة [شِدَّة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    5. طائل [طائِل]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    6. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    7. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    8. طول [طَوْل]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    9. قابلية [قابِلِيَّة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    10. قبل [قِبَل]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    11. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    12. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    13. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    14. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    15. مكنة [مُكْنَة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat
    16. منة [مُنَّة]
    Anlamı: bir hareketten doğan güç, şiddet, güç, takat

    Türkçe-Arapça Sözlük > hız

  • 5 can

    1. إمكان [إِمْكان]
    Anlamı: güç, kuvvet
    2. استطاعة [اِسْتِطَاعَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. اقتدار [اِقْتِدار]
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. بأس [بَأْس]
    Anlamı: güç, kuvvet
    5. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: güç, kuvvet
    6. جائشة [جائِشَة]
    7. حار [حارّ]
    Anlamı: çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    8. حوباء [حَوْباء]
    9. حول [حَوْل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    10. حياة [حَيَاة]
    Anlamı: yaşama, hayat
    11. روح [رُوح]
    12. شدة [شِدَّة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    13. طائل [طائِل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    14. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    15. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    16. طوق [طَوْق]
    Anlamı: güç, kuvvet
    17. طول [طَوْل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    18. قابلية [قابِلِيَّة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    19. قبل [قِبَل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    20. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    21. قلبي [قَلْبِيّ]
    Anlamı: çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    22. مخلص [مُخْلِص]
    Anlamı: çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    23. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: güç, kuvvet
    24. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    25. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    26. مقدور [مَقْدُور]
    Anlamı: güç, kuvvet
    27. مكنة [مُكْنَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    28. منة [مُنَّة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    29. ودي [ودِّيّ]
    Anlamı: çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    30. عمر [عُمُر]
    Anlamı: yaşama, hayat
    31. عمر [عُمْر]
    Anlamı: yaşama, hayat

    Türkçe-Arapça Sözlük > can

  • 6 enerji

    1. إمكان [إِمْكان]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    2. استطاعة [اِسْتِطَاعَة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    3. اقتدار [اِقْتِدار]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    4. بأس [بَأْس]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    5. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    6. جهد [جُهْد]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    7. حول [حَوْل]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    8. شدة [شِدَّة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    9. طائل [طائِل]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    10. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    11. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    12. طوق [طَوْق]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    13. طول [طَوْل]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    14. قابلية [قابِلِيَّة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    15. قبل [قِبَل]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    16. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    17. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    18. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    19. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    20. مقدور [مَقْدُور]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    21. مكنة [مُكْنَة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç
    22. منة [مُنَّة]
    Anlamı: maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan erke, güç

    Türkçe-Arapça Sözlük > enerji

  • 7 derman

    1. إمكان [إِمْكان]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    2. اقتدار [اِقْتِدار]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    3. بأس [بَأْس]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    4. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    5. حول [حَوْل]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    6. دواء [دَوَاء]
    Anlamı: ilâç
    7. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    8. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    9. طوق [طَوْق]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    10. طول [طَوْل]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    11. قبل [قِبَل]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    12. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    13. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    14. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    15. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    16. مكنة [مُكْنَة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    17. منة [مُنَّة]
    Anlamı: güç, takat, mecal
    18. عقار [عَقَّار]
    Anlamı: ilâç
    19. علاج [عِلَاج]
    Anlamı: ilâç

    Türkçe-Arapça Sözlük > derman

  • 8 kudret

    1. إمكان [إِمْكان]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    2. استطاعة [اِسْتِطَاعَة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    3. اقتدار [اِقْتِدار]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    4. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    5. حول [حَوْل]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    6. طائل [طائِل]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    7. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    8. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    9. طول [طَوْل]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    10. قابلية [قابِلِيَّة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    11. قبل [قِبَل]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    12. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    13. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    14. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek
    15. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: güç, erk, erke, iktidar, yetenek

    Türkçe-Arapça Sözlük > kudret

  • 9 aşmak

    1. أعدى [أَعْدَى]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    2. اجتاز [اِجْتازَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    3. اجتسر [اِجْتَسَرَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    4. اختطى [اِخْتَطَى]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    5. اعتدى [اِعْتَدَى]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    6. تجاوز [تَجَاوَزَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    7. تخطى [تَخَطَّى]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    8. تعدى [تَعَدَّى]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    9. جاز [جازَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    10. جاوز [جاوَزَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    11. جسر [جَسَرَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    12. عبر [عَبَرَ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    13. مر [مَرَّ]
    Anlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek

    Türkçe-Arapça Sözlük > aşmak

  • 10 müşkül

    1. شاق [شاقّ]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    2. صعب [صَعْب]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    3. عسر [عَسِر]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    4. عسير [عَسِير]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    5. عصيب [عَصِيب]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    6. متعب [مُتْعِب]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    7. متعذر [مُتَعَذِّر]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    8. متعسر [مُتَعَسِّر]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    9. مجهد [مُجْهِد]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    10. مستصعب [مُسْتَصْعَب]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    11. معقد [مُعَقَّد]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    12. نكير [نَكِير]
    Anlamı: güç, zor, çetin
    13. عويص [عَوِيص]
    Anlamı: güç, zor, çetin

    Türkçe-Arapça Sözlük > müşkül

  • 11 muğlak

    1. إشكالي [إِشْكالِيّ]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    2. عسر [عَسِر]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    3. عصيب [عَصِيب]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    4. غامض [غامِض]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    5. غلق [غَلِق]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    6. مبهم [مُبْهَم]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    7. متعذر [مُتَعَذِّر]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    8. متعسر [مُتَعَسِّر]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    9. مستغلق [مُسْتَغْلِق]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    10. معجم [مُعْجَم]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    11. مغلق [مُغْلَق]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık
    12. عويص [عَوِيص]
    Anlamı: anlaşılması güç, çapraşık

    Türkçe-Arapça Sözlük > muğlak

  • 12 meşakkatli

    1. عسر [عَسِر]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    2. عسير [عَسِير]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    3. متعذر [مُتَعَذِّر]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    4. متعسر [مُتَعَسِّر]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    5. مجهد [مُجْهِد]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    6. مستصعب [مُسْتَصْعَب]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    7. مضن [مُضْنٍ]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    8. معقد [مُعَقَّد]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    9. منهك [مُنْهِك]
    Anlamı: güç, sıkıntılı
    10. ناصب [ناصِب]
    Anlamı: güç, sıkıntılı

    Türkçe-Arapça Sözlük > meşakkatli

  • 13 takat

    1. إمكان [إِمْكان]
    Anlamı: güç, kuvvet
    2. إياد [إِيَاد]
    Anlamı: güç, kuvvet
    3. اقتدار [اِقْتِدار]
    Anlamı: güç, kuvvet
    4. تمكن [تَمَكُّن]
    Anlamı: güç, kuvvet
    5. حول [حَوْل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    6. طائل [طائِل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    7. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    8. قبل [قِبَل]
    Anlamı: güç, kuvvet
    9. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: güç, kuvvet
    10. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: güç, kuvvet

    Türkçe-Arapça Sözlük > takat

  • 14 başat

    1. أرجح [أَرْجَح]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    2. بارع [بارِع]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    3. راجح [راجِح]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    4. سائد [سائِد]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    5. طاغ [طاغٍ]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    6. غالب [غالِب]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    7. غلاب [غَلَّاب]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    8. متفوق [مُتَفَوِّق]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant
    9. ممكن [مُمْكِن]
    Anlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant

    Türkçe-Arapça Sözlük > başat

  • 15 hâl

    1. بأس [بَأْس]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    2. تصرف [تَصَرُّف]
    Anlamı: davranış, tutum, tavır
    3. حول [حَوْل]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    4. سلوك [سلوك]
    Anlamı: davranış, tutum, tavır
    5. سيرة [سِيرَة]
    Anlamı: davranış, tutum, tavır
    6. طائلة [طائِلَة]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    7. طاقة [طاقَة]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    8. طول [طَوْل]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    9. ظرف [ظَرْف]
    Anlamı: durum, vaziyet
    10. قدرة [قُدْرَة]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    11. مراس [مِرَاس]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    12. مرة [مِرَّة]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    13. مسلك [مَسْلَك]
    Anlamı: davranış, tutum, tavır
    14. مقدرة [مَقْدِرَة]
    Anlamı: güç, kuvvet, takat
    15. موقف [مَوْقِف]
    Anlamı: durum, vaziyet
    16. وضع [وَضْع]
    Anlamı: durum, vaziyet

    Türkçe-Arapça Sözlük > hâl

  • 16 karışık

    1. توليفة [تَوْليفة]
    2. خلط [خِلْط]
    3. خلطة [خَلْطَة]
    4. خليط [خَلِيط]
    5. شوب [شَوْب]
    6. صعب [صَعْب]
    7. عسر [عَسِر]
    8. عسير [عَسِير]
    9. مبلبل [مُبَلْبَل]
    Anlamı: kargaşa, çalkantı içinde olan
    10. متبلبل [مُتَبَلْبِل]
    Anlamı: kargaşa, çalkantı içinde olan
    11. متعب [مُتْعِب]
    12. متعسر [مُتَعَسِّر]
    13. متنوع [مُتَنَوِّع]
    14. مختلط [مُخْتَلِط]
    15. مختلط [مُخْتَلِط]
    Anlamı: kargaşa, çalkantı içinde olan
    16. مخلط [مُخَلَّط]
    17. مخلط [مُخَلَّط]
    Anlamı: kargaşa, çalkantı içinde olan
    18. مخلوط [مَخْلُوط]
    19. مزيج [مَزِيج]
    20. مستصعب [مُسْتَصْعَب]
    21. مشوب [مَشُوب]
    22. مشوش [مُشَوَّش]
    Anlamı: kargaşa, çalkantı içinde olan
    23. مضطرب [مُضْطَرِب]
    Anlamı: kargaşa, çalkantı içinde olan
    24. معقد [مُعَقَّد]
    25. ممتزج [مُمْتَزِج]
    26. ممزوج [مَمْزُوج]
    27. عويص [عَوِيص]

    Türkçe-Arapça Sözlük > karışık

  • 17 kompleks

    1. شاق [شاقّ]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    2. عصيب [عَصِيب]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    3. متعب [مُتْعِب]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    4. متعذر [مُتَعَذِّر]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    5. متعسر [مُتَعَسِّر]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    6. مرهق [مُرْهِق]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    7. نكير [نَكِير]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan
    8. عويص [عَوِيص]
    Anlamı: hemen kavranamayan, çözümü güç olan

    Türkçe-Arapça Sözlük > kompleks

  • 18 çapraşık

    1. عسر [عَسِر]
    2. غلق [غَلِق]
    3. متعسر [مُتَعَسِّر]
    4. مستغلق [مُسْتَغْلِق]
    5. معقد [مُعَقَّد]
    6. عويص [عَوِيص]

    Türkçe-Arapça Sözlük > çapraşık

  • 19 çetin

    1. صعب [صَعْب]
    2. عسر [عَسِر]
    3. متعسر [مُتَعَسِّر]
    4. مستصعب [مُسْتَصْعَب]
    5. معقد [مُعَقَّد]
    6. عويص [عَوِيص]

    Türkçe-Arapça Sözlük > çetin

  • 20 çetrefil

    1. صعب [صَعْب]
    2. عسير [عَسِير]
    3. متعسر [مُتَعَسِّر]
    4. مستصعب [مُسْتَصْعَب]
    5. معقد [مُعَقَّد]
    6. عويص [عَوِيص]

    Türkçe-Arapça Sözlük > çetrefil

См. также в других словарях:

  • gücənmə — «Gücənmək»dən f. is …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • GUC — may refer to either of the following: * The IATA code for Gunnison Crested Butte Regional Airport * German University in Cairo, a private university in Egypt …   Wikipedia

  • gȗc — m 〈N mn gùcovi, G gùcōvā〉 razg. mali gutljaj …   Veliki rječnik hrvatskoga jezika

  • guc — gȕc m <N mn i, G gȗcā> DEFINICIJA pov. reg. morski drveni brodić na vesla i jedro, pramac i krma jednako oštra oblika ETIMOLOGIJA tal. gozzo …   Hrvatski jezični portal

  • guc — gȗc m <N mn gùcovi, G gùcōvā> DEFINICIJA razg. mali gutljaj ETIMOLOGIJA ekspr …   Hrvatski jezični portal

  • güc — is. 1. Canlıların əzələlərini gərginləşdirmə vasitəsilə fiziki hərəkətlər etmə qabiliyyəti; insanın (heyvanın) fiziki enerjisi, qüvvəsi; qüvvə. Görsün mən dəlinin indi gücünü. «Koroğlu». Gücünə bax, şələni bağla. (Ata. sözü). Güc almaq –… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • güç — 1. sf. 1) Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül Eski yazıyı öğrenmek güç bir işti. 2) zf. Zorlukla Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu Birleşik Sözler gücü gücüne güçbeğenir güç bela Atasözü, Deyim ve Birleşik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gücənmək — f. 1. Güc sərf etmək, güc vurmaq. Stolu qaldırmaq üçün gücənmək. – . . Deyib Hacı birdən bərk bərk gücəndi; Yumruğu Əjdərin ağzına endi. H. K. S.. 2. məc. Cəhd etmək, çox çalışmaq. Sərdar Rəşid bu son sözümün cavabını vermək üçün xeyli gücəndi. M …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • GUC —   Sigles d’une seule lettre   Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres   Sigles de quatre lettres   Sigles de cinq lettres   Sigles de six lettres   Sigles de sept… …   Wikipédia en Français

  • güc-bəla — z. Çox çətinliklə, böyük əziyyətlə; zorla. Güc bəla onları gətirib yola; Deyirəm: – Adıma vurmayın ləkə! S. Rüst.. . . Sarı keçi bir günü acgöz acgöz çox yaman tıxdı, güc bəla evə döndü. S. R …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • GUC — Das Kürzel GUC steht für: German University in Cairo, eine deutsche Hochschule in Ägypten Grand Union Kanal (englisch: Grand Union Canal), ein Kanalsystem in England, zwischen London und Birmingham eines der Codons des genetischen Codes den IATA… …   Deutsch Wikipedia

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»